Yazım dünyasının merak edilenlerini Aydın Şimşek’e sorduk – Bölüm 1

HomeSöyleşi

Yazım dünyasının merak edilenlerini Aydın Şimşek’e sorduk – Bölüm 1

Dorlion Yayınları, yazın dünyamızda mütevazi, yazarların güven duyduğu, verdiği sözü yerine getiren, yaptıklarını sahiplenen, şeffaf ve yazar odaklı iş yapmayı prensip edinmiş, yazınsal değeri olan eserleri yayımlayan bir yayınevi olarak kendini tanımlıyor.
Memleketin okuyan ve yazan insanlara ihtiyacı olduğunu, bu nedenle yayın kurulu olarak, yazmanın ve okumanın cazip hale getirilmesi gerektiğini, ellerini taşın altına koyduklarını, okumayı ve yazmayı “adeta kışkırtmaya” çalıştıklarını söyleyen bir yayınevi!
Bizde, yazın alanında merak edilen soruları nevi şahsına münhasır Dorlion Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Aydın Şimşek’e sorduk.

Aydın Hocam sizi tanıyabilir miyiz? Aydın Şimşek kimdir?

Bu soruya “Velinin Oğlu Orhan” ile cevap vermek isterim.

Velinin Oğlu Orhan; Edebiyatımızın güçlü yazar ve şairi Orhan Veli’dir.

Yazarımız, Âdem Kocamaz, Orhan Veli’nin kurmaca biyografisini 8 yılda yazdı. Yayınevimiz yayımladı. Beğenerek okuduğum eserlerden birdir.

Hikâye şudur:

Sami Onat seçki hazırlamaktadır. Orhan Veli’den özgeçmişini ve beğendiği üç şiirini göndermesini ister.

Orhan Veli’nin Sami Onat’a göndermiş olduğu eğlenceli özgeçmişi sıcak ve samimi bulurum.

***

1968 de doğdum. 6’sında bisiklet için kuzu çobanlığı yaptım. Sevdiğim kuzumu kurda kaptırdım. Kuzumda bisikletimde öldü!

7’sinde mektebe başladım. İlk mintanım 7’sinde oldu. Çok güldüm. Harmanda yırttılar. Çok ağladım.

7’sinde âşık oldum. Mektepten çok çocukluk aşkımın belikleriyle ilgilendim. 8’inde okumaya, 12 ‘sinde yazmaya meraklandım.

18’inde rakıyla, 25’inde oltayla tanıştım. Araç sandığı oltama takıldı. Acemi oldum.

29’unda asker oldum. Muhabbet kuşum öldü. Lâl oldum.

Şimdi Genel Yayın Yönetmeniyim ve özel bir kurumda Grafik Tasarım Dersleri veriyorum.

Benim ol hikayem budur!

Biraz da Dorlion Yayınları’nı anlatırsanız memnun olurum.

Dorlion Yayınları 2016 yılında kuruldu. Mütevazi, ama güven veren bir yaklaşımla yeni eserler ve yeni yazarlarla yoluna devam ediyor.

İnsancıl Kitap Dağıtım Firmamız Dorlion Yayınları’nın motor gücüdür. Eserlerin hedef kitlesiyle buluşması, eserlerin görünür olması, siparişlerin tedarik edilmesi, dağıtım firmamız tarafından yapılmaktadır. Bir yayınevi için önemli bir motor güç dağıtım firmasıdır.

Eskişehir’de üç, Balıkesir’de bir, Ankara’da iki yerimiz var. Erdek ve Avşa da yeni bir yer açmak için çalışmalarımız devam ediyor.

Dorlion Yayınları uluslararası yayınevi olmak için hazırlıklarını sürdürmektedir.

Dorlion Yayınları ne yapar? Daha çok ne tür kitaplar yayınlar?

 Daha çok çocuk kitapları yayımlıyoruz. Türkçe, İngilizce, İtalyanca, Rusça, İspanyolca…

Bununla birlikte; Edebiyat, Eğitim, Felsefe, Kişisel Gelişim, Siyaset, Sosyoloji, Tarih, Araştırma-İnceleme, Roman, Şiir, Hikâye, Öykü, Tarihi Roman, Fantastik, Polisiye Roman, Anı, Biyografi, Deneme türü ve çeviri eserleri yayınlamaktayız.

Yazmak isteyenlere en önemli tavsiyeleriniz nelerdir?

 Ülkemizin yazan ve okuyan insanlara ihtiyacı var. Biz yazmayı ve okumayı kışkırtan ve cazip hale getiren bir anlayışa sahibiz.

 Yazar olmak disiplin isteyen bir iş ve bunun bir okulu yok.

Her edebiyat okuyanın yazar olacağı gibi bir ön kabulde yok.

Kitap yazmak için:

İnce elemek, sık dokumak gerekiyor.

Sabır, sevgi ve iyi bir donanım gerekiyor.

İyi bir okur olmamız gerekiyor.

 Öncelikle bir meselen, bir hikayen olması gerekiyor.

Belleğin boşaltılması, dolu olmasındandır. Okuyarak belleği doldurur, yazarak boşaltırız. Bol bol okumamız gerekiyor.

Bilgiye aç halimizi korumalıyız. Bilmek yoktur. Hep bilginin peşinden koşan bir bellek vardır. Yazar olmak isteyenin beyin açlığı baki kalacaktır.

Beyin açlığımız hiçbir zaman doymayacaktır.

Adeta, kırıntı arayan karıncalar gibi bilginin kırıntısını dahi değerlendirmeliyiz. Sürekli arayış içinde ve bilginin peşinde olmalıyız.

Sokrates; “Bir şey bilmediğim dışında başka bir şey bilmiyorum! Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğim.” Diyerek, bilginin önemine vurgu yapar.

Bilmeliyiz ki, bilgi peşinde koşan insan, tüm bilme çabasına rağmen cahil ölecektir.

İyi bir yazar “Evrenin kelamını duyan” iyi bir dinleyicidir!

İnsanın, hayatın ve evrenin bir hikayesi vardır.

Yazar, İyi bir dinleyicidir.

Yazının kaynağı, hayatın kendisidir. Şiir, sinema, komşumuz, sokağımız, mahallemiz, hayvanların dünyası, doğanın kendisi bütün bunlar yazarı besleyen kaynaklardır. Yazar, hikayeleri değerlendirir ve yazın alanına kazandırır.

Edebiyat; kurgunun kurgusu, estetize edilmiş yalandır!

En büyük kurgu hayatın kendisidir. Yazar, o büyük kurgudan beslenir ve kendi kurgusunu oluşturur. Hayattan öğrenir, hayattan yararlanır ve yazınsal üretimiyle tekrar hayata verir.

Yazmak için not almalıyız.

Bu notları bir gün kullanacağımızı bilerek not almalıyız.

Gönül gözüyle gözlem yapmak önemlidir:

Çevremizde olanları, farkında olarak görmek, izlemek, hayatı özel bir gözle imbikten geçirmek, geride kalanları ise yazıya dökmek önemli görünüyor.

Kendimizi iyi ve yeterli hissettiğimiz alanlarda yazmalıyız.

İçerik hakkında iyi araştırmalar yapmalıyız. Bu, kurgunun daha derinlikli olmasını sağlar. Kitabı daha inandırıcı kılar. Karakterlerin tüm özelliklerini netleştirmeliyiz. Özelliklerini bilmeliyiz. Bir yere not etmeliyiz. Onları tanıdıklarımız gibi kabul etmeliyiz. Nasıl davranacaklarını, ne yapacaklarını bilmeliyiz. Karakterlerin, bizim istediğimiz gibi değil, kendi kişiliklerine göre hareket etmelerine izin vermeliyiz.

Karakteri yaratan her ne kadar yazar olsa da o karakter tamamen gözlem yeteneğinin bağımsız ürünüdür.

Yazınsal değeri olan bir eserde karakterler size ait değildir.

Bir eserde, eğer, yazarın sesi, karakterin sesinden daha fazla çıkıyorsa, o eser sorunludur.

Karakterin psikolojisini takip etmeliyiz.

Akışı kurgulamak ve akışı bölümlere ayırmak işimizi kolaylaştırır.

Hangi bölümde ne anlatacağımızı belirlemeliyiz. Böylelikle hangi bölümde ne yazacağımızı bilir ve bir yol haritası elde etmiş oluruz.

Kitabı bitirir bitirmez yayınevleri ile hemen paylaşmamak önemli. Bu konuda da kendimize zaman tanımalıyız.

Nasıl ki, bir eseri yazarken ince eleyip sık dokuyorsak, yayınevi seçiminde de aynı yöntemi kullanmamız önemlidir.

Kitabı bitirdikten sonra onunla bir süre hiç ilgilenmeyin. Bu süreçte aklınıza gelen yeni fikirler olabilir. Bunları not alın. Yeterli süre geçtiğini düşündüğünüz noktada kitaba yeniden göz atın, gerekli noktalarda düzenlemeler ve eklemeler yapın.

 Çalışmanın bittiğini hissettikten sonra son okumayı yapmalıyız. Yazım ve imlâ kurallarına göz gezdirmeliyiz.

 Yazdıklarımız yazım yanlışlarıyla doluysa, okumadığımızı ve dolayısıyla yazmadığımızı destekleyen belirtiler olabilir!

Eğer ciddi bir biçimde yazarlıkla uğraşmak arzusundaysak, masamızın üzerinde bulunması gereken iki temel kitap vardır. Bunlardan biri sözlük, diğeriyse yazım kılavuzudur.

Metninizi, fikrine güvendiğiniz birine okutabilir ve yorumlarını sizinle paylaşmasını isteyebilirsiniz.

Kitap türünüze uygun yayınevlerini seçiniz ve dosyanızı onlara yollayınız.

Bir kitap neden ve nasıl yazılır?

İnsanoğlu/insan kadını bir mağaraya neden resim yapmışsa, bir kitap da aynı sebepten yazılabilir. Bunun içinde yaratıcılığa ket vuramama, öyküleri paylaşma, öğretmeye, öğrenmeye yönelik karşı konulmaz bir arzu ve buna benzer sebepler yer alır.

***

Çinhindi’de doğan Fransız yazar ve film yönetmeni Margirit Duras şöyle der:

“Yazmak, aynı zamanda susmak, söylememek, sesini kesmek demektir, gürültüsüz haykırmaktır.” “Yazmak sanatı, hayatı incelemekle kazanılır.”

***

Bir insan neden bir kitap yazdığını açıklığa kavuşturmalıdır.

Yazmaya başlamadan yazma nedenlerimizi bilmeliyiz.

Örneğin:

Kitap yazarak zengin ve ünlü olmayı mı umuyoruz?

Kariyerimiz için mi gerekli?

Adımızı bir kitap kapağında görmek mi istiyoruz?

Yoksa;

Dünya ile, evren ile yani cümle alem ile paylaşmak istediğimiz güzel bir hikâyemiz mi var?

Kitap yazmak hobi ve bir meslektir.

Yani hem iş hem tutkudur.

Burada önemli olan neden yazmak isteğimizi, gerekçemizi bilmemiz gerekiyor.

Bir kitap yazmış ve yayınlatmak isteyenler ne yapmalıdır? Tavsiyeleriniz nelerdir?

Ortak proje yapacakları yayınevini iyi araştırmaları gerekiyor.

Örneğin;

Çıkardıkları yayınları incelemeleri önemlidir.

Yayınevi hakkında olumsuzluk var mı?

Yayınevi nasıl biliniyor?

Dağıtım ağı var mı?

Editöryal hizmet veriliyor mu?

Yazar ve yayınevi, yayın sürecini birlikte mi yürütüyorlar?

Yayın sürecinin her aşamasında yazar projenin içinde midir?

Yayın süreci yayınevi odaklı mı yürütülüyor?

Sözleşme kaç yıl yapılıyor?

Bu sektöre de edebiyattan gelenlerle, gelmeyenler var.

Edebiyattan gelenler, yere düşen kitabı alır, tozunu siler rafına koyar.

Edebiyattan gelmeyenler, yerdeki kitabın üzerine basarlar. Yaptıkları işe inanmazlar. Kendileri işlerinden büyüktür. Hizmet vermeden para kazanmak bunlar için önemlidir.

Yazar olmak isteyen arkadaşlarımızın bu hususları araştırmaları gerekiyor.

Sosyal medyada araştırmakla yetinmemelidirler. Sahada da yayınevini sormalıdırlar.

Yayınevinden yazar referansları isteyebilirler.

Yaptığımız projelerle hayata ve yazarlarımıza temas etmeyi ilke edinmiş bir yayıneviyiz. Yazarlarımızın kendini iyi hissetmeleri ve mutlu olmaları bizim için kıymetlidir.

Güven, istikrar ve içtenlik önemlidir.

Bir kitabın yayınlanması sürecini baştan sona anlatabilir misiniz? Hangi aşamalardan geçiyor? Ve her bir aşama da ne oluyor?

Bize gelen dosyaları editörlerimiz değerlendirir. Değerlendirme faaliyeti sadece editörlerimizle sınırlı değildir. Satış, pazarlama birimimiz ve yayın kurulumuz bu değerlendirme sürecinin bir parçasıdır.

Okunan dosyaların okurda karşılığının olup olmadığına bakılır. Dosyanın yazınsal bir değer taşıyıp, taşımadığı, güçlü bir metin olup olmadığı, kurgusunu, dilini değerlendirerek bir karar verilir.

Dijitalleşme yazı dünyasını ve yazarlık mesleğini nasıl etkiledi?

Teknolojik gelişmeler ve dijitalleşme birçok alanda değişime ve dönüşüme neden oldu.

Yazarlık da bu durumdan etkilenmiştir. Yazı yazma pratikleri artık değişmiştir.  Yazdığınız metinlere aynı anda milyonların ulaşma imkânı var.

Örneğin, sesli kitaplar 1990 yıllarda insanların ilgisini çekmemişti.

Günümüzde değişen metropol hayatı, zaman darlığı insanları pratik arayışlara yönlendirmektedir.

Dijital olarak dinlenebilir kitaplar olduğunda insanlar, büyük bir kütüphaneyi yanlarında taşıyorlar.

İnsanlar dijital kitap okuyorlar mı? Bu yönde bir tercih kayması oldu mu?

Dijital kitapları gerçek kitapların, gerçek kitapları da dijital kitapların karşısına koymamak gerekiyor. Her ikisi de yaşamın gerçekleri. İkisi de hayatımızın bir parçası durumundadır.

İkisinin de olumlu ve olumsuz yönleri var.

e-Kitap’ın olumlu yönlerine bazı örnekler verirsek;

e-Kitapların maliyetleri basılı kitaplara oranla daha ucuz.

e-Kitap’lara anında ulaşabiliriz.

e-Kitap evde önemli bir yer işgal etmez.

Yazılar daha büyük.

e-Kitap uygulamaları yazı büyüklüklerini ayarlayabiliyor. Bu görme problemi yaşayanlar için bir hayli işe yarar.

e-Kitap’ın olumsuz yönlerine bazı örnekler verirsek;

 Arşiv azlığı söz konusu.

Türkçe e-kitapların sayısı oldukça az. Bu yüzden okumak istediğiniz kitap yeterince popüler değilse e-kitap halini bulma şansınız oldukça düşük.

e-kitap okuma işi eğer cihazınızın ekranı iyi bir çözünürlükte değilse keyifli olmaz.

Şarjınız bittiğinde kitap okuyamazsınız.

e-Kitap’ları yasal olarak okuyorsanız indirdiğiniz her kitap şahsınıza lisanslanıyor. Bu da ücretli kitapları arkadaşlarınızla paylaşamayacağınız anlamına geliyor.

Uzun süre bir cihazdan kitap okumak bazılarımız için pek de iyi olmayabilir.

Basılı Kitabın Avantajları:

Basılı kitap da anılarınız olabilir.

Okudunuz, kütüphanenize kaldırdınız ve aradan yıllar geçti. O kitabı tekrar elinize aldığınızda zihninizde canlandırabileceğiniz birçok anı olacaktır.

Duygular gerçek.

Kitabı okurken hissedeceğiniz duygular e-Kitap oranla daha doğal ve gerçekçi olacaktır.

Arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz.

Beğendiğiniz veya sizin için özel olan bir kitabı sevdiklerinizle paylaşabilirsiniz.

Alacağınız kitabı inceleyebilirsiniz.

e-Kitap’ta kitabı almadan önce yalnızca birkaç sayfaya ön izleme yapabiliyorsunuz. Fakat basılı kitap almaya kalktığınızda, kitaba sınırsız şekilde göz atabilirsiniz.

Basılı Kitapların Dezavantajları:

En büyük olumsuzluğu birçok ağaç kesiliyor.

Kâğıdın yapımında ağaçlar kullanılıyor. Her basılan kitap ağaçların yok olması anlamına geliyor. Tabi ki ağaçların yok olmasına tek sebep kitaplar değil.

(Röportaj: Derya Özmen)

**Bu söyleşimiz 2 bölümden oluşmaktadır. 2. bölüm 29 Kasım Pazar günü yayınlanacaktır.

 

 

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments