Metin Lokumcu davası: Taksirle öldürme değil, olası kast var

Hopalı öğretmen Metin Lokumcu’nun polis müdahalesi sonucunda hayatını kaybetmesine yönelik açılan davanın ilk duruşması bugün başladı. Davadan çıkacak karar, toplumsak eylemlerde kullanılan biber gazı sonucu yaşanan ölümler için emsal niteliğinde olacak.

Duruşmaya Türkiye’nin farkı illerinden gelen baro başkanları ve yönetim kurulu üteleri ile çok sayıda avukat katılıyor. TİP milletvekilleri Ahmet Şık ve Erkan Baş, HDP Milletvekili Murat Çepni, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da takip ettiği duruşmaya gelen pek çok yurttaş pandemi nedeniyle salona giremedi.

Sanıklar salona gelmedi, ifadeleri talimatla alındı

Kimlik tespitleri ile başlayan duruşmaya sanıklar talimatla ifade verdiği için salona gelmedi. Pandemi nedeniyle yalnızca 35 kişinin takip ettiği duruşmada İlk olarak söz alan 3 sanık polisin avukatı müvekkillerinin ne ile suçlandığını bilmediğini savundu. Sanık avukatı, “Müvekkillerim olay yerinde farklı noktalarda görev almışlardır. Adli Tıp Raporu, kati, kesin bir illiyet bağı kurmamıştır” iddiasında bulundu.

Avukat Eyuboğlu’ndan görevsizlik talebi

Duruşmada Lokumcu ailesi adına ilk sözü Avukat Meriç Eyüboğlu aldı. 10 yıldır bu davayı beklediklerini söyleyen Eyüboğlu, mahkemenin görevsizlik kararı vermesi gerektiğini belirtti. Duruşmanın ağır ceza mahkemesinde görülmesi gerektiğini belirten Eyüboğlu, “Burada yapılması gereken tartışma ‘taksirle öldürme’ değil, ‘olası kast’tır. Mahkemenizin bunu değerlendirmesi gerekir. Burada kimyasal gaz kullanımı sonucu Metin hocanın ölmesi acaba taksir olarak nitelendirilebilir mi? Sanıklar bu sonucu öngörmüşler mi öngörememişler mi? Bu soruya vereceğimiz yanıt duruşmanın hangi mahkemede görüleceğini belirleyecek. Bunu tartışmamız lazım” dedi.

Dosyaya çok sayıda bilimsel rapor sunduklarını söyleyen Eyüboğlu, “Toplumsal olaylarda kullanılan kimyasal gazlar nedeniyle yaşanan çok sayıda ölüm var. Böyle yaşanan ilk ölüm 2007’de yaşanmış ve o günden bu yana 13 kişinin hayatını kaybettiğini biliyoruz. OC ve CS adlı gazlar çok sayıda ülkenin taraf olduğu sözleşmelerde geçiyor. Kimyasal gaz olduğu için yasaklı listede yer alıyorlar. Toplumsal olaylar diyoruz ama Çayan Birben kendisine doğrudan gaz sıkılması sonucu hayatını kaybetti. Ölümünden sonra mesele Meclise taşındı. O dönemin İçişleri Bakanı “Ürünümüz kaliteli ve doğaldır. OC gazı, insan sağlığına zararlı değildir.” açıklaması yaptı. Çayan Birben’le açılan davada bir görevsizlik kararı var. Nihayetinde mesele Yargıtay’a gidiyor. Bu gazlardan dolayı 13 kişi hayatını kaybetmiştir” ifadelerini kullandı.

Sanıklar sonucu öngörmüştür, olası kast söz konusu

Dosyaya yeni görüntüler sunan Eyüboğlu, görüntüde Metin Lokumcu’nun yüzüne ve arkasına gaz sıkıldığının açıkça göründüğünü belirtti.
Eyüboğlu devamında şunları söyledi: “Kimyasal gazlar öldürüyor mu evet, Metin Lokumcu bu nedenle mi öldü, evet. Bu konuda raporlar var. Peki sanıklar bunu öngörememiş mi, bu sonucu, gelelim buna. Emniyet Genel Müdürlüğü Güvenlik Daire Başkanlığı Rize İdare mahkemesine bir yazı sundu. Bu gazları kurs ve eğitim alan kişiler kullanabilir. Herkes gaz kullanamıyor özel eğitim alanlar kullanabiliyor. Bu gazların kullanımına ilişkin talimat var. Hopa’da 8 sat süren bir müdahale ve gaz kullanımından söz ediyoruz. Sizin tanık olarak sunduğunuz Hopa Kaymakamı o gün gazların bittiğini açıklamıştı. 7 ayrı ilden gelen polisi var. Bu eğitimlerden geçen polislerin sonucu öngörmemesi mümkün değildir. O nedenle ‘taksi’ tartışması yapmak hakkaniyetli midir onu takdirinize bırakıyorum.”

Avukat Aran: Emri verenler de yargılanmalı

Daha sonra söz alan Avukat Sercan Aran, dosyada sadece 13 sanığın değil dönemin içişleri bakanının, kaymakamının, emniyet müdürlerinin de yargılanması gerektiğini söyledi. Aran, “Emri verenler de yargılanmalı. Yurttaşların bir araya gelmesine izin verilmedi. Temel haklarını kullanan yurttaşlara polis müdahalesi oldu. Metin Lokumcu’nun ve yurttaşların ‘yeter artık’ demesine rağmen kolluğun müdahalesine devam ettiğini görüyoruz. Bunun sonucu olarak da bugünkü davada Metin Lokumcu’nun ölümünü konuşuyoruz. Burada sanıkların olası kastla öldürmeden cezalandırılmalarını istiyoruz. Bu davanın bir örnek teşkil edeceğini düşünüyoruz. Görevsizlik kararı verilmeli ve dava Ağır Cezada görülmeli. ‘Olası kastı’ tartışabileceğimiz tek makam Ağır Cezadır. Dosyanın Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesini istiyoruz” dedi.

“Fizana kaçırsanız da devam edeceğiz”

Dava öncesi adliye önünde açıklama Trabzon ve Hopa Emek ve Demokrasi Güçleri “adalet” talebinde bulundu.

Yapılan açıklamada Trabzon emek ve Demokrasi Güçleri Adına konuşan Engin Nur, 2011’den bu yana yaşananları özetleyen Nur, davanın Trazbzon’a kaçırıldığını hatırlattı. Nur, 10 yıl sonra başlayan davada ailenin adalet talebi karşılanmalıdır” dedi.

Hopa Emek ve Demokrasi Güçleri adına konuşan, Hopa Halkevlerinden Kamil Ustabaş, “O gün Hopalılar suyunave doğasına sahip çıkmak için haykırıyordu. Metin Lokumcu da onun için oradaydı. Polisin aşırı saldırısıyla Metin Lokumcu hocamızı aramızdan aldılar. O dönemde emri ben verdim diyenler, gazı az kullandılar diyenler Metin hocamızın katilidir. Bu davayı Trabzon’a getirenler o emri verenlerin yargılanmasını istemeyenlerdir. Bizim adalet mücadelemiz emri verenlerin de yargılandığı ve cezalandırıldığı zamana kadar devam edecektir. Değil Trabzon’a, fizana kaçırsanız da adalet mücadelemiz sürecek” dedi. (Evrensel)

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x