AKP ve İslami çevrelere kötü haber

HomeKadın

AKP ve İslami çevrelere kötü haber

KONDA’dan Ağustos 2020 İstanbul Sözleşmesi

 araştırması sonuçları

KONDA Ağustos’20 Barometresi’nin temalarından biri gündemde olan İstanbul Sözleşmesi tartışmaları ve bu çerçevede kadın meselesine dair toplumdaki değişimin ipuçlarını aramak idi.

KONDA Ağustos’20 Barometresi’nin saha çalışması Türkiye’nin 15 yaş üstü yetişkin nüfusunu temsil edecek deneklerin tercihlerindeki eğilim ve değişimleri belirlemek ve izlemek için tasarlandı. Araştırma kapsamında, 32 ilin merkez dâhil 110 ilçesine bağlı 206 mahalle ve köyünde 3569 kişiyle hanelerinde yüzyüze görüşüldü. Her bir mahallede gerçekleştirilen 18 anket için yaş ve cinsiyet kotası uygulandı.

İstanbul Sözleşmesi

 Kamuoyunda üzerinde iki kutuplu bir tartışmanın sürdüğü İstanbul Sözleşmesi konusunu bu ayki Barometre araştırmamız kapsamında iki farklı soru ile ölçmeye çalıştık; ayrıca, kadına şiddet ile ilgili daha önce sorduğumuz sorularla toplumsal değişim olup olmadığını tespit ettik.

Toplumun yüzde 35’i İstanbul sözleşmesinin içeriğini kısmen de olsa biliyor. Yüzde 62 net bir şekilde bilmediğini söylüyor. İstanbul sözleşmesine karşı tavrını sorduğumuzda da sözleşmeyi bilenlerin büyük çoğunluğu ‘sözleşmede kalınmalı’ diyor. Sözleşmenin ne olduğunu bilenlerin yüzde 16’sı “sözleşmeden çıkılmalı”, yüzde 84 ise “kalınmalı” diyor.

Erkek sever de döver de diyen yüzde 20 vardı, 5 senede yüzde 6’ya düşmüş…

En son 2015 Hayat Tarzları araştırmamızda sorduğumuz “Erkek sever de döver de” ifadesiyle ele aldığımız kadın şiddet konusunda Türkiye toplumunun arada geçen zamanda önemli bir gelişme kaydetti. Beş yıl önce bu ifadeyi ‘kesinlikle yanlış’ bulanlar yüzde 37 iken, yüzde 63’e çıkmış durumda. İfadeyi ‘doğru’ veya ‘kesinlikle doğru’ bulanların oranı ise bu ay itibariyle yüzde 6.

Namus için kanun dışına çıkılabileceğini düşünenler yüzde 45’ten yüzde 21’e düştü. Benzer bir şekilde dolaylı da olsa bu konuyla ilişkili olarak bir dikkat çekici değişim namus ve kanun çelişkisi üzerineydi. 2010 yılında toplumun yüzde 45’i konu namus meselesi olunca kanun dışına çıkılabileceğini söylüyordu. Bu ay sorduğumuzda bu oran yüzde 21’e düşmüş durumda. Bu yargıya katılma oranları dindarlıkla düz, eğitim ve gelirle ters orantılı. Yani, namus için kanun dışına çıkılabileceğini düşünenler dindarlık arttıkça artarken, eğitim ve gelir arttıkça azalıyor.

5 sene önce yüzde 80 “kadınların kıyafetlerine dikkat etmesi gerekiyor” diyordu. Bugün yüzde 32…

Kadınlara şiddetle ilgili 5-10 senelik çerçevede gördüğümüz olumlu gelişmelerden biri de kadınların kıyafetinin şiddet sebebi olarak değerlendirilmesiyle ilgili. 2015’te sorduğumuzda yüzde 80 kadınların tacize uğramamak için bulundukları ortamlarda giyimlerine dikkat etmeleri KONDA AĞUSTOS’20 – İSTANBUL SÖZLEŞMESİ 4 / 30 gerektiğini belirtiyordu. Tıpatıp aynı ölçekle ölçmememize rağmen bu oranın 5 sene sonrasında üçte bire kadar düştüğünü belirtebiliriz.

Toplumsal zihinde kadına şiddet ve namus konularında büyük değişim var.

İstanbul Sözleşmesi’nin oluşturduğu konular azımsanmayacak şekilde artan kadın cinayetleri sebebiyle bir süredir gündemdeydi. Yukarıda sözünü ettiğimiz olumlu yöndeki değişimde birçok kurum ve kuruluşun ısrarlı emeği olduğunu görmemek mümkün değil. Ancak, araştırma verilerinde başka hiçbir zaman rastlamadığımız bu kadar belirgin toplumsal fikir değişikliğini farklı açılardan da incelemek gerekeceğini düşünüyoruz. Zira bu değişim tüm demografik profillerde görülüyor olsa da halen siyasi kutuplaşma bu konuda önemli bir değişken rolü oynuyor.

Kanaatimiz, Türkiye toplumunun gecikmiş bir modernleşme yaşadığı, gecikmeyi kapamak için bu modernleşmenin telaşlı yaşandığı, hukukun üstünlüğüne ve ortak kadere inancın düşük olmasından dolayı da bu modernleşmenin oldukça savruk olduğudur. Hızla kentleşen ve metropolleşen ülkede kadın giderek gündelik hayatta daha fazla yer ve ağırlık kazanırken, zihni dönüşümün de tetikleyicisi konumunda. Artan ve görünür olan şiddet ve cinayet meseleleri belki de kadın meselesi olarak değil, değişen kadının rolü ve ağırlığı ile baş edemeyen erkekler meselesi olarak ele alınmalıdır.

KONDA

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments