Devletin bilerek yol verdiği  10 Ekim 2015  Ankara gar katliamı

HomeForum

Devletin bilerek yol verdiği 10 Ekim 2015 Ankara gar katliamı

Hatırlamak, toplumun belleğini geleceğe taşıyan önemli bir pratiktir. Belleğin pratikler vasıtasıyla mekânda yeniden üretilmesi, kenti kuşaklar arasında toplumsal bilinç ve farkındalıkların yeniden üretildiği, tüm bileşenleri ile yaşayan ortak bir zemin olarak kavramamızı da olanaklı kılmaktadır.

Eşit işe eşit ücret yerine emek sömürüsünün artması, yaşam alanlarının yapılı çevre üretimi yoluyla sermaye birikimine konu edilip el konulması, kültürel ve doğal varlıkların korunarak yaşatılması yerine tahrip edilmesi, hukuk kurallarının uygulanmaması, demokrasinin gereklerinin yok sayılması, çatışmanın ve şiddetin öne çıkarılması, emek demokrasi ve barış için mücadele etme gereğini başat bir konu kılmıştır. 10 Ekim tarihi bu nedenle, savaşa karşı barışı ve birlikteliği, mücadeleyi simgelemektedir. 10 Ekim, emek-sermaye çelişkisinin çözümünde emekçilerin yanında saf tutmayı, yaşam alanlarımızın, kentlerimizin ve kırlarımızın yağmalanmasını engellemeyi, iş cinayetlerini durdurmayı, kadına yönelik her türlü şiddete karşı durmayı, baskı ve zora karşı özgürlüğü, demokrasiyi savunmayı amaçlamistir.

Temmuz 2015’te, hükûmetin Türkiye’yi Suriye’deki savaşa dahil etmesine karşı çıkan Halkların Demokratik Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri ile bazı sendika, meslek örgütü, vakıf ve platformların desteklediği Barış Bloku ortaya çıktı. Blok bu tarihten itibaren çeşitli miting, protesto ve yürüyüşler düzenledi. Ekim’e gelindiğinde, 10 Ekim’de Ankara Garı önünde yapılacak olan Emek, Barış, Demokrasi Mitingi için Barış Bloku destekçileri DİSK, KESK, TMMOB ve TTB tarafından katılım çağrısı yapıldı

Emek, Barış, Demokrasi Mitingi’ne Türkiye’nin farklı illerinden katılımlar oldu. Katılımcılar mitingin yapılacağı Sıhhiye Meydanı’na gitmeden önce Ankara Garı önünde toplanma kararı aldı. Kalabalık toplandıktan sonra saat 10.04’te, 3 saniye arayla iki patlama gerçekleşti. Patlamalar iki trafik ışığının arasında ve Gar’ın önündeki alt geçidin iki yanında EMEP, HDP, SGDF pankartlarının olduğu yerde gerçekleşti. HDP’den Sırrı Süreyya Önder, bu iki patlama kadar güçlü olmayan üçüncü bir patlamanın da gerçekleştiğini bildirdi. Patlamalar sonucunda iki eylemcinin yanı sıra 107 kişi hayatını kaybederken 500’ün üzerinde kişi yaralı olarak kurtuldu.

 

Patlama alanında bulunan Türk Tabipleri Birliği yöneticisi Hande Arpat, alana ambulanslardan çok çok önce çevik kuvvet polislerinin girdiğini ve hayati tehlikesi olan ağır yaralı insanlara müdahale eden sağlıkçılara, yaralılara ve ölülere biber gazı ile saldırarak insanların canına kast edildiğini ifade etti.

Başlangıçta hükûmet, faillerin hükûmet karşıtı gruplardan Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD/DEAŞ), PKK, Devrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (DHKP-C) ve Marksist-Leninist Komünist Parti (MLKP)’nin herhangi birisinin olabileceğini önerdi.

Dönemin Başbakanı  Ahmet Davutoğlu, saldırıdan iki gün sonra yaptığı açıklamada birinci öncelik olarak IŞİD/DEAŞ’i araştırdıklarını dile getirdi

istihbarat raporlarında IŞİD’in uzman bombacısı diye bilinen Tuncay Kaya’nın 10 Ekim’de Ankara’da yaşanan katliamdan 11 gün önce serbest bırakıldığı, patlamadan saatler sonra ise ‘muhtemel eylem’ şüphelisi olarak aranmaya başladığı ortaya çıktı. Bomba eğitimleri de verdiği belirtilen Kaya’nın IŞİD’in Türkiye yapılanmasında kilit rol oynayan İlhami Balı ile ilişkide olduğu iddia edildi

İstihbaratı alınmış olduğu söylenen, bilinen, tanımlanan, yön ve eğim verilen ve neredeyse yeşil ışıklarla engelleri kaldırılmış yollardan geçirilerek, sessizce izlenerek, Ankara’ya ulaşmalarına ve katliamı gerçekleştirmelerine göz yumulan, bir alçaklığın, çürümüş, ortaçağcı, dinci gerici IŞİD barbarlığının intihar bombacıları ile; bu ülkenin, bu coğrafyanın, devrimci, yurtsever, demokrat ve barış isteyen insanlarının bir kez daha katledilmelerine yol verilmis oldu.

Ve ne yazıkki yine bu çürümüş IŞİD çetelerini, “öfkeli sünni çocuklar” diye tanımlayanlar, katliam sonrası “oylarımız arttı” diyerek sorumsuzluğun, arsızlığın ve utanmazlığın örneklerini sunanlar hala hiç bir şey olmamış gibi kendilerini kurtarıcı olarak pazarlayabiliyorlar. Ne acı ki bu katliamlar bu kadim toprakların trajedisi.

Veysel Tekin

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments