‘Herkes hayatta her zaman direngen olsun!’

Araştırmacı- yazar Ali İhsan Aksamaz yıllar önce öğrencisi olan ve engelli olmasına rağmen verdiği mücadele ile herkeste hayranlık uyandıran Meryem Nazlı ile yaşamına ve yazdığı kitaba ilişkin röportaj yaptı.

(Ön açıklama: Şimdiki misafirim Meryem Nazlı. Ben, onu 2009 yılından beri tanıyorum; öyle hatırlıyorum şimdi. O zaman öğretmendim. İstanbul’da, Gazi Mahallesi Engelliler Merkezi’nde İngilizce dersleri veriyordum. Meryem Nazlı, öğrencilerimden biri idi. Öğrencilerimin hepsi bedensel engelli idi. Farklı hastalıklardan sıkıntı çekiyorlardı. Meryem Nazlı, kas hastası idi. Sıkıntılı bir hayatı vardı. Ancak kibirli ve azimli insanlardan biriydi.  O zaman okulda fazlaca okumuşluğu yoktu; ilkokuldan diploması vardı yalnızca. Ancak öğrenmeye ve okumaya her zaman istekliydi. İngilizce kursuma geldi. Kursta başarılı oldu ve sertifikasını aldı. Daha sonra canla başla çalıştı; ortaokulda okudu, lisede okudu, sınavlarda başarılı oldu. O dönem TRT’de “Saklı Bahçe” adlı bir program çekiyordu Sirkeci Tren İstasyonu’nda. Program, Meryem Nazlının başarı haberlerini de duyurdu insanlara. Ben de kısaca Nazlının başarılarından bahsetmiştim; şimdi hatırlıyorum. Ancak şimdilerde yayımlanmış bir kitabı da var. Günümüzde; Meryem Nazlı, Türkiye’nin yazarlarından biri. Ben, Meryem Nazlı ile bir söyleşi yaptım. Bu metin, o konuşmamıza ait.

Araştırmacı-yazar Ali İhsan Aksamaz’ın engelli yazar Meryem Nazlı ile yaptığı röportajın tamamı şöyle:

Meryem Hanım; önce biyografinizden konuşalım. Şimdi İstanbul’da yaşıyorsunuz; bunu biliyorum. Nerelisiniz? Nerede doğdunuz? Hangi ilkokulda okudunuz?

İstanbul- Sultangazi ilçesinde yaşıyorum. Sivas- Gündüz Köyü’nde doğdum. Gündüz Köyü İlkokulu’ndan mezun oldum.

Meryem Hanım, ne zaman hastalandınız? Aileniz, hastalığınızı öğrenince neler yaptı? Doktorlar, hastalığınıza ilişkin size neler söyledi? Yürüme yeteneğinizi ne zaman kaybettiniz?

12 yaşımda hastalığı hissetmeye başladım. 1982’de beni Sivas Üniversite Hastanesi’ne götürdüler. Ailem, ilk öğrendiğinde fazla şaşırmadı. Çünkü benden önce ağabeyim de aynı hastalığa yakalanmıştı: Kas hastalığı. Ancak biz kas hastası olduğumuzu bilmiyorduk. Doktorlar, bize akraba evliliğinden kaynaklandığını söyledi. Yürüme yeteneğimi 16-17 yaşımda kaybettim; baston ile yürüyebiliyordum.

Meryem Hanım, İstanbul’a ilk ne zaman geldiniz? Ne kadar süredir buradasınız? İstanbul’da hekime gittiniz mi? Hekimler size neler söyledi?

Meryem Nazlı: İstanbul’a ilk 1984 yılında geldim; tedavi için. Kısa dönem kaldıktan sonra tekrar köye döndüm. Fakat bu sürede yine doktora gidemedim.

Meryem Hanım, doktorlar ne teşhis koydular? Sonra neler yaptınız?

Meryem Nazlı: 1985’te, Ankara’da oturan ağabeyim gelip beni Ankara Hacettepe Hastanesi’ne götürdü. Babam da geldi. Oradaki doktor, geniş kapsamlı tetkikler yaptı.  Bana Sivas Üniversitesi’nin teşhisini sordu; söylemedim. Amacım her iki teşhisi kıyaslamak idi. Babam içeri girince sordum.  “Akraba evliliğinden olduğunu söylediler” dedi. O da “Akraba evliliğinden, tedavisi yok” dedi. Doktor da babama: “Başka bir doktora götürüp uğraşma amca, tedavisi yok. Paranı boşuna harcama” dedi.  Daha sonra ailem beni bir daha hastaneye veya doktora götürmedi. Hastalığımın tedavisi yoktu. Ancak daha kötüye gitmemesi için sürekli fizik tedavisi görmem ve doktor kontrolünde olmam gerekiyordu.

 İstanbul’a tamamen ne zaman yerleştiniz?

İstanbul’a 2000 yılında yerleştik

O zamanlar nasıl bir yaşantınız vardı?

İstanbul’a yerleşmeden önceki hayatım köyde çok zordu. Köyde herkes İstanbul’a göç etmişti. Kardeşlerim de yoktu. Tek başıma kalmıştım, annem ve babam ile. Köyde sosyal hayatım olmayacaktı. Yatalaktım, anne-babam cahildi.

Sonra İstanbul’a yerleştik. Ancak yaşantım çok kolay olmadı. Çünkü ekonomik sıkıntımız çok fazla idi. İki yatağımız vardı. Televizyonumuz da yoktu. Bir aile siyah beyaz televizyonunu bir süre bize verdi.  Bir başkası eski koltuklarını verdi.  Bir tek ablam çalışıyordu. Ben bunalıma girdim, hayattan koptum. Çıkış yolu bulamıyordum, umudum da yoktu. “Öleyim” diyordum.

Meryem Hanım, ne zaman akülü bir arabanız oldu? Bu araba ile nasıl yeni bir hayata sahip oldunuz?

Meryem Nazlı: 2008 yılında akülü arabaya sahip oldum. Omurilik Felçliler Derneği gönderdi arabayı. Akülü araba hayatımı çok değiştirdi. Dışarıya çıkmaya başladım. Garip bir duyguydu çünkü tek başıma dışarı çıkmıştım. Özgürleşmeye başladım. Okumayı çok istiyordum.

 Meryem Hanım, biraz da İngilizce kursumuzdan bahsedelim! Neler hatırlıyorsunuz?

Gazi Mahallesi Parkı içinde belediyenin Engelliler Merkezi vardı. Oradaki İngilizce kursundan haberim oldu.  Akülü arabama binip kursa gittim ve kayıt yaptırdım. Bana büyük faydası oldu. Yardımınızla kurstaki başarım beni olumlu yönde etkiledi.  İngilizce kursunuzdaki başarımdan sonra açık öğretimde okumaya karar verdim. Kursunuzdan sonra, bir gün akülü arabama oturdum ve yakınımızdaki ortaokula kaydımı yaptırdım. Sınavlarda başarılı oldum ve ortaokul diploması aldım. Kendimi güçlü hissettim. Açık lisede okumak için Şair Abay Lisesi’ne kaydımı yaptırdım. İki buçuk yılda liseyi bitirdim. Özel ve aile problemlerim oldu; saymakla bitmez.  Son bir gün kala KPSS sınavına kayıt yaptırdım. Barajı aştım. 60 aldım. Bu da benim için büyük bir başarıydı.

Komşularınızdan bir bey size hediye olarak bir bilgisayar vermişti; öyle hatırlıyorum. Bu konudan biraz bahsedin! O bilgisayar ve internet bağlantısı yaşantınızda size nasıl yardımcı oldu?

Noterden ablama vekalet vermem gerekiyordu. 3 aylık engelli maaşı alıyordum. Bunun için ablama vekalet vermem gerekiyordu. Noter bey evimize geldi.  Noter bey vekalet formalitelerini yaptı. Sonra da benimle biraz sohbet etti, çay içtik.

Sonra noter bey bilgisayarı hediye etti. Bilgisayarın ve internetin, hayatımda çok pozitif bir işlevi oldu. Çünkü o bilgisayar ve internet ile çok güzel şeyler yaptım. Olumlu yönde kullandım ve bana büyük faydası oldu. Teknoloji büyük bir destek.

İnternet üzerinden yayın da yaptım.  Türküler söyledim. Müzik bana dostlar kazandırdı. İnternet üzerinden bütün bu yaptıklarımla güçlendim, yaşama sevincim arttı.

 Siz bağlama da çalıyorsunuz. Ne zaman ve nereden öğrendiniz?

Meryem Nazlı: Bağlamayı çalmayı 9 yaşımda köyde öğrendim. Ancak bağlama kültürü bizim ailede hep vardı. Dedem çalıyormuş. Babam çalıyordu. Daha sonra babam Günnaz ablama da öğretti. Rahmetli ablamın güzel sesi vardı.

Meryem Hanım günümüzde yayınlanmış bir kitabınız var; yazarsınız. Yazmaya ne zaman başladınız? Hangi motivasyon ile yazmaya başladınız? Kitabınız ne zaman yayımlandı?

Meryem Nazlı: Evet, bir kitabın var artık. Yazma fikri 2015 yılında aklıma geldi. Örnek olmak adına yazmaya başladım. İmkanım olsa roman ve tiyatro eseri de yazabilirim.

Meryem Hanım bu kitabınız yayımlanınca ne çeşit bir duyguya kapıldınız? Bu duygularınıza ilişkin neler söyleyebilirsiniz?

Meryem Nazlı: Çok ilginç bir duyguydu. Yine bir hedefim, amacım vardı. Kitaptan sonra artık bir sanat dalında yer almak istedim. Bu büyük bir onur ve mutluluk. Ben bağlama çalarak ve türküler söyleyerek hayata tutundum. Aklımda hep kalıcı bir şey yapma isteği vardı. Kitapla başardım. İlgi gördüm ve ikinci kitaba başladım. Bir de şiir kitabı çıkarmayı düşünüyorum.

Meryem, engelliler dernekleri kitabınıza ilgi gösterdi mi? Kitabınızın satışına yardımcı oluyorlar mı?

Meryem Nazlı: Türkiye Sakatlar Derneği Başkanı’nı ziyaret ettim. Kitabımı hediye ettim. Ancak herhangi bir destek görmedim. Diğer bir dernekten de kitabımın tanıtımı için talepte bulundum; oradan da destek görmedim. “Engelliler Günü” dolayısıyla bir diğer sosyal yardımlaşma derneği imza günü yaptı.

Sizin çok sağlam bir iradeniz var. Allah sizi her zaman korusun ve yardımcı olsun. Meryem Hanım; bu söyleşi için size çok teşekkür ederim. Söyleyecek başka sözleriniz, mesajlarınız varsa lütfen onları da söyleyin.

Kas hastalığına ve yaşadığım onca sıkıntıya rağmen ben de şaşkınım. Gerçekten nasıl direndiğimi düşünüyorum. Bu, Tanrının bir lütfu; öyle değerlendiriyorum. Bedenimi fazla önemsemiyorum. Önemli olan beyin olarak sağlıklı olmak. Yine beden sağlığımı arıyorum. Ellerimi kullanmayı çok istiyorum. Yemeğimi kendim yemek istiyorum. Bazen ellerimi yüzüme sürmeyi özlüyorum. Saçıma dokunmak, saçımı taramak istiyorum.  Kıyafetimi kendim giymek istiyorum. Bunları yapabilen çok insan var fakat yine de mutlu değiller. Hayatta sağlıktan başka önemli bir şey yok. Allah kimseyi sağlığından etmesin. Amerika ve İspanya’da benim rahatsızlığımla ilgili önemli çalışmalar var; biliyorum. Fakat büyük bir ekonomik çöküntü içindeyim. Çaresiz yaşıyorum. Herkese sağlıklı bir yaşam diliyorum. Dirençli olsunlar. Size de çok teşekkür ediyorum. İngilizce kursu sürecinde büyük bir özveri gösterdiniz. Büyük bir şefkat ile bize yardımcı oldunuz. Benim dostum oldunuz. Bu sevginize çok teşekkür ediyorum. Bu söyleşi için size çok teşekkür ediyorum.

Ali İhsan AKMAZ/İSTANBUL

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x