Pazar, Şubat 1, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Kadın

Anadil mi Babanın Yasası mı?

Atiye Kalkan by Atiye Kalkan
08/03/2024
in Kadın, Manşet Haberler, Yazarlar
A A
1
Anadil mi Babanın Yasası mı?
0
SHARES
530
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

Atiye Kalkan

 

Kültür, egemen kesimin görüşüne hizmet ederek sınıf farklılıklarını, cinsiyet eşitsizliklerini normalleştirir. Kültürü dilden bağımsız düşünmek ise olanaklı değildir; çünkü bir toplumun düşünsel sınırları dilinin gelişimiyle de bağlantılıdır. Düşüncenin oluşmasının kaynağı olan dil en etkili meşrulaştırma araçlarından biri olduğu içindir ki güçlü bir kontrol aracı olarak kullanılır. Üretilen dil aracılığıyla toplumun otoriteye itaat etmesi, iktidarca yüceltilen değerlere saygı duyması, dışlanan değerlerin ise ötekileştirilmesi sağlanır.

Michel Foucault’ya göre, “gerçek dil”, dilin oluşum ve gelişimini kontrolünde tutan insan ve kurumlar tarafından gerçek olmasına izin verilen dildir. Yani dil güce dayalıdır, dolayısıyla da kimin konuştuğuna bağlı olarak biçim değiştirir. Ancak egemen konumda olanlar görüş üretebilir ya da görüşlerini egemenlikleri nedeniyle kabul ettirebilirler. Konuya toplumsal cinsiyet eşitsizliği bağlamında baktığımızda dil üretiminin egemen cinsin değerlerine göre biçimlendiği ve ataerkil bir dille sarmalanmış olduğumuz gerçeğiyle karşılaşırız. Çünkü ataerkil kültür dilini de dayatır ve kadının ötekileştirilmesine hizmet eder.

Her ne kadar insanın içine doğduğu dile “anadili” dense de aslında bu babanın yasasının geçerli olduğu, eril söz dizimsel düzen tarafından kontrol edilen bir dildir. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğini kurup sürekli yeniden üretir ve bu eşitsizliği normalleştirerek meşrulaştırır. Ataerkil dil yaşamın her düzeyinde gösterir kendini. Belli kadın imgeleri yaratarak edebiyatta, müzikte, resimde, sinemada sürekli kendini yineler. Medya ise bu dilin tekrar tekrar içselleştirilmesinde önemli bir rol üstlenir.

Egemen kültür, ideolojisini topluma dikte etmede edebiyata çok sık başvurur. Çünkü edebiyat, düşüncenin sözcüklere, yazıya dökülmesidir; bir takım metaforlar kullanması, söz sanatları gibi özelliklere sahip olması nedeniyle belleklerde kendine daha kolay yer bularak söylemin yarınlara aktarılmasını sağlar. Ataerkil ideoloji,  kapitalizmle katmerlenerek edebiyatla gelecek kuşaklara aktarılır. Egemen ataerkil söylemin kuşaklara aktarılması ve toplumu etkilemesi bağlamında, dönemlerinin düşüncelerini yansıtmaları bakımından bazı yazar ve filozofların kadın hakkındaki düşüncelerini yansıtan bazı ifadelerine bakalım.

 

Pythagoras: “Düzeni, ışığı ve erkeği yaratan kural ne kadar iyiyse, karışıklığı, karanlığı, kadını meydana getiren kural da o derece kötüdür.” der. Tartulian ve Aziz John gibi Hıristiyanlar kadını şeytan olarak görürler. Kadın felakete sürükleyendir. Bütün vahşi hayvanların en fenasıdır. Yarım kalmış yaratıktır. Rousseau’ya göre, kadının görevi bir eş ve anne olmaktan ibarettir; erkeğine mahsul vermeli ve onun her türlü davranışına katlanmalıdır.

“Bir Baba her zaman bir Tanrıdır” diyerek babayı kutsayan Nietzsche, “Cengaver tehlikeyi ve sporu sever. İşte bu sebeple de kadına aşıktır. Çünkü kadın, sporların en tehlikelisidir.” der. Ona göre kadının yeri evi olmalıdır; kadın evinde oturmalı ve kocasına hizmet etmelidir. “Erkek savaş için eğitilmeli; kadınsa savaşçıyı dinlendirmek için, gerisi deliliktir.”

Balzac, “Evlilik Felsefesi” adlı eserinde kadınların erkeklerden gelen her şeye katlanması gerektiğini savunur: “Kadınların söylenmelerine, ağlamalarına, çektikleri acılara hiç aldırmayın; tabiat onları bizim için yaratmış. Böylece her şeyimize katlanmak zorundalar: Erkeklerin verdiği çocuklara, ıstıraplara, sancılara…”

Kato: “Eğer karını seni aldatırken yakalarsan, onu yargılamadan öldürebilirsin ve en küçük bir ceza yemezsin; ama eğer sen karını aldatırsan, karın senin kılına bile dokunamaz.” diyerek tarihin en uzun ve değişmez çifte standardını yineler.

Hesiodos ise: “Kendini bir kadına emanet eden, bir hırsıza emanet etmiş demektir.” diyerek kadının hilekarlığına işaret eder.

Aristotales’e göre: “Köle, tartışıp karar verme özgürlüğünden tümüyle yoksundur, kadın buna sahiptir ama zayıf, etkisizdir.” Bütün Ortaçağ’ın bu ünlü filozofun felsefesi ışığında geçmiş olduğu düşünüldüğünde bu sözlerin önemi daha çok ortaya çıkar.

Goethe’ye göre:  “Kadınlar hiçbir düşünceye yeterli değillerdir.”  Yine aynı Goethe: “Tuhaftır, bir kadını kabul edebileceği en yüksek mevkiye koyan erkeği kınıyorlar; ev idaresinden daha yüksek mevki nedir?…” diyerek kadının kamusaldan uzaklaştırılarak ev içi alana hapsedilmesini bir anlamda kutsar.

“Ne olursan ol yine gel!” diyen Mevlana, önce “Kadın Tanrı ışığıdır sevgili değil… Kadın yaratıcıdır, yaratılmış değil!” diyerek bizi şaşırtır ama hemen ardından tarihin en uzun ayrımcılığına yenik düşer ve: “Görünüşte su nasıl ateşten üstünse, sende kadından üstünsün; fakat hakikatte ona mağlupsun, sen onu istemektesin.” diyerek erkek üstünlüğüne vurgu yapmaktan kendini alamaz.

Konfüçyüs evladın ana babasına olan ödevini, uyruğun hükümdarına ve kadının kocasına olan ödevine benzetir.

Schopenhauer, “… Erkeklerin uzun yıllar bin bir güçlükle çabalayıp didinerek elde ettiği servetin ölümünden sonra, tereke olarak akıl eksiklikleri yüzünden ya kısa zamanda yoktan yere heba edecek yahut başka türlü ellerinden uçup gidecek olan kadınların eline geçmesi yaygınlığı ölçüsünde büyük bir adaletsizliktir ve kadınların mirasçılık hakları sınırlanarak bunun önüne mutlaka geçilmelidir…” der. Çok eşliliği de destekler Schopenhauer ve hatta bunun tartışılacak bir yanı olmadığını söyler.

Bu kadar aşağılama yanında kadın için iyi sözler eden birkaç yazar da vardır: Mallarme “Toplumları yaratan kadınlardır.” demiştir. Saint Simon’a göre kadın ve erkeğin eşitliği yalnız politik bir ilkedir. Fourier ise Dört Hareket Teorisi’nde “Toplumsal ilerleme ve çağ değişmeleri, kadınların özgürlüğe doğru ilerleyişiyle orantılıdır. Toplum alanında gerilemeler ise kadınların özgürlüğünün azalmasıyla meydana gelirler. Kadın imtiyazlarının genişlemesi, tüm toplumsal ilerlemenin genel ilkesidir.” der.

Helvetius, kadının ikincilliğini eğitimsizliğine bağlar. Condorcet, kadınların siyasi yaşama katılmaları ve aynı kültüre sahip olmaları gerektiğini savunur.

Engels: “Analık hukukunun yıkılışı, kadın cinsinin büyük tarihsel yenilgisi oldu. Evde bile, yönetimi elde tutan erkek oldu; kadın aşağılandı, köleleşti ve erkeğin keyif ve çocuk doğurma aracı haline geldi. Kadının özellikle Yunanların kahramanlık çağında, sonra da klasik çağda görülen bu aşağılanmış durumu, giderek süslenip püslendi, aldatıcı görünüşlere sokuldu, bazen yumuşak biçimler altında saklandı; ama hiçbir zaman ortadan kaldırılmadı.”  der. Engels’in de belirttiği gibi kapitalist ataerkil ideolojinin janjanlı aldatıcı görünüşleriyle kadın köleleştirilmeye çalışılmış ve gönüllü itaate itilmiştir.

Görüldüğü gibi kuşatıcı, mülkiyetçi kurgulanmış diliyle kapitalist ataerkil ideoloji kadını kendi istediği gibi şekillendirmek istemiş ve bin yıllardır bunu başarmıştır. Yarattığı kadının çerçevesi dışına çıkanı ise dışlamış, cezalandırmıştır. Kapitalist ataerkil ideolojinin kutsadığı kadın, boyun eğen, efendi-köle ilişkisi çerçevesindeki kadındır. Kapitalist ataerkil ideoloji, kadına sürekli kim olduğunu söylemiş ve dikte ettiği kimlik çerçevesinde yaşamasını sağlayarak onun kendi iç sesini dinlemesini unutturmuştur. Kadını kamusaldan alıp “yuvayı yapan dişi kuş” a dönüştürerek özgürlüğünü elinden almış, onu istediği gibi şekillendirmiştir ve romanla, şiirle, masalla, sinemayla, medyayla da şekillendirmeye devam etmektedir.

Bir cinsi diğer cinsten daha üstün görerek her türlü ayrımcılık yapma hakkı bulan; bir toplumu diğer toplumdan üstün görerek savaşları, katliamları kutsayan bir dildir ataerkil ideolojinin dili. Kadınların, kendi dişil diline sahip çıkmasının, kendi kapsayıcı dişil dilini üretmesinin vaktidir. Apollon’dan çok önce “Kendini Bil” diyen Delphy Sibyl’ının kadim sesine kulak verip kendi adını koymasının ve barışçıl, dişil değerlerin egemen olduğu bir dünyaya yelken açmasının vaktidir artık!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’müz kutlu olsun!

Tags: 8 Mart Dünya Kadınlar GünüAtiye KalkanKadın
Previous Post

Halk Perişan, Türkiye “Ultra Zengin” Sayısının En Çok Arttığı Ülke

Next Post

Yılmaz Erdoğan ile Söyleşi 2. Bölüm

Next Post
Yılmaz Erdoğan ile Söyleşi 2. Bölüm

Yılmaz Erdoğan ile Söyleşi 2. Bölüm

Comments 1

  1. Dr. Canan ERTÜBEY ERKAN says:
    2 yıl ago

    Sevgili Atiye, paylasimin icin cok tskler…
    yazini okudum, cok begendim.. Husnu hoca da… sevdiklerimle de paylaştım gururla…
    ayrintili bir arastirma… kutluyorum her zamanki arastirmaci, sorgulayici yaklasimini ortaya koymussun 👏🧿📚📈basarilarin devamli olsun 🙏🙏🙏 Svglerimle 💖💞💕

    Yanıtla

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güncel Haberler

“Yazı Kalır, Söz de…”: Mehmet Altun Cafe Sekiz’de okurlarıyla buluşuyor
Kültür Sanat

“Yazı Kalır, Söz de…”: Mehmet Altun Cafe Sekiz’de okurlarıyla buluşuyor

31/01/2026
Sessizliğin katmanları Teşvikiye’de açılıyor: Yonca Saraçoğlu’ndan “Untold Tales”
Kültür Sanat

Sessizliğin katmanları Teşvikiye’de açılıyor: Yonca Saraçoğlu’ndan “Untold Tales”

31/01/2026
DSÖ: Hindistan’daki Nipah virüsü vakaları izleniyor, küresel risk düşük
Manşet Haberler

DSÖ: Hindistan’daki Nipah virüsü vakaları izleniyor, küresel risk düşük

31/01/2026
ABD basını: Trump, İran’a yönelik saldırı emrini pazar günü verebilir
Dünya

ABD basını: Trump, İran’a yönelik saldırı emrini pazar günü verebilir

31/01/2026
CHP’nin “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin şubat ayındaki ilk adresi Çorum oldu
Manşet Haberler

CHP’nin “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin şubat ayındaki ilk adresi Çorum oldu

31/01/2026

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik