Bir zamanlar türkücü İsmail Türüt’ün Plan Yapmayın Plan diye garip bir türküsü vardı. Müzik arşivimizde olmasa da sağda solda bu türkünün mısraları çalınırdı kulağıma. Türkü bize hitap etmese de bir bakıma bu topraklara uygundu. Nasıl ki Bizans’ta entrika, Osmanlı’da oyun bitmediyse memlekette de plan-entrika-oyun bitmiyor. Aslını inkâr eden haramzadeymiş!
***
Son yerel seçim sonuçları hazmedilemeyince ve üstelik muhalif belediyelerin çoğu da halk yararına birer demokratik mevzi olarak kullanılınca, bu durum endişe yarattı. Gidişat hayra âlamet değildi. Halk uyanıp da derse ki, Adamlar her şeye rağmen ne güzel işler yapıyorlar! Sonrasında da İlk seçimlerde bunları bir deneyelim bakalım, derlerse bu işin şakası olmazdı. Şakayı tadında bıraktırmak lâzımdı ve hazımsızlığın yarattığı rahatsızlığı gidermek için çeşitli malzemelerden bir terkip yapıldı ve düğmeye basıldı.
Aslında olan, demokrasi içinde giderilemeyen hazımsızlık, her yol mubah planıyla harekete geçilip çalan tehlike çanlarını erkenden susturmak çabasıydı.
Görünen, siyasi arenada yerelden genele uzanan bir siyasi mücadeleydi. Ama bu işin tarihsel olarak kökenini İttihat Terakki ile Hürriyet ve İtilaf çekişmesine, mücadelesine benzetenler de var…
***
Görünüşte yerelden başlayan mücadele aynı zamanda muhalefet kesimi için büyük bir turnusol kağıdı oldu ve bu hâl sürecek. Muhalif kesim içinde önemli bir yer kapsayan Kürt Hareketi ve legal partisi kurucu önderlerinin inisiyatifi ve yönlendirmesiyle yeni süreçten olumlu bir şey çıkabilir düşüncesiyle şimdilik nötr hâllerini korumaktalar.
Rahmetli Sırrı S.Önder’in ve Demirtaş’ın Seni başkan yaptırmayacağız, yaklaşımının hata olarak görüldüğü naklediliyorsa ve hatta tek adamlık aynı kişiyi ilgilendirmiyorsa, bu kesimin bu nötr hâlinin yeni bir Dolmabahçe Olayına dek sürmesi muhtemel görünüyor.
Muhalefette yer alan sosyalist kesim içinde CHP’yi oldum olası şiddetle eleştirip, küçümseyenler için de geldiğimiz süreçte CHP baş yaran ummadık taş oldu! CHP’nin bu ummadık taş mertebesine erişip şaşkınlık yaratması iktidar için de şok oldu aynı zamanda.
***
2002’den beri ana muhalefet partisinin bu süreçteki siyasi mücadele portföyüne kim baksa, başarısız olduğuna kâni olur. Eskiden Spor Toto’da 13 maçın sonucunu bilene büyük ikramiye verilirdi. İşte bu 2010-2023 arası dönemde 13 seçim yenilgisi alan başkana herhangi bir ikramiye verildi mi bilemiyorum.
Az kaldı, 15 Eylül günü güçlü bir ihtimalle bu parti başkanı Genel Başkan olarak gittiği partiye kayyım olarak gelecek. Bu geliş onun için belki de büyük bir ikramiyedir! Yaslı gidip şen gelmek midir bu? Ancak en büyük ikramiyeyi kazanacak olanın ipleri ellerinde tutanların olacağı malumdur.
Onun tarafından söylenenler; parti içi seçimlerde siyasi mücadele dışı araçlar, yöntemler kullanıldığı… İyi de kendi döneminde partinin delege yapısı, partinin sahip olduğu ve belediyelerin imkânları kullanılarak ve dahası mezhep bağı kafakoluyla değiştirilip, güya eleştirdiği tek adamlığın partide yansıması olmadı mı?
***
Bir insan yemek yediği kaba niye tekme atar? Siyasi arenada bunun yapılmasının sebepleri aşağı yukarı siyasi tarihimizdeki operasyonlardan bellidir. Kaset, dosya, kilo işi altın (Güneş Motel olayı),… İnsanın nasıl bir açığı olmalı ki torun sevecek yaşta bu hâllere düşülsün? Dile getirilmeyen bu neyin hırsı, kini? Yoksa, halkın bilmediği ulvi bir görevi mi var bu hâle düşen kişinin?
Katil cinayet mahalline geri dönermiş. Katil olmak için ille de bir canlıyı öldürmek gerekmez. Halkın umudunu defalarca boşa çıkarmak da sosyal cinayettir. Umut katilinin zoraki hukuk paraşütüyle olay mahalline dönüp yarım kalan işini tamamlaması gerekiyormuş demek ki. Bu hâle düşen insanın durumunu psikologlar, psikiyatrlar mesleki argümanlarıyla uzun uzun açıklarlar elbette. Ama zamanın ve kötülük ırmağının hızlı aktığı yerlerde daha çarpıcı sözlere, tanımlamalara ihtiyaç duyuyor insan. İnsan ruhunun sarrafı Dostoyevski diyor ki; Ya hatalarınla yüzleşirsin ya da hatalarınla yüzsüzleşirsin.
***
Bir ülkeyi uçurumun kenarına getirmek zor değildir. Zorluğu çıkaracak olan halkın iradesi ve müdahalesidir. Bir ülke uçurumun kenarına birilerinin de desteğiyle getirilince bazıları jetine, uçağına, helikopterine, yatına binip hizmet ettikleri merkezlerdeki köşklerine, villalarına gidebilirler. Geriye kalan % 99 halk kesiminin ise yaşadığı ülkeden başka gidecek yeri yoktur. Halkın umudunu satan düşkünler ise kendini kullananların kıtlama şekeri olacaktır sonunda. Herkes kendine yakışanı yapar.












