1 Eylül Dünya Barış Günü kutlu olsun!

HomeDünya

1 Eylül Dünya Barış Günü kutlu olsun!

Savaşların insanlık tarihinde yarattığı yıkımı hatırlatmak üzere her yılın 1 Eylül’ü Dünya Barış Günü olarak kutlanıyor. Savaşın yıkıcı etkilerini birebir yaşayan, dünyadan savaş olgusunun kalkması uğruna mücadele eden savaş mağdurları ve barış yanlıları kadar savaşların asıl müsebbiplerince de traji-komik bir şekilde kutlanan bir gündür Dünya Barış Günü. Herkesin samimiyetini sorgulamak bir yana dursun, bu günün kutlanmasına vesile olan olay tüm her şeyden daha kıymetlidir kanımca.

 

1 Eylül Dünya Barış Günü, Nazi Almanyası’nın Polonya’yı 1939 yılında işgal ederek İkinci Dünya Savaşı’nı başlatmasının tarihidir. Polonya’ya saldırının gerçekleştiği 1 Eylül günü barışı hatırlatmanın günü olarak belleklerde yer aldı ve 2. Dünya Savaşı’nda hayatlarını kaybedenler her yıl 1 Eylül Dünya Barış Günü anılırlar.

İki büyük savaşı resmi olarak gerisinde bırakmış dünyamız, her ne kadar “gayr-i resmi” görünen savaşlara gebe bir Doğu Coğrafyası realitesine sahipse de üçüncü bir dünya savaşı patlak vermediği müddetçe sakin bir görüntü veriyor. Bu görece sakinliği, küresel bir sağlık sorunu /kimilerince de siyasi bir sorun olarak yorumlanan koronavirüs ciddi düzeyde baltaladı denilebilir. Küresel anlamda ekonomik sorunlara yol açan pandemi öbür tarafta da insanlarda psikolojik bir savaşın baş göstermesine de yol açtı. Dünya şimdi pandeminin içte ve dışta yarattığı psikolojik savaşın etkileri ile de mücadelesini veriyor. 2020 senesinin 1 Eylül’ü vesilesiyle ki panoramasını çizerken koronavirüsün yarattığı küresel infial bir yana, savaş olgusunun sıcak şekilde olmasa dahi, aslında ülkelerin seçenekler listesinde halen de bir numarayı koruduğu görülür.

 

2020’nin kısa panoraması

Amerika ile İran arasında uzun zamandır yaşanan bir gerilim adı konulmamış soğuk bir savaş vardı. Amerika’nın 2 yıldır İran üzerinde uyguladığı yaptırımlar İran’da ciddi ekonomik sıkıntılara yol açtı. Özellikle de petrol yaptırımı İran’ın bütün ekonomik dengelerini alt üst etti. Enflasyonunu patlattı, para değerinin hızla düşmesine neden oldu, dışarıdan gelen malları alamamasından dolayı kıtlık durumu yaşanmasına rağmen yine de her iki taraf da aralarındaki sorunu diplomatik yollarla çözme yoluna gittiler. En son Hürmüz boğazında İran’la Amerika karşı karşıya gelmiş olmasına rağmen, hatta İran bazı İngiliz gemilerine müdahale etmiş olmasına rağmen bu bir sıcak çatışmaya dönmedi. Bu durum herkeste kaygıyla kapıda bir 3. Dünya savaşı mı var diye sordurttu.

Almanya ve Amerika arasında koronavirüs nedeniyle yaşanan gerilim bir süre kaygıyla izlendi.  Avrupa’nın sınırlarını korumak amacıyla askeri güvenlik önlemlerini arttıracağı tevatürü dolaştı. Çin’i oyun dışı bıraktıktan sonra Amerika Birleşik Devletleri’nin ikinci planı Avrupa’nın etkilenmesiydi.. trump virüsün etkeni olarak açıkça Avrupa’yı işaret etti. Almanya bir süre sınırlarını kapattı. Trump yönetimi, Avrupa Birliği ile hava yolculuğunun askıya alınmasıyla (İngiltere hariç) ABD’ye giren Avrupalılara 30 günlük bir yasak koydu. ABD AVRUPA’yı köşeye itti…

Suriye’de İdlib aylarca gündemin birinci sırasında yer aldı. İdlib merkezli Türkiye- Rusya geriliminde NATO ortaya çıktı ve bölgede askeri operasyonlar başladı. Suriye’de silahlı muhaliflerin denetimindeki İdlib bölgesinde siyasi çözüm gelişmediğinden bölge insanı savaşın gölgesinde bir hayat sürmeye mahkûm durumda. Kürtlerin de savaş siyasetiyle benzeri bir mahkûmiyete mecbur bırakılmaya çalışıldığı bir bahaneydi İdlib. Rojava’da İdlib’te operasyon tanklarını gönderen Türkiye için birinci sebep Kürt bölgesi Afrin’in birçok cepheden kuşatılmış olacağıydı.”Kürt anasını görmesin!” savaş politikasının sınırların dışında Türkiye tarafından hayata geçirildiği bir 2020’yi gördük.

Doğu Akdeniz ve Ege’de Türkiye ile Yunanistan arasında artan gerilim, bölgeyi yeni bir askeri çatışma mı bekliyor endişelerini gündeme getirdi. Türkiye’nin Meis adası çevresinde doğal gaz arama çalışmaları yapacağını Navtex ile duyurması sonrasında iki ülke donanmalarında yaşanan hareketliliğin Almanya Başbakanı Angela Merkel’in telefon diplomasisiyle yatıştırılabildiği yönünde haberler kamuoyuna yansıdı. Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas da her iki ülke arasında arabuluculuk faaliyetlerinde bulundu. Görülen o ki sular halen de durulmuşa pek benzemiyor!

Türkiye’nin AB’ye “Ankara kriterleri”ni dayattığı, yine demokrasi konusunda kötü bir sınavdan geçtiği bir dönem oldu 2020. Toplumsal barışın büyük zarar gördüğü bir dönemden geçen Türkiye otoriter ve güvenlikçi politikalarına devam edeceğinin sinyallerini vermekle birlikte bunun uygulamalarını da açıkça toplum hayatına yansıtmaktan geri adım atmayan bir ülke pozisyonunda.

Görüleceği üzere 1 Eylül Dünya Barış Günü’nün yıl dönümünde özelde Türkiye geneldeyse dünyada pek de bir barış havası hâkim değil. Pandeminin insanların sinir uçlarında yarattığı şiddetli baskı ve kişilerde oluşan tepkiler dünyadaki karmaşa ve tehditlerle şekillenen siyasi atmosferle birleşince ortaya pek de hoş bir manzara çıkmadı. Biz yine de optimist tarafımızı harekete geçirmekten geri durmayalım ve daha iyi ve barışçıl bir dünya için iyi niyet temennilerimizi eksik etmeyelim. Dünyamız için sağlıklı ve barış dolu bir gelecek dileyelim…

Editör

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments