Naim Kandemir
“Faşizm tarihinde faşizmin belli başlı ortak özellikleri var. Umberto Eco, ebedi faşizm kavramını dile getirerek faşizmin karakteristik 14 ortak özelliğini sıralar. Yalan ve us dışılık bu özelliklerin başında gelir. Ama görüyoruz ki her ülke, toplum ve faşizm uygulama içinde kendi özgünlüğünü de yaratıyor ve böylece faşizm aldığı katkılarla da gelişiyor.”
***
Literatürde faşizm hakkında epeyce kaynak var. Dimitrov, Troçki, Guarin, Adorno, Laclau, Poulantzas… faşizmle ilgili yazmışlar.
İngeborg Bachmann faşizm, iki insan arasındaki ilişkide başlar, diyerek tehlikeyi iyice daraltmış ve alttan başlatmış.
Ergin Günçe Çocuklar İçin Faşizm şiirini yazarak, faşizmi tanımak için çok derin tahlillere girmeden, bizzat hayatın içinde faşizmin çocuklar tarafından bile tanınabileceğini şiirsel olarak dile getirmiş.
’80 öncesinden beri sol kesimde; açık, kapalı, tırmanan, kurumsal, sömürge tipi, askeri, sürekli… faşizm tanımlamaları oldu. Dünyada da nasyonal faşizm, Franco faşizmine falanjistler denilmiş, İran’dakine ise mollarşik faşizm denilebilir…
Son zamanlarda ise dünyada olduğu gibi ülkede de kimi yazarların çok duyulur hale getirdiği, süreç olarak faşizm ve neofaşizm kavramları var.
Günümüzde Latin Amerika ülkelerindeki despotik devletlerin bazılarına narko devletler denildiği gibi, o ülkede devlet faşizme evrildiğinde, narko faşizm kavramı da pek uzağımızda değil…
***
Zamanında birçok kavramda olduğu gibi faşizm konusunda da tartışmalarda beylik bir cümle vardı: faşizm konusunda doğru kavramları kullanıp, doğru tanımlamalar yapmalıyız ki faşizme karşı mücadelede doğru yöntem ve araçları kullanabilelim.
Çoğunlukla bu ağdalı teorik tartışmalardan faşizme karşı ortak bir mücadeleye bir türlü geçilemezdi. Her grup kendi tanımlamalarıyla, kavramlarıyla antifaşist mücadeleyi sürdürürdü.
Antifaşistlerin faşizm hakkında genellikle böyle derin tartışmaları varken, faşizm hep sonuç odaklı çalışır. Bu noktada Dimitrov’dan mealen bir yorum aktarmalıyım:
Bir toplantıda komünistler vb. konuşurken salon ölü gibidir, ama faşistlerin temsilcisi konuşmaya başladığında ortalık yıkılır. Dimitrov, bu konuda, komünistlerin kitabi konuştuğu, faşistlerin ise avami dil kullanarak halkçı olduğunu söylüyor ve komünistlerin bu elitliğini eleştiriyor...
***
Şimdi, belli noktalara odaklanarak faşizmin hedefine ulaşması için genel olarak neler yaptığı konusunda bir beyin fırtınası yapabiliriz.
Faşizmin çalışması çok yönlüdür. Devlet ve egemen sınıfların omuz vermesiyle emin adımlarla hedefe doğru yol alır.
Görülüyor ki egemenler, bir gece ansızın gelen faşizmden vazgeçtiler. Daha hazırlıklı, sabırlı, devlete ve topluma hâkim ve dünya kamuoyunda haki rengin iticiliğinden uzak bir formda, daha uzun ömürlü, parlamentolu, kitle destekli ve bir nevi kanuni faşizmden yana oldular.
Ülkede 3 S’in pek bir hükmü olmadığından, halk nezdinde geçerli olan dinsel argümanlarla ve araçlarla yol almak en garantili yol onlar için.
Dinde de yeri olan zekât ve fitreyi devlet eliyle büyük ölçekte uygulayarak on milyonlarca insan maddi olarak fonlanır. Fonlanan bu insanların hayır dualarını her oylamada ciddi oranda alırlar. Ayrıca baş dini kurum iktidar gücünün yaratılmasında çok önemli roller üstlenir.
- Reich mealen, Tarihte bazen de halklar/ toplumlar çıldırır, demişti. Bu çıldırma da faşizmin gıdalarından olur.
Var olan yasalar istenilen hale getirilerek ve yargı sistemi ve aktörleri de kendilerine göre dizayn edilerek faşizm için dikensiz gül bahçesi oluşturulur.
Bu süreçte geleneksel aydınlar (Gramsci) yetmezdi halkı ikna etmeye; onun için demokrat kesimin aydınlarından bir kısmı devşirilmelidir. Zaten o devşirilenler sazları ellerinde kuliste hazır ve nazırdırlar!
Ülkedeki demografi bozulmalı ki halk birden geçmişte kendi içindeki asgari konsensusu hatırlayıp su koyuvermesin! Kontrolsüz göçlerle ve türlü oyunlarla asli vatandaşlar nerdeyse ikinci plana atılır. Muktedirler, sosyal taban ithaliyle yerlerini muhkemleştirir.
Tüm faşizmlerin ortak özelliği akli eğitime karşı us dışı eğitimi benimsemiş olmalarıdır. Onun için, eğitim sisteminde mutlaka daha fazla gecikmeden ne yapılacaksa ivedilikle yapılmalıdır. Bu meyanda bazı aydınların desteğini de unutmayalım.
Vesayet rejimine son veriyoruz, diye bir bakarsın bir gece ansızın gelebilecekleri zaten en başta halledip hızlı bir biçimde kendi vesayet rejimini kurarlar!
Muhalefet güçsüz de olsa, işi şansa bırakmadan orası da kendilerine göre dizayn edilmelidir. Hem kendi içinde hain yetiştirmede kim rakip olabilir ki!
X, Y, Z diyerek genç kuşaklar madalyalar takıp pohpohlanır. Z Kuşağı, 12 Eylül rejiminin tam hedeflediği kuşak oldu ama faşizmi bu da kesmez. Sübyan okullarından başlayarak eğitimin eğmekten geldiğini gösterircesine ağaçları yaşken eğmeye başlarlar.
Sermaye sınıfının büyüklerinin, yarattıkları imkânlarla kârlarını zirveye çıkartıp, vergi affı, cezaların silinmesi vb. uygulamalarla onları sarhoş edip, Siz kârınıza bakın, biz istediğimiz gibi yönetelim, derler. İki taraf da minnettardır birbirine. Al gülüm ver gülüm!
Yıllardır kendi tezgâhlarından geçirdikleri toplumun büyük kesimine, aslında doğu toplumu mensubu olduklarını dikte edip benimsetirler. Hatta bunlardan bir kısmı, 200 yıllık kâbustan kurtulduklarına sevinir. Transformasyon gerçekleşir; Kemalizm, devlet yönetiminde yerini siyasal İslamcı ideolojiye bırakır.
Faşizm tarihinde faşizmin belli başlı ortak özellikleri var. Umberto Eco, ebedi faşizm kavramını dile getirerek, faşizmin karakteristik 14 ortak özelliğini sıralar. Yalan ve us dışılık bu özelliklerin başında gelir. Ama görüyoruz ki her ülke, toplum ve faşizm uygulama içinde kendi özgünlüğünü de yaratıyor ve böylece faşizm aldığı katkılarla da gelişiyor.
Bu bahiste lümpenliği de saymalıyız. Toplumun üst ve alt kesimlerinde lümpenlik zirve yapmış. Lümpen proletarya, lümpen burjuvazi kavram olarak var da lümpen faşizm niye olmasın!
Ayrıca her türden cinsi sapıklık ve suç eğilimi menüsü de çok zengin faşizmin. Bu sapıklıklarda uhrevi soslu, nur çeşmeli sapıklar da görülür mahkeme kayıtlarında.
Faşizm tarihine baktığımızda, mesela Nazilerde eşcinsellik yaygın (Almanya’da Faşizm, Haziran Yayınları, 1977). Ama birçoğumuzun gördüğü zenginlikte bir sapıklık skalası yok gibi, bu da onların eksikliği diyelim!
Bir de faşizmle mafyöz ilişkilerin iç içe girmesi var. Bu da faşizmin yenilikçi ve ittifaklara açık yanını gösterir.
Böylelikle dört bir yandan topluma ve ülkeye yayılarak kurumsallaşan faşizm, mitilini ülkenin en güzel yerine emin adımlarla atmaz mı, otağını ülkenin ortasına kurmaz mı?
Öte yandan sol 40 yıldır minder dışına atılmış; muhalefet diye yalancı pehlivanlar çayırda ellerini birbirine vurarak zıplaya zıplaya gubarıp dursunlar…
***
Faşizm, ülkeye mitilini attı diye karalar bağlanmayacak tabii. Aslında onlarca yıldır faşizmin mitilini atmak için azimle uğraş vermesinden daha kolaydır ondan kurtulmanın yolu. Bu kimseye ters gelmesin, öyledir! Şartlar bunu gösteriyor çünkü.
Faşizmin mitilini söküp atmak için yapılacaklar gayet yalındır:
1-Halkın gördüğüne inandığı bilinmeli,
2-Lafazanları evlerine göndermeli,
3-Halkın onurunu geri almasına hep birlikte yardımcı olunmalı.
Son söz: Hayat her zaman teorinin önündedir.
*Mitili atmak: kapağı atmak, bir yere yapışıp kalmak, hak edilmeyen bir mevkide kalmak.
5 Aralık 2023











