Eğitim-İş sendikasında taşlar yerinden oynadı

Sultan Neval Şimşek

İZMİR– Dünya siyasetinin gündeminde Afganistan’daki Taliban yönetiminin olduğu şu günlerde, mevcut sendikalar içerisinde Atatürkçülük ve Laiklik vurgusu ile öne çıkan Eğitim-iş Sendikası 6. Olağan Genel Kurulu’nda MYK üyelerini, Merkez Denetleme Kurulu ve Merkez Disiplin Kurulu’nu değiştirdi.

Ankara Anadolu otelde gerçekleştirilen, 500’den fazla üye ve delegenin katıldığı Olağan kurul 2 gün sürdü.

Kurul, Eğitim-İş İçin Güç Birliği, Birlik-Mücadele-Dayanışma Grubu, Hepimizin sendikası ve Halkçı Emekçi öğretmenler grubu yanında Bağımsız adayların da katılımı ile toplandı. Kurulda ilk gün, gündem maddelerinin Disiplin Kurulu Raporunun Okunması, Görüşülmesi ve Genel Kurul kararına bağlı disiplin kurulu dosyalarının görüşülerek karara bağlanması” maddesinde “Diyarbakır annelerini örgüt kararı olmaksızın örgüt adına ziyaret ettiği için” daha önce ihraç edilen 7 üyenin “Basınla paylaşımları ve Eğitim-iş’in FETÖ-PKK çizgisine çekildiği tarzı ifadeleri yüzünden” tekrar ihracının istendiği saatlerde gergin dakikalar yaşandı. İhraç kararının verilmesinin ardından diğer gündem maddeleri değerlendirildi.

İkinci gün, seçimler için aday grupların ve bağımsız adayların kendilerini tanıttığı ve yapacaklarını belirttiği konuşmalar ile başladı.

Konuşmaları dinleyen delegelerin özellikle blok oy kullanımı gerektiren grup listelerine mesafeli yaklaştığı ve adaylar arasında yüzde 65 oranında kadınların olduğu bir sendikada neden kadın aday sayısının az olduğu noktasında sorgulamalar yaptığı gözlendi.

Bağımsız adaylardan Atatürkçülüğü ile medyada tanınan isimlerden olan İlahiyatçı Cemil Kılıç ‘liste oluşturarak seçime gitmenin delegenin tercih hakkını sınırlandırmak olduğunu’ söyledi.

Birlik-Mücadele-Dayanışma Grubu adayı aynı zamanda 5. Dönem MYK üyesi Maksut Balmuk ise gruplarında kadın aday olmamasının sebebinin özel hayat ile ilgili sorumlulukları yüzünden kadın üyelerin talepkar olmaması olduğunu, ancak kazanmaları durumunda sayının çoğalması anlamında özel bir çalışma yapacaklarını belirtti.

Seçimlerin ardından açıklanan sonuçlara üyeler ‘298 delegenin blok oy kullanımına yanaşmadığı, bağımsız adaylara şans tanıdığı ama daha çok iki grubun listesinden en güçlü ve liyakatli gördüğü adaylara oy verdiği’ yorumlarını yaptı.

  1. Dönem MYK’sından sadece Orhan Yıldırım ve Suat Özkolay 7 kişilik yeni MYK listesine girebilirken diğer 5 isim, Şenol Eyüboğlu, Hüseyin Selçuk, Emine Çalık, Cengiz Sarıyer ve yapılacak ilk toplantıda genel başkanlığa getirilmesi beklenen iki dönem Denizli Eğitim-iş Şube başkanlığı yapan, son dönemde Genel Merkez Denetleme Kurulu Başkanlığı yapan, aynı zamanda ADD Denizli şube başkanı olan, Kadem ÖZBAY oldu.

Üyeler arasında gençliği, mücadele azmi, dinamizmi ve sağlam alt yapısı ile tanınan Kadem Özbay, seçilmeleri durumunda Eğitim-iş’i hak ettiği yere taşımak için çalışacaklarını söyledi. Kadın üyelerinin liyakatine güvendiklerini belirten Özbay, “Alanlarda omuz omuza direndiğimiz mücadele arkadaşlarımızın yönetimde de ehliyet ve liyakatleri ile bize destek olmaları için elimizden geleni yapacağız” dedi.

