Erzincan’ın İliç ilçesinde faaliyet gösteren altın madeninde 21 Haziran’da meydana gelen çevre felaketi sonrası dün 75 ilin barosundan ortak açıklama geldi.
Son bir buçuk yılda tüm altın madeni projelerinin onaylanmasıyla birlikte denetimsizlik ve ÇED süreçlerinin işlevsizliği İliç’teki altın madeninde felaket yaşanmasına neden oldu.
ÇMO Başkanı Kahraman, “İktidar ve sermaye eliyle ÇED sürecinin içi boşaltılmıştır. Bakanlık eliyle faaliyetlerin izlenebilirliği ve denetimi ortadan kaldırılmıştır” dedi.
Birgün’den Gökay Başcan’ın haberine göre Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından son 1 buçuk yıl içerisinde 17 altın madeni projesine ‘ÇED gerekli değildir’, 7’sine ‘ÇED olumlu’ kararı verilirken ‘ÇED olumsuz’ kararı verilen proje sayısı sıfır.
Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) Başkanı Ahmet Dursun Kahraman, “ÇED süreci bugünkü hali ile sermaye ve onun işbirlikçisi siyasi irade tarafından içi boşaltılmıştır. Bakanlık eliyle faaliyetlerin güncel ve hatta sürekli izlenebilirliği ortadan kaldırılmıştır” dedi.
Çöpler Altın Madeni’nden Fırat Nehri’ne siyanür sızdığının ortaya çıkmasının ardından şirketin faaliyeti durduruldu. İşçilerden alınan bilgilere göre Bakanlık’ın aldığı karardan son işçiler madene çağrıldı ancak üretim yapılmadı.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından, Anagold Madencilik’e en üst sınırdan 16 milyon TL ceza verilirken faaliyeti durduruldu. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada “Erzincan İliç’te boru hatlarındaki arıza nedeniyle çevre kirliliğine neden olan altın madeninin faaliyetini durduruyoruz. İlave çevresel iyileştirme çalışmalarının tamamlandığı Bakanlığımız denetim ekiplerince tespit edilene kadar tesisin çalışmasına izin verilmeyecek” denildi.
Suçlamaların odağındaki Anagold Madencilik, “20 ton siyanür Fırat Nehri’ne aktı” iddiasının gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek, “Sadece 8 kilogram” dedi.
Bu yılın ilk ayında Mersin’de, geçen yıl Aralık ayında ise Giresun’da yaşanan atık havuzlarındaki çökme olaylarının ardından İliç’te de yaşanan felaketle denetimsizlik ve ÇED süreçlerinin işlevsizliği bir kez daha gözler önüne serildi. Bakanlık, tüm altın madeni projelerini onaydı ve hiçbirinin çevreye bir zararı olmayacağına karar verdi. ÇMO Başkanı Kahraman, “ÇED mevzuatı bugünkü hali ile sermaye ve onun işbirlikçisi siyasi irade tarafından içi boşaltılmıştır. İliç’te de alenen bu suç işlenmiştir” dedi.
Suç Duyurusunda Bulunuldu
İliç’teki sızıntıyı ortaya çıkaran Erzincanlı yurttaş Sedat Cezayirlioğlu İliç Cumhuriyet Başsavcılığı’na, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkilileriyle Çevre Denetimi Daire Başkanı Barış Ecevit Akgün hakkında ‘görevi kötüye kullanma, suç delillerini gizleme, değiştirme ve yok etme, temel milli yararlara karşı faaliyette bulunmak üzere yarar sağlama, çevrenin kasten kirletilmesi’, Anagold Madencilik A.Ş. Yönetim Kurulu üyeleri hakkında çevrenin kirletilmesi, içme suyuna zehirli madde katma, temel milli yararlara karşı faaliyette bulunmak üzere yarar sağlama suçlamalarıyla ayrı ayrı suç duyurusunda bulundu.
Ankara Barosu konuya ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “ÇED olumlu kararı veren ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunacağımızı, gelecekte benzeri felaketler yaşanmaması için gerekli çalışmalara devam edeceğimizi, kamuoyunun bilgisine sunarız” denildi.
Barolardan Ortak Açıklama
Türkiye’de 75 ilin barosu, Erzincan İliç ilçesi Çöpler Köyü’nde Anagold Madencilik’e ait altın madeninin kapatılmasına dair ortak basın açıklaması yaptı. “Erzincan İliç’teki altın madeni derhal kapatılmalıdır” başlığı ile yapılan ortak açıklamada, “Su kaynaklarının zehirlenmesi, biyoçeşitliliğin yok edilmesi, sağlıklı gıdaya erişimin imkansızlaşması, hava, toprak kirliliği gibi birçok zarar ve ihlale yol açan felaket karşısında hiçbir canlı zarar görmeden; maden şirketinin ruhsatı iptal edilerek, altın arama faaliyetleri derhal durdurulmalıdır” denildi.
Baroların ortak açıklaması şöyle:
“21 Haziran Salı günü saat: 02.45’te Erzincan İliç İlçesi Çöpler Mevkii’nde uluslararası bir şirket tarafından işletilen altın madenine siyanür taşıyan boru hattında meydana gelen patlama sonrasında, yaklaşık 20 ton siyanür solüsyonunun Fırat Nehri ve Keban Baraj havzasına bulaştığı, siyanürlü suların Fırat Nehri üzerinde kurulan İliç Barajına da ulaştığına yönelik tespitler; tüm kamuoyunda büyük bir endişeye yol açmaktadır.
FELAKETE DAVETİYE ÇIKARTILDI
Olay nedeniyle İliç Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılırken, sızıntı sebebiyle Bakanlık tarafından da şirkete 16 milyon 441 bin TL idari para cezası kesildiği açıklanmıştır. Deprem riski altında olan bölgede herhangi bir jeolojik hareketlilik olmamasına rağmen boruların patlaması, riskin büyüklüğünü ve denetimsizliği ortaya koymakta; madende altın ayrıştırma işlemine hala, 24 saat aralıksız devam edilmesi nedeniyle de adeta yeni felaketlere davetiye çıkarılmaktadır.
“ÇERNOBİL’İ ANDIRMAKTADIR!”
Başka illerimizde de benzer vakalar yaşanmış olmasına rağmen şirketler her defasında bu duruma aldırış etmeden üretime devam etmekte, kapasite artırımı için başvuru yapabilmektedir. Olayın seyri bizce Çernobil’i andırmaktadır! Tehlike sadece İliç ilçesi ile sınırlı olmayıp barajlara kimyasal sızma ihtimali bir gerçekliğe dönüşmüşse, tüm Güneydoğu Anadolu bölgemiz ve ortadoğu, doğrudan tehdit altında demektir. Erzincan dışında 20’ye yakın ilde tarımsal alanların da bu felaketten etkileneceği aşikardır.
En büyük altın rezervinin bulunduğu ilçede gerekli tedbirler alınmadan, arıtma tesisleri kurulmadan, 2010 yılından beri siyanür ile altın çıkarılmakta; altın arama sahası, doğanın yanı sıra sağlığımızı da tehdit etmektedir. Böyle devam ederse, çok yakın zamanda ülkemizde temiz tatlı su bulamayacağız. Altın uğruna tarımsal ve yaşamsal önemi haiz yaşam kaynaklarımızdan vazgeçmemeli, doğamızı çok iyi korumalıyız.
“ALTIN ARAMA FALİYETİ DERHAL DURDURULMALI”
Su kaynaklarının zehirlenmesi, biyoçeşitliliğin yok edilmesi, sağlıklı gıdaya erişimin imkansızlaşması, hava, toprak kirliliği gibi birçok zarar ve ihlale yol açan felaket karşısında hiçbir canlı zarar görmeden; maden şirketinin ruhsatı iptal edilerek, altın arama faaliyetleri derhal durdurulmalıdır.
Biz aşağıda imzası bulunan barolar; bu ülkenin hepimize, en çok da bizden sonraki nesillere ait olduğunun bilinciyle, Ekolojik yıkımların toplum sağlığında yarattığı tahribatlara karşı mücadelemizi yükselterek, rant için ülkenin dört bir yanının yok edilmesine izin vermeyeceğiz.”
AÇIKLAMADA İMZASI BULUNAN BAROLAR
Açıklamada imzası bulunan barolar ise şöyle: “Adana Barosu, Adıyaman Barosu, Afyonkarahisar Barosu, Ağrı Barosu, Aksaray Barosu, Amasya Barosu, Ankara Barosu, Antalya Barosu, Ardahan Barosu, Artvin Barosu, Aydın Barosu, Balıkesir Barosu, Bartın Barosu, Batman Baros, Bilecik Barosu, Bingöl Barosu, Bolu Barosu, Burdur Barosu ,Bursa Barosu, Çanakkale Barosu, Çankırı Barosu, Çorum Barosu, Denizli Barosu, Diyarbakır Barosu, Düzce Barosu, Edirne Barosu, Erzincan Barosu, Erzurum Barosu, Eskişehir Barosu, Gaziantep Barosu, Giresun Barosu,Gümüşhane Barosu, Hakkari Barosu, Hatay Barosu, Iğdır Barosu, Isparta Barosu, İstanbul Barosu, İzmir Barosu, Kahramanmaraş Barosu, Karabük Barosu, Kars Barosu, Kastamonu Barosu, Kayseri Barosu, Kırıkkale Barosu, Kırklareli Barosu, Kilis Barosu, Kocaeli Barosu, Konya Barosu, Kütahya Barosu, Malatya Barosu, Manisa Barosu, Mardin Barosu, Mersin Barosu, Muğla Barosu, Muş Barosu, Nevşehir Barosu, Niğde Barosu, Ordu Barosu, Osmaniye Barosu, Sakarya Barosu, Samsun Barosu, Siirt Barosu, Sinop Barosu, Sivas Barosu, Şanlıurfa Barosu, Şırnak Barosu, Tekirdağ Barosu, Tokat Barosu, Tunceli Barosu, Trabzon Barosu, Uşak Barosu, Van Barosu, Yalova Barosu, Yozgat Barosu, Zonguldak Barosu.”











