Naim Kandemir
Eskiden beri haritalara bakmayı, incelemeyi severim. 6 Şubattan beri hep Türkiye haritasına bakıyorum. Özellikle haritanın 10 iline. Elimdeki haritanın 10 ilinin kapladığı alanı önce kırmızıya, sonra da siyaha boyadım. İlk gün kırmızıydı bu 10 il benim için. İkinci günden itibaren; haberlere, açıklamalara, yapılmayanlara, çığlıklara, halkın yüzündeki çaresizliğe ve yönetimin her zamanki kayıtsızlığını görünce o 10 ili simsiyaha boyadım haritada.
6 Şubat günü deprem 10 ilin halkını hain uykularda yakaladı. İki büyük depremin yerle bir ettiği bu 10 ilin bulunduğu haritaya baktığımda, oraların 1990-96 yılları arasındaki görünümlerini, oralarda yaşadıklarımı hatırlıyorum. Yıkılan bu illerin artık çoğu bundan sonra hatıralarda kalacak oraları önceden görenler, bilenler için.
29 yaşımda lojistik sektöründe bölge müdürü olmuştum. Kısa sürede yeni birçok şube açarak bölgeye bağlı 44 şubeyle çalışmaya başladım. Depremlerin hışmına uğrayan bu 10 il ve ilçelerdeki şubeler bana bağlı olduğu için her ayın 15 günü otomobille her şubeyi ayda en az bir kere ziyaret ettiğimden şehirleri, ilçeleri görürdüm. Altı yıl boyunca bu iller ve ilçelerdeki şubelere gide gele oraların bıraktığı hatıralar kolay silinmiyor.
Bu iller ve ilçelerden; Elbistan, Dörtyol, Payas, Kırıkhan, Reyhanlı, Adıyaman, Kozan, Kadirli, Nizip ve Kilis’te sektördeki ilk şubeleri açmış olmamın keyfini de yaşamıştım.
Biliyorum, enkazların kaldırılması bitince, depremlerde kaybettiklerimizin isim ve soyadlarının olduğu listeler yayınlanacak. O listelere bakmayacağım. O yıllardan, oralardan tanıdığım insanları ben hep yaşıyor olarak düşüneceğim. Ama yine de biliyorum ki hayat buna pek izin vermeyecek. Ortak tanıdıklarımızla karşılaşmalarımızda, haberdar olanlar söyleyecek, filancayı kaybetmişiz depremde, diye. O zaman, hatıralardan başka ellerimizde bir şey kalmayacağını bir kez daha anlayacağız. Biliyoruz elbet; hayat, ölünceye kadar geçirilecek zaman değildir. İyi ki birlikte hayatı paylaştıklarımızdan hatıralar kalıyor bizlere.
Altı yıl boyunca gidip geldiğim, bugün depremlerin gazabına uğrayan yerleri düşününce insan hatırlıyor, ne çok zihnimde oralar…
Bağlı şubelerin olduğu yerlerdeki personellerin, müşterilerin davranış farklılıkları, şive ve dil zenginlikleri, yemek kültürleri aynı damardan gelse de lezzet farklılıkları, kimi yerlerin yollarının bozukluğu, düzgünlüğü, eğlence anlayışlarının farklılığı, nerelerde kışların ve yazların şiddetli geçtiği, belediye otobüslerinin renkleri, markaları, şehirlerin ve ilçelerin belirgin demografik yapılarının ve siyasi tercihlerinin farklılığı…
Sözünü ettiğim yerlerin bende o günlerden aklıma ilk getirdikleri çok fazlaydı ama 6 Şubattan sonra artık hepsini depremle, yıkımla, çaresizlikle, kendi başlarına bırakılmışlıkla hatırlayacağım.
Simsiyah bir haritaya bakıyorum artık. O haritanın yaratıcısını ben de, o şehirlerdeki yaşayanlar da biliyoruz.
Hitler, Almanya’nın “badanacısı”ydı, birileri de çıkıp bir ülkeyi zifiri karanlığa boyar ama gün gelir o karanlık yırtılır ve yarasalar ışıkta yaşayamaz. O aydınlık günlere az kaldı, diyerek ulusça sabrımızın son demlerini yaşıyoruz.
8 Şubat 2023
Ankara











