Rapor, bu süre zarfında 281 dava takip edilirken, 614 duruşmanın görüldüğünü açıkladı. Yargılanan kişiler arasında yüzde 46 ile aktivistler, yüzde 20 ile öğrenciler ve yüzde 19 ile gazeteciler yer aldı. Yargılanan aktivist sayısı 860, öğrenci sayısı 376 ve gazeteci sayısı 366 olarak kaydedildi. Akademisyenler, sanatçılar, avukatlar ve siyasetçiler de dahil olmak üzere toplam 90 kişi hakkında dava açıldığı belirtildi.
Suçlamalar ve Davaların Gerekçeleri
Yargılananlara yöneltilen suçlamalar arasında “örgüt propagandası yapmak”tan, “örgüt üyesi olmak” ve “toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet” suçlarından toplam 43 dava açıldığı ifade edildi. Bunun yanı sıra “kamu görevlisine hakaret” (33 dava) ve “Cumhurbaşkanı’na hakaret” (32 dava) suçlamaları da raporda yer buldu.
Raporda, 187 kişinin “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla yargılandığı, bunlardan 120’sinin gazeteci olduğuna dikkat çekildi. Ayrıca, gazetecilerin “silahlı örgüt kurmak/yönetmek” suçlamasında da yüksek bir oranla (yüzde 77,8) yer aldıkları bildirildi.
Özgür Basına Yönelik Baskılar
Raporda, özgür basın emekçilerine yönelik baskılara da değinildi. Mezopotamya Ajansı muhabirleri ve diğer gazetecilere yönelik gözaltı, tutuklama, ev hapsi gibi uygulamalar detaylandırıldı. Aydın, Güney ve Akyüz’ün hâlâ ev hapsinde tutulduğu belirtildi.
21 gazetecinin hâlâ cezaevinde olduğu vurgulanan raporda, 1 Eylül 2023 – 20 Temmuz 2024 tarihleri arasında izlenen 281 davadan 108’inde mahkeme kararları verildiği aktarıldı. Bu davaların 74’ünde toplam 369 sanık beraat ederken, 28 davada ise 76 kişi hapis cezasına çarptırıldı. Ayrıca, 5 davada 5 sanığa toplam 88,000 TL adli para cezası verildi. Tazminat taleplerinde de 37,500 TL tazminat ödenmesine hükmedildiği ifade edildi.
Raporda, Türkiye’deki ifade özgürlüğü, toplanma hakkı ve örgütlenme özgürlüğünün kullanılmadığına dikkat çekilerek, hukuken delil niteliği taşımayan birçok yazı, barışçıl protesto, pankart, tweet ve sosyal medya paylaşımının suç unsuru olarak kabul edilmesi gerektiği belirtildi. Bu durum, gazeteciler, aktivistler, avukatlar ve tüm yurttaşlar için ifade özgürlüğü haklarının kullanımına engel teşkil ettiği ve demokrasi açısından bir tehdit oluşturduğu ifade edildi.












