Rus Ablukası Kıtlığa Yol Açıyor/ Global Medya
Buğdayımız olmadan yapamazlar
Kommersant, Rusya’nın yaklaşan gıda krizine hazırlıklı olduğunu düşünüyor:
“Ukrayna’da çarpışmaların başlamasıyla birlikte küresel gıda piyasası, pandeminin zirvesindekinden bile daha büyük bir baskı altına girdi. (…) Neredeyse bütün büyük tahıl tedarikçileri sorun yaşıyor. (Rusya) Tarım Piyasası Araştırmaları Enstitüsü ICAR, Kanada ve Arjantin’in mahsul verimlerindeki düşüklüğe ve AB’de yaşanabilecek potansiyel sorunlara işaret ediyor. (…) İşlerin hâlâ yolunda gittiği görünen neredeyse tek ülke, rekor hasadın beklendiği Rusya. Bu yüzden de analistler, Rusya’nın küresel buğday ihracatındaki payının yüzde 20’ye ulaştığını düşünüyor; bu da Rus tahılından vazgeçmenin neredeyse petrol ve doğalgazından vazgeçmek kadar zor olacağı anlamına geliyor.”
Rusya’yı ablukayı kaldırmaya zorlayın
Irish Times, acil çözümler geliştirilmesini istiyor:
“Kısa vadede, Ukrayna limanlarının yeniden açılması ve gıda ihracatının yeniden başlaması önemli. Batı, Rusya’yı kasten darboğazlar yaratmakla ve nakliye yolları ile tahıl depolarını bilinçli olarak hedef almakla suçluyor. (…) Gıda maddelerinin ve yaşamsal önem arz eden diğer ürünlerin kara ve deniz yolu aracılığıyla Ukrayna’dan ayrılabilmesi için koridorlar oluşturulması konusunda Rusya üzerinde baskı kurulmalı.”
Ablukayı sonlandırmaktan başka bir çıkış yolu yok
Ukrayna Altyapı Bakan Yardımcısı Mustafa Nayyem gordonua.com’un alıntıladığı bir Facebook gönderisinde şunları yazıyor:
“Muhtemelen on yıllar sonra ilk defa milyonlarca insan bir doğal afet yüzünden değil, zaten hasat edilmiş ürünler ihraç edilemediği için gıdasız kalacak. (…) Tahıl dahil ihracatımızın yüzde 70-75’i limanlar üzerinden gerçekleştiriliyor. (…) Elbette ürünleri gideceği yere ulaştırmak için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Ancak bir sorun var. Tuna üzerindeki üç limanımız, demiryollarımız ve kamyonlarımızla ayda azami 3-4 milyon ton tarım ürünü ihraç edebiliyoruz. Bu, savaş öncesi oranın yalnızca yarısına (!) tekabül ediyor. Tek çıkış yolu, Ukrayna limanları üzerindeki ablukayı sonlandırmak. Silahla veya silahsız.”
Misliyle mukabele
La Repubblica, durumun zor olduğuna dikkat çekiyor:
“Kiev’de insanlar Büyük Kıtlık (Holodomor) zamanlarını hatırlamaya başladı. (…) Uluslararası bir müdahale mümkün mü? Bu soruyu cevaplayabilmek için Moskova açısından neyin tehlikede olduğu konusunda net olmak gerekiyor. Rusya, limanları kontrolü altında tutarak kara savaşında karşılaştığı zorlukları telafi etmeye çalışıyor. (…) İşgal altındaki topraklarda bulunan Moskova askerleri -kısmen Rusya’nın Suriye’deki müttefiki Beşar Esad için- Ukrayna’nın tahıllarını tahrip ederken veya yağmalarken, Rusya’nın Odessa ablukası Batı yaptırımlarına karşı misillemeye dönüşüyor: Bu yaptırımlar gevşetilinceye kadar Rus gemileri Ukrayna limanlarından tek bir buğday tanesinin çıkmasına izin vermeyecek.”
Füze mi göndermeli yoksa düşmanı bölmeli mi?
Yatırım bankacısı Serhij Fursa, liga.net’ te askeri bir çözümden yana:
“Reuters’in bildirdiğine göre, Pentagon Ukrayna’ya güçlü gemisavar füzeleri göndermeyi planlıyor. Böylece limanlar kendiliğinden açılmış olacak. İkinci seçenek ise ‘böl ve yönet’ taktiği. Bu oyunu oynamayı bilen tek ülke Rusya değil. Wall Street Journal’a göre Washington, Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenka ile müzakerelerde bulunuyor: Potasyumlu gübrelere karşı uygulanan yaptırımların kaldırılması karşılığında, Ukrayna tahılının Baltık devletlerine geçişine izin vermesi isteniyor. (…) Dürüst olmak gerekirse, ben füze seçeneğinden yanayım.”
Bir baskı aracı olarak açlık
La Stampa, Putin’in uluslararası buğday bağımlılığını kasten bir silah olarak kullandığı uyarısında bulunuyor:
“Kırım’ın işgalinin ve Batı’nın uyguladığı ilk yaptırımların ardından, Moskova’nın 2014’te biz muzaffer küreselleşme rahiplerinin her zamanki gibi hiç dikkate almadığı bir ‘tarımsal yeniden silahlanma’ ilan etmesi tesadüf müydü? Moskova, Avrupa ve ABD’ye yönelik gıda bağımlılığını azaltmak için tahıl üretimini artırmıştı. (…) Şimdi de Avrupa’nın gerçek tahıl ambarı olan Ukrayna’da, limanlar abluka altında tutulduğu için buğdaylar silolarda çürüyor. (…) Doğu ve güneydeki tarlalar, tanklar tarafından acımasızca çiğnenen mayınlı savaş meydanlarına döndü.”