YOKUŞDİBİNDE ÇÖKELEK BULMAK

HomeManşet Yazarlar

YOKUŞDİBİNDE ÇÖKELEK BULMAK

Naim Kandemir

İktidar dayandığı ideolojinin münbitliğinde faşizm mayasından zaten yoksun değildi. Yıllardır devletin kurumlarında kadrolarına pratik yaptıra yaptıra Dimitrov’un faşizm tanımı fazlasıyla güncellendi. Beğenmedikleri, darülharp gördükleri devletin kanunlarını, kendilerince yorumlayıp, kendilerinden olmayanlara karşı adeta bir kırbaç gibi, mengene gibi kullandılar. Dönüp bir de, bu olup bitene şaşkınlıkla bakan ahaliye sırıtarak; “efendim, kanunlar böyle” türü teranelerle gerinip durdular. Toplumda birçokları “külâhıma anlat” dese de, bu masallar çoğunluğun beynine nakşedildi. Zannediliyor ki; adamlar, devletin kanunlarını uyguluyor! Faşizm evrensel bir tehlike olmakla birlikte yerel damarı da olacaktır. Literatürde kanuni faşizm tanımı var mıdır bakmak lazım…

Tarihten bilinir, zulümle abad olanların sonunun nereye varacağı. Gün gelir o kanunlar onlar gibi değiştirilip, farklı yorumlanmadan bile kendilerine uygulandığında, yaşayanlar görecektir yapılan hukuksuzlukların ne kertede olduğunu.

***

Ülkede bazıları tehlikenin farkında olmak, gelecek günlerin demokratlar ve sol kesim için zifiri karanlık olacağından en koyu biçimde dem vuruyor epeydir. Gel gör ki ülkede yaşananlara baktığımızda bu konuşmaların çoğu boşuna nefes tüketme. Seçim öncesi kritik zamanda kendi cenahlarında kendi adamlarının başına ne getirildiğini ve sonrasında ağızlarına nasıl fermuar çektiklerini görüp, seçimlerden sonra da yola devam ettiklerinde kendilerinden olmayanlara neler yapacaklarını düşünmek yeterince ibretlik değil mi?

Tehlikenin ve gelmekte olan belanın farkında olan normal insanlar güçlerini bilir ve o güçleriyle akıl ve mantık ne gerektiriyorsa onu yapar değil mi? Yok, bizde öyle olmuyor! Kırk yıldan sonra kala kala bir avuç insan kalmış bizim mahallede, o bir avuç insanın bazılarındaki kibir, hava kraliyet ailesinde yok! Bu kibirzadeler hep dev aynasına mı bakıyorlar? Yazarak, anlatarak bu kibiroğulları bir türlü dev aynalarına olan aşklarından caydırılamadı. Bu gidişle az kaldı, görmediğiniz ve ciddiyetsiz bir şekilde umursamadığınız tehlike balyozlarla o dev aynalarınızı parça pinçik edecek; o zaman diyeceksiniz; aa biz cüceymişiz! Evet cüceymişsiniz, halk da; evet sizler siyasi cüceydiniz! diyecek.

Son kaç seçimdir siyasal İslama direnen bir halk kitlesi var. Bu kitle sandıkta teslim olmadı. Daha ne istiyorsunuz? Buldunuz da bunuyor musunuz? Karadeniz’de söylendiği biçimde söyleyelim:

Yokuşdibinde çökelek buldunuz da kıl mı arıyorsunuz?

Halkın kalibresi bu ve yarısı teslim olmuyor Ortaçağcılara. Sizler devrimi, sosyalizmi, örgütlenmeyi çok iyi bilenler olarak bu teslim olmayan halk kesimini aktif olmaları yönünde örgütleseydiniz. Kimin ne kadar görevini yaptığı ortada. Sen yapmazsan, senin beğenmediğin politikacılar çıkıp bunu kendi meşreplerince yaparlar.

Güç sürükleyicidir. Buradan bir ders alınacağına ve hatta biz yapamadık ama durumlar kötü, destek olmamız lazım, diyeceklerine, sırça köşklerinden: şunu beğenmedim, şu yanlış, niye böyle yapmıyorlar, türü kibir lügâtinden üfürüp duranlar var. Yola inmeyip,  üst geçitten siyasetin trafik polisliğini yapmak size mi düştü? Bu en hafifinden hadsizliktir. İsteyen çorbasını kardığı, pişirdiği gibi içer. Kimse mecbur değil maydonozlu çorba içmeye! Adama derler: önündeki çorbaya üfle! Halk hayatın içinde, o hayata dahil olmayanların trafik polisliğini iplemez!

Birilerinin ciddiyetsiz biçimde umursamadığı bela üç vakte kadar gelip toplumun kapısını çalınca, yine olacak olan bir avuç kalmış bizim mahallenin çocuklarına olacak. Değil kapılarını çalmak, kapıları kırılıp girilecek. Örgütlenmeyi, önderlik edilmeyi bekleyen halk çekilecek kabuğuna, şartlara uyum sağlayarak varlığını sürdürmeye çalışacak. Kimse alınmasın ama herkes ektiğini biçer.

***

71 Yenilgisi sonrası aynı soyağacının devamları olduklarını söyleyen yapılar bile tekkecilikleri, kaprisleri nedeniyle bir araya gelememiş, devrimci eylem birliğini(DEB) dahi sürdürememişler; ama sıkılmadan bugün kalkıp tehlike geliyorum derken, siyasal İslama karşı bir şekilde sandık için de olsa bir araya gelenleri beğenmeyip akıldanelik yapıyorlar; çerçi başındakini satar!

Literatürde Dimitrov’da, Troçki’de, Kominternde, Poulantzas’da, Guarin’de, Laclau’da epey bir faşizm tanımı ve değerlendirmesi var. Gerçekte her ülkede yaşananlar faşizmin özgün ve yerel yanını oluşturuyor. Nasıl ki Nazizm ırkçılığıyla, İtalya faşizmi devletçiliğiyle, İspanyol faşizmi devletçi ve dinci yanlarıyla, İran faşizmi ise mollarşi faşizmi olmasıyla menkulse, bizde de yaşanacak faşizmde uygulayıcılarının katkılarının yanı sıra solun basiretsiz kesimlerinin de katkısı olacaktır: bu da hepimize dert olsun. Zira her faşizm toplumuna ve soluna göre kişner!

17.01.2023

 

 

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments