Korkut Akın
Hemen her yönetmenin gönlünde Oscar yatar (bizde Altın Portakal, Altın Koza neyse dünyada da Oscar o), tabii daha birçok önemli ve beklenti doğuran yarışma var sinema için, ama yine de Oscar hepsinin üstünde.
Bilindiği gibi sinema bir endüstri ve bir ekip işi. Senaryosundan hazırlıklarına, çekiminden montajına zamana yayılan ve -bir zamanlar- Tanrının bile bilmediği bir şeylerin döndüğü (filmler ışık almamalı, zaten aldığı ışıkla oluşan görüntüler bozulmamalı… karanlık kutulardan karanlık banyolara, çeşitli kimyasal sıvılarda banyo edilmesinden basılmasına –negatif ile izlediğimiz pozitif film birbirine yapışık pozlanırdı.) laboratuvarlardan geçip metrelerce filmin parçalanıp birbiri ardına sırasıyla eklenmesi… Müziklendirilmesi, gerekirse seslendirilmesi, ek çekimler ve/veya takdim tehirler sonrasında salon bulup gösterime girmesi (ama öncesinde afiş yapılması, tanıtım çalışmaları vb.) gerçekten meşakkatli bir iş. Hâlâ da öyle, teknolojinin katkısıyla laboratuvar kısmı aradan çıktı, ama diğer işler belki daha da zaman alıp daha da çetrefilleşti.
Tüm bunlara bağlı olarak izleyicinin tepkisiyle birlikte doğal olarak filmin bir de ödülle taçlandırılması isteniyor. Tam da bu nedenle Oscar ve diğer yarışmalar/ödüller merak ve heyecanla bekleniyor. Aday adayları, ülke seçici kurulları, akademik kurullar, yarışmaya seçilenler, en iyi yönetmen, en iyi film, en iyi senaryo, en iyi görüntü, en iyi müzik, en iyi kostüm, en iyi… sonu yok (aşağıda adayların tüm listesi -umarım eksiği yoktur- yer alıyor).
Filmler…
Sinemacılar başta olmak üzere toplumun büyük bir kesimi (bizde, ekonomiden, sansürden, işsizlikten, siyasal sorunlardan, toplumsal baskıdan fırsat kalmıyor olsa gerek ki, ilgi dağılıyor) Oscar sonuçlarını bekliyor.
Ancak hemen belirtmem gerekir ki, filmler bize, bizim yaşamımızı gösteriyor, izletiyor. Buradan süzdüklerimiz yine bizim için bir ışık, bir rehber olabilir. Sinemanın kolay izlenirliği, süresi nedeniyle de daha hızlı sonuç alınabilmesi gibi nedenlerle kitaptan (veya diğer kültürel etkinliklerden) daha önce geliyor. Sinemaya gereken değeri vermeyenlerin ve/veya onu yasaklarla, sansürlerle engelleyenlerin halkın uyanmasına da karşı çıktığını söylememizde bir sakınca yok. Değil mi ki, RTÜK gibi kurumlar hiçbir hatayı, yanlışı görmeyip sadece içerik üzerinden baskı kuruyor.
Oscar adayları…
Bilindiği gibi bu yıl 96’ncısı verilecek ödüller için “en iyi film” dalında on film yarışacak. En iyi film on, ama diğer tüm adaylıklar beşle sınırlı. Kim, niye, neden ve nesi öne çıkarılarak aday gösteriliyor, pek bilmek mümkün değil. En iyi film ödülünü şu film alıyor, en iyi yönetmen ise başkası olabiliyor; filmin sorumlusu ya da filmi ödül alacak güç ve düzeye getiren yönetmense -ki öyle olduğu her zaman ifade ediliyor- nasıl olur da “en iyi yönetmen”in filmi en iyi olamaz? Bu, kasap çengeli örneği kocaman bir soru işareti, herkesin kafasında. Görüntü için de söyleyebiliriz, hatta belki tartışma yaratacak ama senaryo için de, müzik için de… Tabii ki diğer ödüllerin verilmesine kimse karşı çıkmıyor; filmin niteliği gereği (dönem filmi deniyor) farklı dekor ve sanat yönetimi ödüllendirilebilir, ödüllendirilmeli de… Görüntü de aynı şekilde. Doğal ışık kullanmak veya çerçeveyi ışıkla yıkamak bir seçim ve gerçekten önemli; film ödül al(a)masa bile o çaba desteklenmeli, ödüllendirilmeli. Oyunculuk için de geçerli bu…
Buraya kadar okuyanlar, benim bu tür seçimlere, adaylıklara veya ödüllere yakın olmadığımı fark etmiştir. Filmleri yarıştırmaktan çok, onların izleyiciye kattıklarını önemsiyorum. Belki de Oscar adayı bile olamayan bir film çok daha güzeldir; seçici kurullar belirleyici oluyor. Seçici kurullar olacak ve seçici kurullara güvenmek zorundayız. Tabii ki eleştirebilir veya benimseyebiliriz onların kararlarını. Ama yine de, siz, siz olun filmleri ödüllü, ödülsüz diye ayırmayın.
Filmler…
Bu yıl aday olarak gösterilen on filmin yedisini izlemişim ve sanırım beşi üzerine de düşüncelerimi yazmışım (www.sadibey.com). Özetlemem gerekirse, -her ne kadar farklı bir bölümde yer alsa da- benim oyum, güncelliği ve can yakıcı oluşu nedeniyle, Io Capıtano’ya (Kaptan Benim) olurdu. Hepimiz biliyoruz ki, sadece siyasal ve kültürel nedenlerle yaşanmıyor göçmenlik, yoksulluk ve daha da önemlisi küresel iklim kriziyle daha da arttı. Poor Things (Zavallılar) de belirleyici bir mesaj veriyor, hem de evrensel boyutta: Kadın Yaşam Özgürlük şiarıyla…
Peki, Oppenheimer’ın hiç mi hakkı yok? Olmaz mı? Hemen herkesin adayı olan Oppenheimer da çok önemli ve gerçekten iyi mesajlar veriyor. O zaman akla bir soru geliyor: Biz filmleri neye göre saptayacağız? Görüntü estetiğine göre mi, oyunculuklarına göre mi, çekim tekniklerine göre mi, yoksa içeriğine göre mi? Yıllarca kamera arkasında yer almış, onca film çekmiş, program yönetmiş biri olarak, çok iyi biliyorum ki anlatılan öykünün gücü tekniği aşıyor. Çok yıllar önce, Berlin’de yarışan kısa filmim (Sait Faik’in aynı adlı öyküsünden uyarlanmış) “Hişt Hişt!”, teknik olarak çok kötüydü, sesi de görüntüsü de alabildiğine zayıftı, ama büyük ödüle aday gösterilmişti; hatta seyircilerin üzerinde en çok konuştuğu film olmuştu. Tamam, ödül alamadı, ama başvuran 685 filmin içinden ilk 23’e kalmış ve büyük ödül adayı olmuştu. O zamandan biliyorum ki, seçici kurullar sadece tekniğe ve/veya olanaklara bakmıyor sadece.
Past Lives (Başka Bir Hayatta) ile Anatomy of Fall (Bir Düşüşün Anatomisi) de göz ardı edilemeyecek denli güzel filmlerdi. Ya Killers of the Flower Moon (Dolunay Katilleri), o da bir dönemin kirli çamaşırlarını ortaya serdiği için hepimizin ilgisini çekmeyi başardı ve başarısını kanıtladı. Maestro da öyle… büyük olasılıkla izleyemediğim filmler için de aynı şeyi söylemekten kaçınmamalıyım.
Bu arada, Almanya adına yarışan İlker Çatak’ın, (Das Lehrerzimmer) Öğretmenler Odası filmi de -her ne kadar “yabancı filmler” arasında yer alsa da, yine göçmenlik ve bağlı olarak idealizm ve eğitim üzerine önemli bir film.
Bu yıl Nuri Bilge Ceylan’ın “Kuru Topraklar Üzerine”si Türkiye adına gitti, ama “kısa liste” olarak anılan yarışma listesine giremediyse de Oscar gecesi, hemen her ülkede merak, heyecan ve ümitle bekleniyor. Sonrasında tabii ki polemikler (eğer bir sataşma, çatışma, kavga olmazsa), tartışmalar hatta iddialar birbiri ardına gelecektir.
Son olarak, Oscar sonuçlarını beklemeksizin filmleri izlemek, düşüncenizce kendi birincinizi seçmek, sonrasında da karşılaştırmak (hangi filmi siz niye seçmiştiniz, hangi film neden birinci geldi) hepimizin ödevi olsun.
96. Oscar Adayları
En İyi Film
American Fiction
Anatomy of a Fall (Bir Düşüşün Anatomisi)
Barbie
The Holdovers
Killers of the Flower Moon (Dolunay Katilleri)
Maestro
Oppenheimer
Past Lives (Başka Bir Hayatta)
Poor Things (Zavallılar)
The Zone of Interest
En İyi Yönetmen
Justine Triet (Anatomy of a Fall)
Martin Scorsese (Killers of the Flower Moon)
Christopher Nolan (Oppenheimer)
Yorgos Lanthimos (Poor Things)
Jonathan Glazer (The Zone of Interest)
En İyi Erkek Oyuncu
Bradley Cooper (Maestro)
Colman Domingo (Rustin)
Paul Giamatti (The Holdovers)
Cillian Murphy (Oppenheimer)
Jeffrey Wright (American Fiction)
En İyi Kadın Oyuncu
Annette Bening (Nyad)
Lily Gladstone (Killers of the Flower Moon)
Sandra Hüller (Anatomy of a Fall)
Carey Mulligan (Maestro)
Emma Stone (Poor Things)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu
Sterling K. Brown (American Fiction)
Robert De Niro (Killers of The Flower Moon)
Robert Downey Jr. (Oppenheimer)
Ryan Gosling (Barbie)
Mark Ruffalo (Poor Things)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu
Emily Blunt (Oppenheimer)
Danielle Brooks (The Color Purple)
America Ferrera (Barbie)
Jodie Foster (Nyad)
Da’Vine Joy Randolph (The Holdovers)
En İyi Uyarlama Senaryo
Cord Jefferson (American Fiction)
Greta Gerwig, Noah Baumbach (Barbie)
Christopher Nolan (Oppenheimer)
Tony McNamara (Poor Things)
Jonathan Glazer (The Zone of Interest)
En İyi Özgün Senaryo
Justine Triet, Arthur Harari (Anatomy of a Fall)
David Hemingson (The Holdovers)
Bradley Cooper, Josh Singer (Maestro)
Samy Burch, Alex Mechanik (May December)
Celine Song (Past Lives)
En İyi Animasyon
The Boy and the Heron
Elemental
Nimona
Robot Dreams
Spider-Man: Across the Spider-Verse
En İyi Uluslararası Film
Io Capitano
Perfect Days
Society of the Snow
Öğretmenler Odası / Das Lehrerzimmer
The Zone of Interest
En İyi Belgesel
Bobi Wine: The People’s President
The Eternal Memory
Four Daughters
To Kill a Tiger
20 Days in Mariupol
En İyi Görüntü Yönetimi
Edward Lachman (El Conde)
Rodrigo Prieto (Killers of the Flower Moon)
Matthew Libatique (Maestro)
Hoyte van Hoytema (Oppenheimer)
Robbie Ryan (Poor Things)
En İyi Kurgu
Laurent Sénéchal (Anatomy of a Fall)
Kevin Tent (The Holdovers)
Thelma Schoonmaker (Killers of the Flower Moon)
Jennifer Lame (Oppenheimer)
Yorgos Mavropsaridis (Poor Things)
En İyi Kostüm Tasarımı
Jacqueline Durran (Barbie)
Jacqueline West (Killers of the Flower Moon)
Janty Yates, David Crossman (Napoleon)
Ellen Mirojnick (Oppenheimer)
Holly Waddington (Poor Things)
En İyi Saç ve Makyaj
Karen Hartley Thomas, Suzi Battersby, Ashra Kelly-Blue (Golda)
Kazu Hiro, Kay Georgiou, Lori McCoy-Bell (Maestro)
Luisa Abel (Oppenheimer)
Nadia Stacey, Mark Coulier, Josh Weston (Poor Things)
Ana López-Puigcerver, David Martí, Montse Ribé (Society of the Snow)
En İyi Film Müziği
Laura Karpman (American Fiction)
John Williams (Indiana Jones and the Dial of Destiny)
Robbie Robertson (Killers of the Flower Moon)
Ludwig Göransson (Oppenheimer)
Jerkin Hendrix (Poor Things)
En İyi Özgün Şarkı
“The Fire Inside” (Flamin’ Hot)
“I’m Just Ken” (Barbie)
“It Never Went Away” (American Symphony)
“Wahzhazhe (A Song For My People)” (Killers of the Flower Moon)
“What Was I Made For?” (Barbie)
En İyi Prodüksiyon Tasarımı
Sarah Greenwood, Katie Spencer (Barbie)
Jack Fisk, Adam Willis (Killers of the Flower Moon)
Arthur Max, Celia Bobak (Napoleon)
Ruth De Jong, Claire Kaufman (Oppenheimer)
Shona Heath, James Price, Zsuzsa Mihalek (Poor Things)
En İyi Ses
The Creator
Maestro
Mission: Impossible – Dead Reckoning Part One
Oppenheimer
The Zone of Interest
En İyi Görsel Efekt
The Creator
Godzilla Minus One
Guardians of the Galaxy Vol. 3
Mission: Impossible – Dead Reckoning Part One
Napoleon
En İyi Kısa Film
The After
Invincible
Knight of Fortune
Red, White and Blue
The Wonderful Story of Henry Sugar
En İyi Kısa Film (Belgesel)
The ABCs of Book Banning
The Barber of Little Rock
Island in Between
The Last Repair Shop
Nǎi Nai & Wài Pó
En İyi Kısa Film (Animasyon)
Letter to a Pig
Ninety-Five Senses
Our Uniform
Pachyderme
War Is Over! Inspired by the Music of John & Yoko
Kaynak: Variety
Meraklısı için notlar:
Bu yıl 96’ncı kez dağıtılacak Akademi Ödülleri’ne aday gösterilen filmler arasında Christopher Nolan’ın son filmi Oppenheimer, elde ettiği on üç adaylıkla öne çıkan yapım oldu. Onu on bir adaylıkla Yorgos Lanthimos imzalı Poor Things (Zavallılar) takip etti. Martin Scorsese imzalı Killers of the Flower Moon (Dolunay Katilleri) on adaylık elde ederken Greta Gerwig imzalı Barbie’nin sekiz adaylığı bulunuyor. Almanya adına yarışan İlker Çatak’ın Öğretmenler Odası (Das Lehrerzimmer) filmi ise En İyi Uluslararası Film dalında adaylık kazandı.
Her yıl olduğu gibi Los Angeles’taki Dolby Theatre’da gerçekleştirilecek 96. Oscar Ödülleri töreni 10 Mart gecesi sahiplerini bulacak. Gecenin sunuculuğunu komedyen ve sunucu Jimmy Kimmel yapacak.














