Cuma, Nisan 24, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Sağlık

Gerçekten Bir Bilince Sahip miyiz?

Sonhaber by Sonhaber
05/02/2020
in Sağlık, Sanat
A A
0
Gerçekten Bir Bilince Sahip miyiz?
0
SHARES
2
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

Yazar Michael S. A. Graziano

İnsanlığın sahip olduğu en temel 3 bilimsel sorudan 2’si cevaplandı.

Bunlardan ilki, evrenin geri kalanı içerisindeki yerimiz nedir? Kopernik bunu cevapladı. Merkezde değiliz. Devasa bir alan içerisinde ufacık bir toz zerreciğiyiz.

İkinci soru, yaşamın çeşitliliği içerisindeki yerimiz nedir? Bunu da Darwin cevapladı. Biyolojik açıdan bakacak olursak, özel bir yaratımın ürünü değiliz. Evrim Ağacı’nın ucundaki ufak bir dal parçasıyız.

Üçüncüsü ise, zihinlerimizin fiziksel dünyayla bağlantısı nedir? Burada, henüz nihai bir cevaba ulaşabilmiş değiliz. Vücut ve beyin hakkında bir şeyler biliyoruz. Peki ya içimizdeki öznel yaşam hakkında? Bir kameraya bağlanmış bir bilgisayar düşünün. Işığın dalgaboyundan gelen veriyi işleyerek çimlerin yeşil renkte olduğuna karar verebilir. Ancak biz insanlar, aynı zamanda o yeşilliği deneyimleriz de… İşlediğimiz bilgilere dair farkındalığımız vardır. Bizlerle ilgili bu gizemin nedeni nedir?

 

Bu konuda bugüne kadar birçok teori ileri sürüldü; ancak hiçbiri bilimin tüm testlerini geçemedi. Bana kalırsa bilince dair perspektifimizi değiştirmemiz gerekiyor olabilir. Saf ve benmerkezci (egosentrik) bir bakış açısından, şüpheci (skeptik) ve birazcık da rahatsızlık verici bir bakış açısına geçmeliyiz: aslında, var olduğunu sandığımız içsel hislerimizin hiçbirinin olmadığı bir bakış açısına…

  1. yüzyıldan bir grup akademisyenin beyaz ışığı saflaştırarak tüm renklerden arındırmak üzerine bir tartışma sürdürdüklerini düşünün. Hiçbir zaman bilimsel bir cevaba ulaşamayacaklardır. Neden? Çünkü görünüşü bir yana dursun, beyaz ışık saf değildir. Newton’un sonradan keşfettiği gibi beyaz ışık,diğer tüm renklerin bir karışımının sonucudur. Akademisyenler, beyinlerinin görsel sisteminden gelen hatalı bir varsayımdan ötürü bu şekilde düşünmektedirler. Beyaz ışık hakkındaki bilimsel gerçek (saf olmadığı gerçeği), beynimizin onu nasıl algıladığından bağımsızdır.

Beynimiz, etrafımızdaki nesnelerle ilgili modeller (ya da karmaşık bilgi paketleri) oluşturur ve bu modeller çoğu zaman isabetli değildir. Particia S. Churchland ve Daniel C. Dennett gibi bunu fark eden filozoflar, bilinçle ilgili yeni bir perspektifin doğmasına neden olmuşlardır. Ben bunu şöyle izah ediyorum:

 

Beynimiz bir bilgiyi işleme seviyesinden, o bilgiden öznel olarak farkında olma seviyesine nasıl geçer? Cevap şudur: geçmez. Beyin, doğru olmayan bir sonuca varmıştır. İç gözlem yaptığımızda ve farkındalık, bilinç, yeşili yeşil, acıyı acı yapan şeyin hayalet benzeri bir şey olduğunu bulduğumuzda, bizlerin bilişsel mekanizması içsel modellere erişiyordur ve bu modeller hatalı bilgiler vermektedir. Bu mekanizma, büyülü gibi gözüken bir özellikle ilgili detaylı bir hikayeyi hesaplamaktadır. Beynin, iç gözlem sonucu bu hikayenin hatalı olduğunu sonucuna varması mümkün değildir. Çünkü iç gözlem, her seferinde zaten hatalı olan bir bilgiye dayanarak yapılmak zorundadır.

Bu paradoksa itiraz edebilirsiniz. Eğer farkındalık hatalı bir izlenimse de, yine de bir izlenim değil midir? Ve bir izlenim, sonuçta bir farkındalık türü değil midir?

Ancak buradaki argüman, öznel izlenimlerin olmadığı, sadece bir veri-işleme aleti içerisindeki bilgiden ibaret olduğu üzerinedir. Kırmızı bir elmaya baktığımızda, beyin renkle ilgili bilgileri işler. Aynı zamanda benliğimizle ilgili özellikleri ve öznel deneyimimizin (fiziksel olarak tutarsız) özelliklerini de işler. Beynin algısal mekanizması, birbiriyle bağlantılı olan bilgilere ulaşır ve birkaç sonuca varır: bir benlik vardır ve o benim. Civarımda kırmızı bir şey var. Öznel deneyim diye bir şey var. Ve benim o kırmızı şeye dair bir deneyimim var. Algı, bu içsel modellere tutsaktır. Böyle bir beynin öznel bir deneyim sonucuna varması kaçınılmazdır.

Bu yaklaşımın sağduyuya ve beklentilere aykırı olduğuna katılıyorum. Bunun bir sebebi, mantığında bir boşluk bulunmasıdır: Eğer ki beynimizde öznel bir farkındalık yoksa, öznel farkındalık ile ilgili bilgileri işleyip, bu bilgileri kendisiyle ilişkilendirmek için neden boşuna enerji harcıyor?

İşte burada benim araştırmalarım devreye giriyor. Princeton Üniversitesi’ndeki laboratuvarımızda ben ve meslektaşlarım bilincin “dikkat şeması” teorisi adını verdiğimiz bir teori geliştirmeye çalışıyoruz. Bu teori, öznel farkındalıkla ilgili beyin işlemlerinin neden faydalı olduğunu ve karmaşık bir beyinde neden evrimleştiğini açıklayabilmemizi sağlayabilir. Şöyle ki:

 

Tekrar renk ve dalga boyu örneğini ele alalım. Dalgaboyu gerçek, fiziksel bir olgudur. Renk ise gerçeğin beyindeki yaklaşık olan, birazcık hatalı bir modelidir. Dikkat Şeması Teorisi dahilinde, dikkat fiziksel bir olgudur, farkındalık ise dikkatin beyin içerisindeki yaklaşık olan, birazcık hatalı modelidir. Sinirbilimde dikkat, bazı sinyalleri diğerlerini görmezden gelmek pahasına ön plana çıkarma sürecidir. Bir tür kaynakları odaklama yöntemidir. Dikkat: bir bilgisayar içerisine programlanabilen, gerçek ve mekanistik bir olgudur. Farkındalık; dikkatin, beynimizdeki içsel modeller ne kadar doğruysa o kadar isabetli olabilen karikatürize bir versiyonudur.

Bu teori dahilinde farkındalık bir illüzyon değildir. Bir karikatürdür. Bir şeyler (dikkat gibi), gerçekten vardır. Farkındalık ise onun bozuk bir versiyonudur.

Beynimizin yaklaşık da olsa bir modele sahip olmaya ihtiyaç duymasının nedeni, onu verimli bir şekilde kontrol etmek olabilir. Bir sistem, kontrol etmeye çalıştığı şeyin kaba da olsa bir modeline ihtiyaç duyar. Bir diğer neden ise diğer varlıkların davranışlarını tahmin etmek olabilir. Beynimiz, dikkat de dahil olmak üzere diğer beyin durumlarını modellemeye ihtiyaç duyar. Bu teori, sosyal sinirbilimler, dikkat araştırmaları, kontrol teorisi ve benzeri alanlardan gelen delilleri bir arada toplamaktadır.

Neredeyse diğer tüm bilinç teorileri, dikkat ile ilgili beklentilerimiz ve sağduyularımıza dayalı geliştirilmiştir. Tıpkı ışığın saf olduğuna dair beklentilerimiz gibi, dikkate dair beklentilerimiz de beynimizin derinliklerinde hesaplanan bilgilerden gelir. Ancak beyin, gerçekte olan şeylerin karikatürize modellerini hesaplayabilir. Ve tıpkı renklerde olduğu gibi, bilinçte de aynı durum görülür: Sağduyularımızla ve beklentilerimizle ilgili şüpheci olmak en iyisidir.

 

Tags: bilinc
Previous Post

Rant, ihale, Bağış: Dünyada ve Türkiye`de « Yandaş Kapitalizm»

Next Post

Bali: Düşmanlarımızın yerine kardeşlerimize taviz verelim

Sonhaber

Sonhaber

Yazarın Diğer Yazıları

Hangisi bilincimiz?
Manşet Haberler

Hangisi bilincimiz?

26/07/2021
Next Post
Bali: Düşmanlarımızın yerine kardeşlerimize taviz verelim

Bali: Düşmanlarımızın yerine kardeşlerimize taviz verelim

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

GÜÇLÜLERİN “KADERİNİ” DEĞİŞTİREN COĞRAFYA

GÜÇLÜLERİN “KADERİNİ” DEĞİŞTİREN COĞRAFYA

by Salih Zeki Tombak
23/04/2026
0

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıyla başlayan savaş üzerine yazdığım üç bölüm halindeki yazının üçüncü bölümünde, ABD’nin kısaca Centcom diye bilinen...

ABD’den İran’a deniz kıskacı: CENTCOM 31 gemiyi geri çevirdiğini açıkladı

ABD’den İran’a deniz kıskacı: CENTCOM 31 gemiyi geri çevirdiğini açıkladı

by Sonhaber
23/04/2026
0

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, İran limanlarına yönelik deniz ablukası kapsamında yeni bir açıklama yaptı. Kurum, şimdiye kadar toplam 31 geminin...

Okullarda yeni dönem: Her okula güvenlik kurulu, öğrencilere siber takip geliyor

Okullarda yeni dönem: Her okula güvenlik kurulu, öğrencilere siber takip geliyor

by Sonhaber
23/04/2026
0

İçişleri Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı, okul saldırılarının ardından güvenlik önlemlerini artırmak amacıyla yeni bir protokole imza attı. Mustafa Çiftçi,...

Okulda silah alarmı: 5. sınıf öğrencisi 3 gün tabancayla derse girdi

Okulda silah alarmı: 5. sınıf öğrencisi 3 gün tabancayla derse girdi

by Sonhaber
23/04/2026
0

Ankara’nın Sincan ilçesinde bulunan Andiçen Mahallesi’ndeki bir ortaokulda yaşandığı öne sürülen olay, okul güvenliği tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Sözcü'de yer alan...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik