Yokluk Manifestosu

HomeKadın

Yokluk Manifestosu

Bir kahramana ihtiyacımız yok.

Güven içinde yaşayabilmek için halkın manevi değerlerine yaslanmaya ihtiyacımız yok.Birtakım ahlaki kuralların bizi korumasına ihtiyacımız yok.

Toplumun öznelliğinin ve değişken taraflılığının bu vahşetin önüne geçmesini beklemeye takatimiz yok.

Gelenek ve görenekler insan gibidir; canlıdır ve değişkendir. Bu sebeple sabitlilikleri tartışmalıdır ve güvenilmezdir.

İnsan canı gibi ciddi bir meselenin söz konusu olduğu bir durumda toplumun doğrularına ve yanlışlarına güvenmeye niyetimiz yok!

Töreye, intikama ve kana bulanmış ruhlarınızdan göreceğimiz tek bir desteğe ihtiyacımız yok.

Hali hazırda verilmekte olan cezaların uygulanmasının dahi muallâkta olduğu bir süreçte idam cezasına ihtiyacımız yok.

Gencecik ölü bedenleri görmeye, güneş saçan gözlerin ferinin gitmesine, becerikli ellerin kendini korumak için havaya doğru kalktığını görmeye, cıvıl cıvıl kahkahalar atan dudakların bembeyaz kesildiğine şahit olmaya daha fazla tahammülümüz yok.

Yaşama hakkına sahip olmak için toplumun çizdiği yapay ideal kadın portresine uymamıza gerek yok.

Nefes almak için sizden olmamıza gerek yok.

Gözümüzün açıkça gördüğü korkunç vahşetin daha fazla çarpıtılmasına katlanamayız!

Toplumun vicdanına, ulusun vicdanına, bir avuç kanı bozuk potansiyel katilin vicdanına güvenmeye ihtiyacımız yok.

Aynı teselli cümlelerini tekrar tekrar birer mantra gibi dinlemeye ihtiyacımız yok.

Issız bir sokaktan geçerken kemiklerimize kadar titrememize sebebiyet veren korkuya ihtiyacımız yok.

Kendimizi korumak için dövüş sanatları kursuna gitmemize gerek yok.

Hele hele evde biber gazı yapımını öğrenmeye hiç ihtiyacımız yok.

Hayatı tehlikede olan kadınları korumak için sosyal medyada bas bas bağırmaya ihtiyacımız yok.

Vahşice katledilen kadınların katillerinin cezalarını bulması için yazılar yayınlamaya, etiketler açmaya, paylaşımlar yapmaya ihtiyacımız yok.

Taciz edilmemek için sokakta yürürken telefonu açıp bizi koruyacak birileri varmışçasına konuşmamıza ihtiyacımız yok.

Dışarı çıkarken nasıl giyineceğimizi keyfimizin değil bitmek bilmeyen korkumuzun belirlemesine ihtiyacımız yok.

Tecavüzcüleriyle evlendirilen kadınların yüzüne utançtan bakamayacağımız bu sisteme daha fazla ihtiyacımız yok!

Korkarak yaşamaya ihtiyacımız yok.

Çarpık ailevi öğretilerinin ve çocukluk travmalarının esiri olmuş sosyopatların bizi her gün daha da fazla katletmesine sabredecek yüreğimiz yok.

Kadına şiddetin iğrençliğinin ve katlanılamazlılığının anlaşılması için dini gerekçelere ve dayanaklara ihtiyacımız yok.

Aslında bizim adımız da yok.

Suretlerimiz kayıp.

Bu bozuk düzenin içerisinde sadece yaşamak için çırpınan canlarımızın sizin için bir değeri de yok.
Nereden mi biliyorum?

Şiddeti ve vahşeti önlemeye çok daha kapsayıcı ve katı önlemlerle hazır bir sözleşmenin senelerce uygulanmasına engel oldunuz; o da yetmedi tükenmek bilmez hırslarınızı tatmin etmeye, zaten uygulanmayan bir sözleşmeyi kaldırdınız.

Artık bizi koruyabilecek uluslar arası nitelikte bir anlaşmamız da yok.

Bu kadar yokluğun arasında var olanlara bakalım biraz da.

Yaşamaya ihtiyacımız var.

Yasaya ihtiyacımız var.

Sözde kutsal aile değerlerinin içinin boşaltılmasına sebep olduğu öne sürülerek fesh edilen, bizi hükümetin koyacağı yasalardan çok daha kapsamlı bir şekilde korumaya hazır olan sözleşmeye ihtiyacımız var.

Yüzleşmeye ihtiyacımız var.

Ve ihtiyacımız olanı alacağımıza kimsenin şüphesi olmasın.

#İstanbulSözleşmesiYaşatır [wannart]

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments