Yabancı yatırımcıya ‘hukuksuzluk’ havucu

HomeEkonomi

Yabancı yatırımcıya ‘hukuksuzluk’ havucu

Mustafa Sönmez

Bakan Nebati mevzuat ve bürokrasinin yabancı yatırımcıya engel olduğunu ima etse de veriler, doğrudan yabancı sermaye girişinin cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde radikal bir şekilde azaldığını gösteriyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin, Fransa’nın Cannes kentinde Gayrimenkul Yatırımcıları Derneği’nin (GYODER) düzenlediği uluslararası yatırımcı kahvaltısında yaptığı konuşma çok tartışıldı.

Nebati, Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi içinde yer alan Yatırım Ofisi’nin yatırımcıları “tek durak ofis” yaklaşımıyla ağırlamaya hazır olduğunu belirterek, “En sevmediğim konu da şu yatırımcılara zorluk çıkaran mevzuat ya da bürokrasidir. Hep beraber kavga edelim, bürokrasiyi alaşağı ederiz, arkamızda cumhurbaşkanımız var, rahat olun, mevzuatı da değiştiririz. Cumhurbaşkanlığı sisteminde hızlı adımlar atıyoruz” dedi. Bu yaklaşım tarzı tartışmaları fitilledi ve muhalefet tarafından “hukuksuzluk havucuyla yatırımcı çekmek gafleti” olarak yorumlandı.

Nebati “mevzuat, bürokrasi” sözcükleri ile küçümsediği kavram ve kurumların yabancı yatırımcıya engel olduğunu ima etti. Oysa gerçekte yabancı yatırımcı girişini gerileten şey, doğrudan cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi. Özellikle doğrudan yabancı sermaye girişinde radikal bir düşüş gözleniyor. Toplam doğrudan yabancı sermaye girişinden gayrimenkul satışları ayıklandığında Erdoğan’ın “tek adam” sisteminde son üç yılda ortalama yabancı sermaye girişi yılda ortalama 2 milyar doları bulmadı. Doğrudan yabancı sermaye girişi en son 2015 yılında 10 milyar dolara ulaştı. AKP döneminde en yüksek giriş ise 2007’de 17 milyar dolar olarak gerçekleşmişti.

Yabancı yatırımcılar için hukuk, devletin her girişimciye eşit mesafede, kayırmacılıktan uzak durması önemli. Ancak bu beklentiler AKP iktidarınca hâlâ anlaşılmış değil. Bütün bunların yanı sıra yabancı yatırımcı istikrarlı bir ekonomiye, tek haneden yukarı çıkmayan bir enflasyona, yine istikrarlı bir yatırım ortamına gerek duyuyor ve Türkiye tüm bunlardan oldukça uzaklaşmış durumda.

Nebati’nin yabancı yatırımcıya güvence olarak cumhurbaşkanını göstermesi, muhalefet partilerinin sözcüleri tarafından sert biçimde eleştirildi. CHP Sözcüsü ve Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, “Şecaat arz ederken, sirkatin söylemek’ tam da buna denir. Sözlerin sahibi bu ülkede kurumların ve hukukun tek bir kişinin iki dudağına baktığını, hukuki güvencenin olmadığını bundan daha açık ifade edemezdi. Türkiye elbette bu günleri de aşacak” şeklinde konuştu.

İYİ Parti Genel Sekreteri Uğur Poyraz ise Nebati için şöyle konuştu: “Bakanlık yapmıyor, ikinci el cep telefonu satıyor sanki. Garantisi benim abim! Zaten alıştınız, devlet aklı ve ahlakının yoksunluğunun vücut bulmuş hâlisiniz. Bürokrasiyi alaşağı edin, mevzuatı da değiştirin, hukuk da arkadan gelir değil mi?”

Türkiye’de yaşanan istikrarsızlık son yıllarda Erdoğan’ın “tek adam” sistemiyle daha da arttı. 2018 Haziran seçimlerinden bugüne gelinen yolda en büyük sorun hızla tırmanan enflasyon. Savaş ile birlikte Türkiye’nin risk primi de tırmandı ve 600’leri gördü. Cari açığın yıllığı şimdiden 20 milyar doları aşarken, önümüzdeki aylarda daha da tırmanacak. Önümüzdeki 12 ayda ödenmesi gereken dış borç tutarı yaklaşık 174 milyar dolar olarak açıklandı. Bunlar, dövize yeni bir atak yaptıracak önemli basınçlar olarak yorumlanıyor.

Bütün bu şartlar içinde Türkiye’ye doğrudan yabancı sermaye, borsaya giriş şeklinde portföy yatırımı ve yabancı mevduatı-kredi biçimlerindeki yabancı kaynak girişi son yıllarda artmıyor.

Ülkelerin yurt dışındaki yatırımları ve elde tuttukları rezervler “varlıklarını”, yurt dışından ülkeye yapılmış her tür yatırımların stok değeri “yükümlülükleri” oluşturur. Varlık ve yükümlülük tutarları o günkü dolar kuru ile ifade edilir ve aradaki fark “net yatırım pozisyonu” olarak adlandırılır. Bu, bir anlamda dışarıdan kullanılan net kaynağın güncel değeridir.

2021 sonunda Türkiye’nin dış yatırımları ve elindeki rezerv tutarı 298 milyar dolar iken, yabancıların içerideki yatırımlarının stok değeri 528 milyar dolar kadardı. Bu da, yabancılardan net 230 milyar dolar kaynak kullanmak demek. Oysa bu miktar daha 2017’de 442 milyar dolardı. Yani yabancıların varlık değerleri bu sürede yüzde 48 azaldı.

Bu sürede doğrudan yatırımlar yüzde 38 azalışla 198 milyar dolardan 122 milyar dolara gerilerken, portföy yatırım azalışı yüzde 45’i buldu ve 173 milyar dolardan 77 milyar dolara kadar indi. Doğrudan yatırım ve portföy yatırımlarında yabancı payı azalırken mevduat, swap, kredi olarak kullanılan kaynaklarda azalma 2017-2021 arasında sadece yüzde 3 oldu. Özetle, toplamda Türkiye’deki yabancı yatırımların (yükümlülükler) 2017-2021 arası stok değeri yüzde 24’e yakın azaldı.

Çok açık ki yabancı yatırımcı Türkiye’ye girmekte isteksiz. Bu özellikle son yıllarda açıkça görülebiliyor. Doğrudan yatırım konusunda Türkiye pek tercih edilmezken, doğrudan yatırım kalemini görece pozitif gösteren aslında yabancılara emlak satışı. Bu, metodolojide “yatırım” sayılıyor. Yabancıların emlak için getirdikleri döviz ayıklandığında cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle yönetilen son dört yılda doğrudan yatırım girişi yılda 2 milyar doları bulmadı bile.

Yabancılar borsadan hisse senedi ve devlet kağıdı alma konusunda da iştahsızlar. Hele ki ABD’de faizlerin ilk elde 25 baz puan artırılması ve altı kez daha artırılacak olması, yabancı yatırımcı çekmeyi daha da zorlaştıracak.

Yabancıların siyasi olarak otoriter ve hukuka, kurala dayanmayan Erdoğan yönetimine karşı elbette çekinceleri var ama bunun kadar ekonomik kırılganlıklar ve yapısal sorunlar da yatırıma engel oluşturuyor.

Siyasi sistemleri Türkiye’deki kadar olmasa da yine de sorunlu Asya, Latin Amerika, Afrika ülkelerine belli miktarlarda yabancı kaynak girişi sürüyor. Bu, söz konusu ülkelerdeki göreli ekonomik istikrar nedeniyle mümkün olabiliyor. Örneğin IMF verilerine göre Asya’da Endonezya ve Hindistan net kaynak çekmede öncü iki ülke. Çin zaten yabancı yatırımcı için bir “cennet” ama Çin’in kendisi de dış yatırımcı, hem de “net yatırımcı”. Dışarıdaki yatırımları içeri çektiği yabancı kaynakları 2 trilyon dolar aşıyor.

Global yatırımcılar aslında daha çok gelişmiş merkez ülkelere yatırım yapıyorlar. Örneğin ABD, 14 trilyon dolar net yabancı kaynak kullanıyor. İspanya, Fransa ve İngiltere’nin her biri dışarıdaki yatırımlarının 1 trilyon dolar üstünde içeriye yabancı kaynak çekip kullanıyorlar. Gelişmekte olan ülkelerden Türkiye kadar olmasa da Avrupa’da Polonya da dış kaynak çeken ülkeler arasında. Latin Amerika’da Brezilya, Meksika, Kolombiya en çok net yabancı kaynak çeken ülkeler.

Türkiye’nin ortalama hızında büyümesi için yeniden, hem doğrudan yabancı sermaye, yani “yeşil yatırım” çekmesi hem hisse senedi ve devlet kâğıdı satmak için borsaya yatırımcı çekmesi bir ihtiyaç. Dışarıdan daha çok kredi bularak kaynak kullanması, risk primini azaltmasına da bağlı. Bütün bunlar için hukuk devleti, bağımsız ve tarafsız yargı, özgür medya, yasama-yürütme-yargı dengesi, şeffaflık, hesap verebilirlik önemli. Bunlar kadar, ekonomiyi rayına oturtacak, özellikle iyice azan enflasyonu terbiye edecek ve yeniden bir yatırım ortamı sağlayacak düzenlemelere gidilmesi, bunu yapabilecek, seçmenden güven almış bir iktidar da yabancı yatırımcı için önemli.

Al-Monitor

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments