Erdoğan sekiz ayda TL’ye yüzde 65 değer kaybettirdi, enflasyon yüzde 73,5

HomeEkonomi

Erdoğan sekiz ayda TL’ye yüzde 65 değer kaybettirdi, enflasyon yüzde 73,5

Mustafa Sönmez

Mayıs enflasyonu beklentilerin altında açıklansa da haziran başında elektrik ve doğalgaza gelen zamlar, fiyat artışlarının yeniden hızlanacağının habercisi.

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın aldığı akıldışı ekonomik kararlarla Türkiye ekonomisinde yarattığı tahribat ürkütücü boyutlara doğru ilerliyor. Erdoğan, seçmen memnuniyetsizliğini azaltmak için faizleri indirerek büyümeyi canlandırma tutkusunun esiri oldu ve sonuçta kontrolden çıkan bir enflasyon yangınına yol açtı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 3 Haziran’da mayıs ayı tüketici enflasyonunu yüzde 2.98 olarak açıklarken, yıllık enflasyon da yüzde 73,5’e ulaşarak son 24 yılın en yüksek seviyesini gördü. Enflasyon tırmanışının paralelinde TL’nin değer kaybı da inanılmaz boyutlara çıktı.

Beklentilerin altında gelen mayıs enflasyonu TÜİK’e güven sorununu artıracak. Anadolu Ajansı’nın anketine göre ekonomistlerin mayıs ayı tahminlerinin ortalaması yüzde 5,49 idi, Reuters’in anketine göre ise yüzde 4,8. Resmi oranların güvenilirliğini sorgulayan pek çok gözlemci, TÜİK’in bu ay ayrıntılı madde fiyatlarını açıklamadığına da dikkat çekti.

“2003’ten beri yapılan açıklamadan vazgeçmek şimdi mi aklınıza geldi?” diye soran Dünya gazetesi yazarı Alaattin Aktaş, nisanda yüzde 7’nin üzerinde olan aylık enflasyonun mayısta yüzde 2,98’e düşüşünü “mucizevi” olarak niteledi.

Tüketici fiyat endeksi ile yurtiçi üretici fiyat endeksi arasında makasın neredeyse 60 puanı bulması da sorgulanıyor. Üretici (sanayici) fiyatları mayısta yüzde 9’a yakın artarken, yıllık artış yüzde 132’yi geçti.

Her hâlükârda, haziran başında elektrik ve doğalgaza gelen zamlar, fiyat artışlarının yeniden hızlanacağının habercisi. Yıllık tüketici enflasyonunun önümüzdeki aylarda yüzde 100’ü bulması sürpriz olmayacak.

Erdoğan’ın, pandemi yılı 2020’de küçülen ekonomiyi hareketlendirmek ve yüksek büyüme hızına çıkarmak için başvurduğu faiz indirimi hamlesi, büyüme ayağında işe yaradı ve 2021 yılı yüzde 11’lik milli gelir artışı ile tamamlandı. 2022’nin ilk çeyreğindeki büyüme de yüzde 7,3 olarak açıklandı. Ama bu büyümenin yan etkisi olarak enflasyon kontrolden çıktı.

Erdoğan’ın faiz indirimi komutu verdiği Eylül 2021’de Merkez Bankası faizi yüzde 19, tüketici enflasyonu yüzde 19,6, dolar kuru ise 5,6 TL idi. Faizler dört ayda 5 puan indirildi ve Aralık 2021’de yüzde 14’e düşürüldü. Sonraki beş ayda da bu oran değişmedi.

Ama bu arada tüketici enflasyonu Eylül 2021’deki yüzde 20 basamağından nisan sonu yüzde 70 basamağına çıktı, mayıs sonunda da yüzde 73,5’e ulaştı.

Enflasyonun, Erdoğan’ın büyüme tutkusu ve faiz alerjisi ile sekiz ayda 54 puan tırmanmasında dolarlaşma en önemli etken. Eylül 2021’de Erdoğan’ın faiz indirimi kararı karşısında TL birikimi olanların dövize sığınması ile başlayan dolarlaşma, TL’nin hızla değer kaybına yol açtı. Öyle ki Erdoğan faiz indirim komutu verdiğinde 5,6 TL olan 1 doların fiyatı, 2022 Haziran başında 16,5 TL dolayına çıktı. Dövizin yükselişini frenlemek için döviz getirisi garanti eden Kur Korumalı Mevduat enstrümanına rağmen TL sekiz ayda yüzde 65 değer kaybetti.

TÜİK’e göre mayıs ayında en yüksek fiyat artışı yüzde 6,5 ile alkollü içki ve sigarada yaşandı. 

Gıda fiyatlarındaki artış ise mayısta yüzde 1.6 olarak açıklandı. Böylece yıllık gıda enflasyonu yüzde 91,6’ya ulaştı.

Enflasyon hesaplamasında gıdanın ardından ikinci önemli ağırlığa sahip ulaştırma grubunda üç haneli enflasyona nisan ayında ulaşılmış ve yıllık artış yüzde 105’i geçmişti. Mayısta da ulaştırma grubunda fiyat artışları devam etti ve yüzde 3,4 olarak açıklandı. Ulaştırmada yıllık artışlar yüzde 1o8’e yaklaştı. Akaryakıt, yolcu bilet fiyatlarındaki artışlar kadar otomobil fiyatlarındaki artışlar da ulaştırma grubunun enflasyonunda etkili oldu.

Gıda ile yakından ilişkili olan lokanta-otel grubunda ise aylık artış yüzde 5.5’i, yıllığı da yüzde 76,8’i buldu. 

Konut, giyim, ev eşyası gruplarında da fiyatlar mayıs ayında artışlarını sürdürdü.

Enflasyon üç haneye doğru ilerlerken, işlevi fiyat istikrarını sağlamak olan Merkez Bankası tamamen etkisiz bir kurum hâlinde. 26 Mayıs tarihli Para Politikası Kurulu’nun enflasyon analizi, birçok bilimsel çevrede ciddiyetten uzak bulundu.

Kurul kararında fiyat artışları büyük ölçüde dış gelişmelere ve “stokçuluğa” bağlandı. Kurula göre “sürdürülebilir fiyat istikrarı ve finansal istikrarın tesisi için atılan ve güçlendirilerek sürdürülmekte olan adımlar ile birlikte, küresel barış ortamının yeniden tesis edilmesi ve enflasyonda baz etkilerinin de ortadan kalkmasıyla dezenflasyonist sürecin başlayacağı” öngörülüyor. Enflasyona karşı mücadelede politika faizini adeta alet çantasından atan Merkez Bankası, enflasyonda iniş için umudunu küresel barışa ve verilerin baz etkisine bağlamış görünüyor.

Gerçek ise farklı: Erdoğan, Haziran 2023’te yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerine dezenflasyonist bir ortamda ve bu ortamın gereği olan soğuma, küçülme, kapasite düşüşü, yeni işsizlik sorunları ile gitmek istemiyor. Bunun yerine, negatif reel faizlerle desteklenen bir büyüme sürecinin enflasyon içinde sürdürülebilmesini göze alıyor. Yüksek negatif faizlerle talep canlı tutuluyor ama beraberinde baş edilmesi iyice zorlaşan enflasyon her ay biraz daha ürkütücü boyutlara çıkıyor. Ücret, maaş, emekli gelirleri, çiftçi, küçük girişimci gelirleri bu enflasyon artışı karşısında eriyor ve temmuz ayında yapılacak zam düzenlemelerinden bile bir yarar gelmeyeceği kanısı güçleniyor.

Tasarrufları enflasyona karşı koruyacak enstrüman bulunamıyor. Hazine’den yapılan sübvansiyonla döviz getirisi garanti edilen Kur Korumalı Mevduat (KKM) mayıs sonunda 875 milyar TL’ye yaklaşsa da toplam mevduatın yüzde 13’ünden ibaret kaldı. KKM yeterince güven vermiyor, getirisi enflasyonun altında seyrediyor. Toplam mevduatlarda dövizin payı pek azalmadı; yüzde 57’nin biraz üstünde. Enflasyona endeksli tahvil çıkarılması fikri tedavüle sokulmakla beraber, içerdiği büyük riskler nedeniyle henüz göze alınabilmiş değil. Bu durumda, parası yetenlerin sığınak olarak başvurdukları tek araç gayrimenkul olmaya devam ediyor ve gayrimenkule hücum dudak uçuklatıcı fiyat artışlarıyla yaşanıyor.

Merkez Bankası’nın verilerine göre Mart 2022’de yıllık konut fiyatlarında artış yüzde 110’a ulaştı. Bu, mart ayı tüketici enflasyonundan arındırıldığında reel olarak yüzde 30’a yakın artış demek. İstanbul’daki konut fiyat artışları Türkiye ortalamasının çok üstünde seyrediyor. Merkez Bankası verilerine göre mart ayında İstanbul’da yıllık artış yüzde 122’ye ulaşarak ortalamanın 12 puan üstüne çıktı. Beraberinde kiraları da yukarı çeken konut fiyatlarındaki ürkütücü tırmanmanın, ileride ne tür sosyal sorunlar yaratacağı ise endişeyle tartışılıyor.

Kimi gözlemcilere göre yüksek enflasyon içinde büyüme ısrarı, seçimlerin normal zamanı olan 2023 Haziran’ına kadar sürdürülebilir değil. Bu nedenle Erdoğan, yıkımın seçmende büyüttüğü öfkeyi daha fazla göze alamayabilir ve sonbaharda erken seçim kararı almaya zorlanabilir.

 

 

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments