Ankara’nın Çankaya ilçesine 30 kilometre uzaklıktaki Kömürcü Köyü, dev enerji şirketi Limak’ın yeni GES (Güneş Enerjisi Santrali) projesinin hedefi oldu. Şirketin 75 bin metrekarelik bir alanı satın aldığı ve burada santral kurmak için hazırlıklara başladığı bildirildi. Ancak bölge halkı projeden haberdar edilmediklerini, hayvancılık ve tarıma dayalı geçim kaynaklarının yok olmasından endişe duyduklarını ifade ediyor.
“Yollarımız, tarlalarımız santralin içinde kalacak”
Kömürcü Köyü Muhtarı Mustafa Şimşek, köydeki 50 hanenin tamamının geçimini tarım ve hayvancılıkla sağladığını vurgulayarak şunları söyledi:
“Ne yapılacağını bilmiyoruz. Santralin kurulacağı alan köyümüzün tam içinde. Yetkililer bilgi vermedi. Üstelik bu tesis için kullanılacak yollar da köyümüzden ve tarlalarımızdan geçiyor. Hayvancılığa, tarıma etkisi ne olur kimse açıklamıyor.”
GES’ler çevre dostu mu?
Sözcü’den Yavuz Altan’ın haberine göre, güneş enerjisi santralleri, kamuoyunda “çevreci enerji yatırımı” olarak öne çıkarken, bilimsel araştırmalar bu algının sanıldığı kadar masum olmadığını gösteriyor. Almanya, ABD ve İngiltere’de yapılan çalışmalarda, GES panellerinin içeriğinde yer alan ağır metallerin sağlık ve çevre açısından riskli olduğu tespit edildi.
Panellerde kullanılan silikon tetraklorür maddesi; bitkilere, hayvanlara ve insan sağlığına zarar verebilecek zehirli bir kimyasal olarak öne çıkıyor. Özellikle Çin’den ithal edilen panellerde bu maddeye sıklıkla rastlandığı belirtiliyor. Ayrıca kadmiyum telürid ve kurşun içeren paneller de kanserojen etkileriyle dikkat çekiyor. Bu maddeler yağmur yoluyla toprağa ve su kaynaklarına sızabiliyor.
20 yıllık kullanım sonrası atık tehlikesi
GES panellerinin ortalama ömrü 20 yıl. Bu sürenin sonunda çevreye bırakılan panel atıkları, özel arıtma veya imha süreçleri uygulanmazsa doğrudan ekosisteme zarar verebiliyor.
Limak, Türkiye genelinde çok sayıda GES projesi yürütüyor. Hatay Erzin’deki 2 bin dönümlük GES, şirketin en bilinen projelerinden biri. Aynı şekilde Isparta ve Konya’da da benzer projelerle kırsal alanlara yayılıyor. Şirket, bu projelerde devlet teşvikleri ve enerji yatırımlarına sağlanan kolaylıklardan büyük ölçüde yararlanıyor.
Tarım Arazisine Enerji Ticareti: Yeni Bir Çelişki
Enerji dönüşümünün “yeşil” görünümü, altyapı yatırımlarının plansız, halktan habersiz ve denetimsiz yapılması durumunda sosyal krizlere yol açabiliyor. GES’ler gibi projelerin çevre dostu olarak sunulması, kırsal nüfusun geçim araçlarının ortadan kalktığı gerçeğini gölgeleyemiyor.
Ankara’nın göbeğinde yaşanan bu gelişme, sadece çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve toplumsal bir çatışmayı da tetikliyor. Kömürcü Köyü’nde olduğu gibi, enerji projeleriyle kırsal dirlik arasında sağlıklı bir denge kurulmadıkça, “yeşil enerji” bir kez daha “gri gerçeklerle” yüzleşmek zorunda kalacak.







