Semih Öz
İstanbul bilindiği üzere, geçmişten bugüne birçok inanışın geçtiği bir şehirdir. Bu inanışlar belli kavimler aracılığıyla bölgeye yerleşmiştir. Tuzbaba Cami dinsel inanıştan ziyade geleneksel bir inanç türünü de kendinde barındırır. İstanbul kentin eski isimlerini ve bu isimlerin anlamlarını kısaca açıklamak ve bazı olaylara yer vermek, farkı anlamaya yardımcı olacaktır.
İSİMSİZ YER ADLANDIRILIYOR
İstanbul’un bilinen ilk adı milattan önce Megara’lı Kral Byzas’tan adı gelir. Byzas, kral olduktan sonra Atina’lıların baskı yapmasıyla Apollon tapınağındaki rahibin tavsiyesi göç ederek “Byzantion” kentini kurar. Bu kent uzun bir süre böyle anılır. Daha sonra Romalı’lar burayı fetheder. Uzun bir süre şehri yönetirler, fakat Roma MS.330’da güç kaybetmesinin sonucunda 2. bir başkent ararmaya başlar ve bu şehri seçer ve adını “Nova Roma” olarak değiştirir. Bu ad Latinceden “Yeni Roma” anlamına gelmektedir. Roma daha sonra ise bölünmesi kesinleşince bu şehir, orayı seçen Roma İmparatoru Konstantin’in adıyla anılır ve “Konstantin’in şehri” anlamına gelen Konstantinopolis adı kullanılır. Konstantin Hristiyanlık açısından da önemli bir impratordur. Hristayanlığı Roma topraklarında kabul imparatordur. Roma’nın Batı kanadının yıkılmasından sonra ve Hristiyanlığın ilk mezhepsel bölünmesiyle sonuçlana “Khalkedon (Kadıköy) Könsülü” de bu şehirde toplanmıştır. Daha sonra ise 1453’te Osmanlı’nın bu kenti almasıyla resmi belgelerde şehrin adı “Konstantiniye” olarak geçer ve İslamiyet etkileri de kentte artık kentte görülmeye başlar. Peki bugünkü kullandığımız kelime nereden geliyor? Bunun cevabı da açıktır. Bugünkü kullandığımız kelime Rumca “Stanpoli” den türemekte ve şehre girmek anlamına gelmektedir. Kentin adı Rumca’dan dilimize İstanbul olarak geçmiş ve öyle kalmıştır. Bu adlar anlaşıldığı gibi savaş ya da göç olmadan kullanılmamıştır.
TUZ, ALTIN KADAR DEĞERLİYDİ
Tuzbaba Camisi’ne değinmeden önce ad üzerine yapılan bu olgular kesinlikle “tuzsuz” oluşmadı. Tuz, olgular ne kadar değişsede her zaman önemini korudu. Tuzu bu kadar önemli yapan en başta gıdayı koruyucu özelliğiydi. Doğada hazır halde bulunmadığı için özellikle eski dönemlerde altın kadar değerliydi. Sefere çıkan bir ordu tuz olmadan fazla dayanamaz ve her türlü kayıp yaşamaya hazır hale gelirdi. Romalı askerlerin bazı dönemlerde maaş olarak tuz alması ve 18.yy’da Fransa’da tuz vergisinin arttrılması sonucunda Fransız devriminin tetiklenmesi örnekleri, tuzun önemini ortaya koymakta.
CAMİ NASIL OLUŞTU?
Tuzbaba Cami’si ise bu önem sonucunda bugünkü haline ulaşır. Caminin hikayesi 1453 yılında İstanbul’un fethi sırasında, seferin uzamasından kaynaklı çekilen tuz sıkıntısı ile başlar. Gerçek adı Halid olan ve orduda Yeniçeri olarak görev yapan Tuzbaba, sefer sırasında tuz sıkıntısının başlaması ile tuz bulacağını söyler ve yetkililerden izin alır. Bir taş ve bir havan alarak toprağı havanın içine atar, toprağa taşla vura vura, topraktan tuzu çıkarır. Sayıca büyük ordunun tuz sorununu böylece çözer. Tabi bu olay dilden dile yayılır ve aynı gün içinde Sultan 2. Mehmed’in kulağına gider. Fatih Sultan Mehmed, yeniçeri Halid’i huzuruna çağırır, ona sarayın tuzcubaşısı olacağını müjdeler ve Halid artık sarayın tuzcubaşısı olur. Saraya girdikten sonra “Tuzbaba” olarak ünlenir. Halid bir süre sarayda kalır. Sonrada alışamadığı için sarayı terkeder. Saraydan çıktıktan sonra bugün Beşiktaş semtinde Tuzbaba Cami’sinin bulunduğu yerde yaşar ve orada ölür.
Tuzbaba’nın yaşadığı bu yere daha sonradan Rum Ali Ağa tarafından 1490 yılında, türbesinin bulunduğu bir cami yaptırılır. Bu cami İstanbul’un Osmalılara geçmesinde, devşirilmemiş ilk camilerden biridir. Cami eğimli bir arazide set üzerine yükselir ve bugün konutsal yapıların içinde sıkışık haldedir. Yapı o günden bugüne depremlerden kaynaklı hasar görür ve birçok kez restore edilir. Beşiktaş’ta yaşayan bazı insanlar günümüzde Tuzbaba’nın, semti koruduğunu söyler ve Tuz Baba camisinde geleneksel olarak, türbe pencerelerinin ön taraflarında dua edip şifalı olduğuna inandıkları tuzu yerler. Ayrıca camiye adak olarak tuz adanır ve tuz yapının içinde sarı bir sandığa bırakılır.
Tuzbaba Camii’si bugün halen şifasına şifasına olan inançla birlikte Beşiktaş’ın Türkali Mahallesi’nde kente sıkışmış halde varlığını devam ettriyor.
















