Libya’da ‘yolsuzluk mafyası’

Homemanşet

Libya’da ‘yolsuzluk mafyası’

Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es-Serrac ilk olarak yaklaşık altı ay önce, Merkez Bankası Başkanı Sıddık el-Kebir ile bağlarının ‘kopma noktasına’ ulaştığını duyurmak için Libya halkının karşısına çıktı. Libyalılar, söz konusu dönemde bunun kısa sürede sonlanacak bir gerginlik olduğu görüşündeydi. Ancak gözlemcilere göre aslında durum, Denetim Bürosu ve Başsavcılık Ofisi tarafından geçmiş yıllarda saklı tutulan  sırların açığa çıkarılmasına doğru ilerleyen süreçte Merkez Bankası ve Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) arasındaki ‘bağlantının kesilmesinin’ başlangıcıydı.

UMH’ye yakın bir kaynak Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Trablus Başsavcısı’nın başkentteki ‘yolsuzluk mafyasına’ yönelik adımların kamu parasını yağmalayan ağların bir şekilde dağılmasına yol açtığını belirtti. Yetkili söz konusu adımların ‘bu ilişkilerin son dokuz yılda derinleştiğini’ ortaya çıkardığına dikkat çekti.

Yetkili, son iki hafta içerisinde yolsuzluk suçlamasıyla tutuklanan isimlerin birçoğunun aslında söz konusu dönem boyunca şüpheli olduğunu ancak hesap vermeden önce görevde yükselmeye devam ettiklerini kaydetti. “Tutuklama kararının verilmesinin hemen ardından herkes onların mahkumiyetine itiraz ederek yargılanmalarını istedi” dedi.

Libyalı yetkiliye göre başkent Trablus’ta ‘yağma faaliyetine karışanların’ ifşa edilmesi, iktidarda kalma mücadelesi çerçevesinde Trabluslu yetkililer arasındaki bir mücadeleyi yansıtıyordu. Yetkili, gözetim birimlerinin ‘bu mafyayı kınayacak kanıtlara sahip olduğunu ancak silahlı milisleri yıldırmaktan uzak bir şekilde, saldırı için uygun zamanı beklediğini’ kaydetti.

Trablus’ta devam eden ifşa süreci, Sıddık el-Kebir ile UMH’ye bağlı Maliye Bakanı Farac Bumtari arasında ‘Libya ekonomisine zarar verme’ odaklı karşılıklı suçlamalar da dahil olmak üzere birçok yan savaşı ortaya çıkardı. Ancak gözlemciler bunu, Trablus’taki kuruluşlar arasındaki hesaplaşmanın başlangıcı olarak nitelendirdi. Gözlemciler ayrıca ilerleyen günlerde ‘kamu parasının yağmalanmasıyla’ ilgili çok sayıda ihlalin açığa çıkacağına da dikkat çekti.

Bumtari, daha önce de Merkez Bankası’nı ‘Başkanlık Konseyi Başkanı tarafından kabul edilen ekonomik reform planına uymamakla’ suçlamıştı. Ancak iki gün sonra Kebir, Bumtari’nin suçlamalarına yanıt vererek açıklamalarının ‘Libya halkını yanıltmayı ve finansal sisteme olan güveni yok etmeyi’ amaçladığını söyledi. Sadık el-Kebir açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bumtari’nin ‘bir medya organının Merkez Bankası’na zarar veren konuşmasını düzeltmek için’ bir açıklama yapmayı kabul etmemesi sonrasında konuyu başsavcılığa sevk etmekten ve hukuki yollarla çözmekten başka seçenek yoktu.”

Milletvekili Ebu Bekir Ahmed Said, Libya Merkez Bankası Başkanı’nın ‘bankanın iki bankaya bölünmesinden (biri Trablus’ta diğeri ülkenin doğusundaki el-Beyda şehrinde) bu yana tek başına ve birleşik bir yönetim kurulu olmadan çalışmaya devam ettiğini belirtti. Said konuya dair şunları söyledi:

“O günden bu yana herhangi bir yetkiyi tanımıyor, uygulamaları tek taraflı hale geldi ve kendisi ile hükümet arasındaki ilişki gerekli düzeyde değil. Bu ilişki bazen oldukça kötü oluyor ve Maliye Bakanı ile yaşanan kopuşun boyutuna ulaşıyor.”

Ahmed Said, sahneyi karıştıran, takip ve kontrol araçlarını zayıflatan durumun ‘UMH’nin devlet kurumlarının bütçe bölümlerine harcamak için geçici yıllık mali düzenlemeleri kullanmaya devam etmesi’ olduğunu belirterek bu durumun Merkez Bankası ile UMH arasında zayıf iş birliğine neden olduğunu vurguladı.

Ancak Merkez Bankası kendisini savunarak, ticari amaçlı kredilerle ilgili haftalık bir bildirinin yayınlanmasının yanı sıra yüksek derecede şeffaflıkla çalıştıklarını, Libya dinarı ve döviz cinsinden gelirler ve kamu harcamaları hakkında aylık beyanlar vermeyi taahhüt ettiklerini kaydetti.

Serrac’ın Kebir ile arasındaki anlaşmazlık 9 Nisan’da açığa çıktı. O dönemde Serrac, hükümetin ülkedeki krizlerle mücadele etmek için bir acil durum bütçesi kabul etme talebini reddeden Kebir ile sürecin çıkmaza girdiğini söylemişti. Söz konusu tarihten bu yana hükümet ile banka arasındaki gerginlik daha da arttı.

Libyalı siyasetçiler, Merkez Bankası ve Maliye Bakanlığı krizinin Trablus’taki kuruluşlar arasındaki gizli çatışmalardan  biri olduğu görüşündeler. Ancak UMH’ye bağlı bir dizi yetkilinin tutuklanmasının ardından sorunun artması muhtemel görünüyor.

Said, Başsavcılık Ofisi’nin ‘yolsuzluk ve yetkileri kötüye kullanma meselelerini soruşturma yönündeki çabalarının doğru yolda atılan bir adım ve hukukun üstünlüğünü sürdürmek’ olduğunu söyledi. Milletvekili, “Hiç kimse hukukun üstünde değildir ve kararların, herkese uygulanması gerekir” ifadesini kullandı.

Bu çerçevede Başsavcılık Bürosu’nun uzun yıllardır çalışmalarını sürdüren bir dizi yetkilinin tutuklanması emri vermesinden sonra Libyalı kuruluşlar, kendilerini yolsuzluktan temize çıkarmış gibi görünüyor.

Yetkililerin tutuklanması, geçen ay başkent Trablus’ta yolsuzluk suçlamalarıyla ilgili soruşturma başlatılması çağrısı yapan protesto gösterilerinin ardından gelişti.

Kaynak: Şarkul Avsat/Cemal Cevher

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments