Almanya’da AfD kapatılabilir mi ?
“Tersine Göç” (Remigration). Bu sözcükten sosyal bilimciler, hayatlarının belli bir bölümünü yurt dışında geçirmiş insanların geldikleri ülkelere dönmelerini anlıyor.
Almanya’da oy oranını gittikçe arttıran AfD’den bazı isimlerin, aşırı sağcılarla göçmenlerin Almanya’dan kitleler halinde sınır dışı edilmesi planının görüştü.
Correctiv isimli araştırmacı gazetecilik ağının yaptığı ilgili habere göre bazı iş insanlarının da katıldığı söz konusu toplantıda, böylesi büyük çaplı, olası bir sınır dışı faaliyetinin planlaması tartışılmıştı.
Ayrıca, Correctiv’in ilgili toplantının davetiyesinden elde ettiği bilgiye göre, Potsdam kentindeki buluşmaya katılan herkesten 5 bin euro bağış talep edilen toplantıda, aşırı sağcı Avusturyalı aktivist ve yazar Martin Sellner’in “Tersine göç” planının da ele alındığı ve bu bağlamda Alman vatandaşı olan göçmen kökenlilerin de, Almanya’dan göç etmeye zorlanacak kitleye dahil edilmesinin değerlendirildiği öğrenilmişti.
Bu gelişmelerden sonra, Koalisyon hükümetinin büyük ortağı Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) Genel Başkanı Lars Klingbeil da Alman Yazıişleri Ağı’na yaptığı açıklamada şimdiye kadar sessiz kalan tüm “makul” vatandaşlara seslerini yükseltmeleri çağrısı yaptı.
Son günlerde Almanya’nın çeşitli kentlerinde on binlerce kişinin katıldığı aşırı sağ karşıtı gösterilerin cesaret verici olduğunu belirten Dröge, “Bu insanlar, sağ uçtaki gürültülü azınlığa, demokratik çoğunluğun susmayacağını gösteriyor. Ülkemizin yeniden ‘biz’ ve ‘onlar’ diye bölünmesine, kimin Alman olup kimin olmadığına aşırı sağcıların karar vermesine izin vermeyeceğiz” dedi.
Son olarak dün akşam Köln kentinde aşırı sağa karşı düzenlenen gösteriye, bin kişi beklenmesine rağmen 30 bin kişinin katıldığı bildirildi.
Avrupa Medyasından Tepkiler
Parti karanlık yüzünü gösterdi
Il Fatto Quotidiano, AfD’nin teşkil ettiği tehlikenin artık iyice su yüzüne çıktığı uyarısında bulunuyor:
“Matthias Helferich gibi milletvekilleri, ‘geriye göç’ kavramında takıntılı bir ısrar halindeler, sosyal medyada yapay zekâyla geliştirilmiş, bir nevi neonazi propagandası görselleri paylaşıyor ve sosyal devlet tasarruflarından nüfusun azalması dolayısıyla emlak fiyatlarının düşecek olmasına kadar, kitlesel sınır dışı etmelerin avantajlarını anlatıyorlar. … AfD’nin ürettiği etnik bakımdan ari Almanya fantezileri, Mart 2021’den bu yana Federal Anayasa Koruma Teşkilatı tarafından demokratik düzen için tehdit oluşturabilecek ‘şüpheli vaka’ olarak yakından izlenen partinin karanlık yüzünü gün yüzüne çıkardı.”
Dilin sınırları zorlanıyor
Taz, buluşmanın açığa çıkmasının AfD ve aşırı sağcı Martin Sellner açısından büyük başarı olduğu kanısında:
“Her yerde yapılan haberler, ‘geriye göç’ kavramının herkesin diline dolanmasına istemeden de olsa katkıda bulundu. Martin Sellner ve [AfD’ye yakın gazeteci] Götz Kubitschek’in niyetleri de bu kavramı tartışmaya sokmak ve toplumun kabul etmesini sağlamak için dilin sınırlarını zorlamaktı. Başarılı da oldular. … Daha önce akla dahi getirilemeyenler artık aşırı fikirler olarak algılanıyor, fakat dolayısıyla da akla getirilebiliyorlar. Kavramı eleştirenler durumu ciddiye almak ve yanıt vermek zorunda kalıyor, bu da fikri durduk yere tartışılabilir kılıyor.”
Kolları CDU’ya kadar uzanıyor
Gazeta Wyborcza, AfD’nin bensimsediği fikirlerin toplumun merkezine ne ölçüde ulaştığını irdeliyor:
“Aşırı sağcı AfD’nin önemli isimlerinin, aktivistlerinin ve hatta partiye sempati besleyen CDU üyelerinin de davet edildiği buluşma, Almanya’da siyasi bir şok yarattı. … CDU ve Hıristiyan Demokrat eğilimli muhafazakâr Werteunion gibi birliklerin ve Deutsche Sprache gibi derneklerin üyelerinin de buluşmaya katılması, bu partide AfD’nin propagandasını yaptığı göç politikasına destek veren çevrelerin de bulunduğunun göstergesi olabilir.”
İşlevsiz muhalefetin doğurduğu vahim sonuç
Lidové noviny, AfD’nin büyüyen etkisine şöyle bir açıklama getiriyor:
“Almanya’nın problemlerinin temelinde yıllar boyunca işlevsiz kalmış muhalefet yatıyor. 16 yıllık iktidarı süresince Şansölye Merkel hükümetle muhalefet arasındaki ayrımı flulaştırdı. Kullanmayı sevdiği favori ifadelerinden biri ‘alternatif yok’ oldu. Göçmenleri, nükleer enerjiden çıkmayı veya yeşil dönüşümü istemiyorsanız AfD’ye oy vermekten başka alternatifiniz yoktu. Yaptığınız şey gerici eğilimleri olan radikallere oy vermek manasına gelse bile. … Peki şimdi geriye alternatif olarak ne kaldı? AfD’yi yasaklamak mı? Yoksa iktidara gerçekçi seçenekler sunan geleneksel partiler mi?”
Yasaklamak ters tepebilir
Buluşmanın öğrenilmesiyle birlikte iyice artan partiyi yasaklama çağrıları The Guardian’a göre çözüm sağlamaz:
“Büyük hukuki engeller varken zaten bu muhtemelen pek kolay olmaz. Fakat belki daha da önemlisi, AfD zaten büyük siyasi ivme kazanmışken, böyle bir yöntem izlenmesi partinin yerleşik düzen karşıtı duruşuna güvenilirlik kazandırarak ters tepebilir. … AfD, kriz hissinin yaygınlaştığı toplumda popülist bir ‘çıkış kapısı’ haline geldi. Anaakım siyaset sınıfının buna daha büyük bir tutku ve yaratıcılıkla karşılık vermesi gerekiyor.












