Derya Narlı: Kadınlar öylesine “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır” demiyor!

Sonhaber.ch/ Hatice Özhan

Mersin kadın platformu üyelerinden aktivist Derya Narlı platform olarak uğradıkları adli ve idari baskılar, hükümetin kadın politikası ve İstanbul sözleşmesi üzerindeki siyasal/eril saldırılar hakkında konuştu.

Mersin kadın platformu üyesi Derya Narlı değerli bir kadın aktivisti. Mersin Kadın Platformu bünyesinde mücadele arkadaşlarıyla kadın hakları mücadelesi yürüten Narlı kadınların uğradıkları hak ihlallerinin, artan şiddet ve tecavüz suçlarının Mersin’den Türkiye’ye genel fotoğrafını çekti.

2011’de imzalanan 2014’te mecliste 6284 ile de kanun niteliğinde olan bir Avrupa Konseyi sözleşmesidir. İstanbul Sözleşmesi; şiddeti önlemek ve şiddete maruz kalanlar için; psikolojik, hukuksal, ekonomik ve barınma gibi desteklerin devlet ve yerel yönetimler tarafından alınması için bağlayıcı hükümler getiren bir anlaşmadır. Sözleşme; kadına yönelik şiddeti ve ayrımcılığı ortadan kaldırmaya çalışırken şiddetin temelinde toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yattığını tespit eder ve devletlere toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak üzere politikalar geliştirmesi gerektiğini bildirir. İstanbul Sözleşmesi; birlikte yaşayıp yaşamadığına bakmadan ev içinde ve dışında şiddete uğrayan kadınları, çocukları, LGBTİ+ ları, yaşlıları, göçmen ve mültecileri korur.

“Siyasi iktidar İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek istiyor”

Kadınların sistematik cinayetlere kurban gittiklerini, şiddete, tacize ve tecavüzlere uğradıklarını belirten Narlı, örgütlü kadınların da ilgili derneklere yönelik baskınlarla, gözaltılar, tutuklamalar ve asılsız iddialarla kesilen idari para cezaları ile karşılaştıklarını söyledi.

AKP hükümetini eleştiren Narlı,“Şiddete karşı bu kadar kapsamlı bir mücadele içeren ve biz kadınların yıllardır bedel ödeyerek kazandığımız İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek istiyor.” Diye konuştu.

Siyasi iktidarın tüm kurum ve kuruluşlarıyla; akademisyenleriyle, yandaş medyasıyla ve Dilipak gibi zihniyetleri dillerine yansıyan kalemşörleriyle “kadın düşmanı” bir ortamı beslediğini de sözlerine ekleyen Narlı, “İktidarın eril dili, gözü, eli sürekli biz kadınların üzerinde. Kürtaj hakkımızdan, nafaka hakkımıza, şort ya da dekolte giydiğimizden neyi nerede içeceğimize, hamileyken nerelerde görünebileceğimize kadar müdahale ediyor. Bunlar yetmezmiş gibi şimdi de İstanbul Sözleşmesi’ni geçersiz kılma peşindeler.” Dedi.

“İstanbul sözleşmesi kadınları hayatın her alanında korur”

İstanbul Sözleşmesi’nin kadınlar için  fonksiyonel önemine değinen Narlı,“ Sözleşme evli olduğumuz ya da boşandığımız erkeğin, sevgilinin, babanın, iş yerinde patronun, üniversitede akademisyenin, okulda öğretmenin, sokakta çarşıda toplu taşımada tanımadığımız erkeğin, karakolda- eylemde polisin şiddetinden korur.” Dedi.

Sözleşme uygulanmış olsaydı eğer bugün sadece Kürtçe bilmediği için ifadesi alınmadan cinsel saldırı gördüğü evine geri yollanan ve öldürülen Fatma Altınmakas’ın bugün aramızda olacağını hatırlatan Narlı,  Batman’daki İpek Er olayına da değindi. Narlı, sözleşmenin uygulanması takdirinde İpek Er’i intihara sürükleyen Musa Orhan’ın gereken hukuki cezayla karşılaşacağını, beraberinde

AKP İstanbul milletvekili Şirin Ünal’ın evinde çalışan Nadira Kadirova nın ölümünün arkasındaki gerçeklerin açığa çıkacağını, Gülistan Doku’nun da kaybolmasının ardındaki sırrın da şimdiye dek ortaya çıkacağını ifade etti.

“Kadınlar öylesine “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır” demiyor!”  

Mersin’in geçmiş yıllardan beridir  kadın cinayetlerinin ve kadına yönelik şiddetin yoğun yaşandığı bir yer olduğu tespitini paylaşan Narlı, kadınların her geçen gün daha da artan bir şiddetle yaşamak zorunda kalmaktadır dedi. Yerelde ve genelde bu kadar yoğun sıklıkta yaşanan kadın cinayetlerinin ve kadına yönelik şiddetin karşısında kadın dernekleri, sendika, odalar, İHD, parti, kurum ve kuruluşlarındaki kadınlar ve LGBTİ+ lardan oluşan ‘Mersin Kadın Platformu’ sözleşmenin uygulanmasını hayati görüyor. Platform olarak erkek şiddetinin ve çocuk istismarının son bulması için geliştirdikleri dayanışma pratikleriyle cinayet ve şiddet dava takipleri yaptıklarını belirten Narlı, yerel yönetimlerle bu konularda geçekleştirdikleri görüşmelerle sürdürdükleri mücadelelerini İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkarak devam ettireceklerini sözlerine ekledi.

 “Pandemi fırsat bilinerek İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek planlandı”

AKP’nin İstanbul Sözleşmesi’ni pandemi döneminin koşullarından istifadeyle tek taraflı feshetme girişimlerinde bulunduklarını söyleyen Narlı, bunun üzerine Mersin Kadın Platformu olarak 5 Ağustos 2020 de “İstanbul Sözleşmesi Mor Çizgimizdir Vazgeçmeyeceğiz” ve 18 Ağustos 2020 de “İstanbul Sözleşmesi İçin Ses Çıkar “ adı altında eylem ve etkinlikler yaptıklarını kaydetti.

Aramızda rahatça dolaşan kadın katillerinin ve tecavüzcülerinin cezalandırılmasına yönelik bir şey yapılmazken üstüne de sözleşmenin düşmanca muamele görmesini kabullenemediklerini ifade eden Narlı sözlerine devamla,”Pınar Gültekin için yaptığımız eylem ve etkinlikler sonrası platformdaki ben dahil 22 kadın arkadaşa yüksek miktarlarda idari para cezaları tebliğ edildi. Bu para cezaları biz kadınlara pandemiye ve baskıların artmasına rağmen sokaklara çıkarak onlara geri adım attırmamızın bir bedeli olarak kesilmiştir . Tamamen siyasidir. Mersin Kadın Platformu adına yaptığımız tüm eylem ve etkinlikler kanun ve pandemi kurallarına uyularak barışçıl bir ortamda geçmiştir. Cezalar delillere dayanmayan asılsız sebeplerdir.” Şeklinde konuştu.

Mersin Kadın Platformu olarak kesilen cezaların karşısında durduk”

Meclis’in açıldığı gün olan 1 Ekim’de  Mersin Kadın Platformu olarak haklarında karşılaştıkları hiçbir engelin mücadelelerini sekteye uğratmaya gücünün yetmeyeceğini vurguladı. Narlı platform olarak, devletin görevinin kadınların parasını almak değil, kadınların yaşamını korumak olduğunu bir kez daha haykırdıklarını  “Kadınlara Ceza Keserek Kasanı Doldurma 6284 ü Uygula” ve “Paramızla Eylem Yapıyoruz” dövizleriyle protesto ederek yansıttıklarını belirtti.

Mersin İnsan Hakları Derneği’ne giderek hak ihlaline uğradıklarına dair başvuruda bulunduklarını da paylaşan Narlı, Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi’ndeki avukatlarında kendilerine hukuki destek verdiklerini sözlerine ekledi.

Narlı, Mersin’de çok zor koşullarda çalışmalarını yürüttüklerini, bu noktada yerel basının da seslerinin duyurulmasında desteklerini esirgemediklerini söyledi. Yanı sıra HDP Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan’ın da idari para cezalarıyla ilgili mecliste sunduğu soru önergesi ile seslerini duyurduklarını sözlerine ekleyen Narlı, bunun ardından konuyu gören basının ve toplumun duyarlı kesimlerinden destek çağrılarının kendilerine ulaştığını kaydetti.

Beraberinde toplumun tümünde farkındalık oluşturmak için sosyal medyada  “ CezalarKadınlarıYıldıramaz” etiketiyle saatlerce paylaşımlar yaptıklarını söyleyen Narlı, cezaların iptaline dair davalarının sürdüğünü sözlerine ekledi.

“Bu ülkede hak mücadelesi vermek kadınlar için iki katı zor”

Narlı, bu ülkede hak arama mücadelesinin çok zor olduğunu, bunun kadınlar için iki kat zorlaştığını da ifade etti.  Siyasi iktidarın kadın düşmanı politikalarıyla binbir  emekle kazandıkları haklarına saldırıda bulunduğunu söyleyen Narlı, ucuz iş gücü olarak görülerek esnek ve güvencesiz çalıştırılan kadınların cebindeki beş kuruşa göz diktiklerini ama başaramayacaklarını ifade etti.

Narlı sözlerini, “Kadın cinayetleri, erkek ve devlet şiddeti, eşitsizlik son bulana kadar mücadeleye devam edeceğiz.” Diyerek sonlandırdı.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x