Kazananın her zaman Eğitim-iş olduğunu vurgulayan Özbay, Eğitim-iş için tüm üyelerine ve Türkiye’ye uyumlu ve verimli çalışma sözü verdi.

***

 

Kadem Özbay basına şunları söyledi:

1- 28-29 Ağustos’ta Ankara da gerçekleştirilen Eğitim İş’in 6.Olağan Genel Kurulu Türkiye de Sendikal bir krizin yaşandığı bu zaman da çok önemli.

AKP iktidarı süresince kamu emekçileri açısından yaşanan hak gaspları karşısında örgütlü bir karşı duruş sergilenememiştir.

Kamu emekçileri özellikle eğitim emekçileri yoksulluk sınırının altında yaşamaya mahkûm edilmiştir…

Sadece bu sebep bile Eğitim İş in 6. olağan Genel Kurulu’nu önemli kılmaktadır.

AKP iktidarı döneminde yönetim şeklinden tutun da insanlarımızın yaşam tercihlerine kadar müdahalelerin olduğu gerici bir saldırı gerçekleşti.

Cumhuriyet değerleri yok edildi. Laiklik ortadan kaldırıldı. Tüm kamu kurumları gerici ve baskıcı kadrolar tarafından işgal edildi.

Emeğinin karşılığını alamayan eğitim emekçileri iktidar güdümlü yandaş sendikalara üye yapılarak haklarımız göz göre göre gasp edilmektedir.

Daha birkaç gün önce toplu sözleşme masasında kabul edilemez zam oranlarına imza atarak kamu emekçileri satılmıştır.

Kördüğümleşmiş bu sendikal krizden çıkışın adresi olarak Eğitim İş e önemli bir rol düşmektedir.

Yoldaşlarımızla, Sermayeye, Piyasacılığa Emek düşmanlarına ve gericiliğe karşı tarihsel sorumluluğunu örgütlülüğünden aldığı güçle yerine getiren bir Eğitim İş var edeceğiz.

Sadece üyesinin değil, tüm eğitim Emekçilerinin sesi, savunucusu olacağız.

Kamu emekçilerinin örgütlü olduğu ancak mücadele etmeyen yandaş sendikaların aksine, yüz binlerce eğitim emekçisini örgütleyerek bir Sendikal Direniş Hareketi Başlatacağız.

Örgütlü bir halkı hiç bir kuvvet yenemez diyerek, haksızlıklara karşı Emeğin Birliğini savunarak tüm emek cephesi ile birlikte saldırılara karşı bir bariyer oluşturacağız.

 

2- Beni de içinde bulunduğum 11 Haziran grubu ile Yol Arkadaşları grubunun oluşturduğu Birlik Mücadele Dayanışma adı altında yaptığımız bir Güç Birliği ile seçime katıldık.

Güç Birliğimizin amacı seçimi tam kadro kazanmak ve bir emek örgütü olarak Eğitim İş’i layık olduğu şekilde yönetmekti.

Listemizdeki arkadaşlarımın tamamı Emekten Sınıftan yana Bir Sendikal Mücadeleyi ve Örgütlenmeyi yürütecek liyakatli cesur kadrolardır.

Sendikal bürokrasinin hantallığını ortadan kaldıracak, sahada, meydanlarda hak arama mücadelesinde Cesur ve Etkili kararlar alabilecek ve bu kararları hayata geçirebilecek, kitlelere öncülük edebilecek yetkinliğe sahip bir aday kadrosuyla Eğitim İş’i yönetme görevine talip olmuştuk.

Şimdi bunu başarma zamanı gelmiştir.

3- Başta belirtmeliyim ki eğitimin gericileştirilmesine karşı mücadele eden tüm unsurlar maalesef ki başarısız olmuştur.

Bu özeleştiriyi mutlaka yapmalıyız. Çünkü bu konuda hakkıyla bir mücadele tam olarak verilmemiştir.

Türkiye de Eğitim gericileştirilmiş ve piyasalaştırılarak özel okul patronlarına rant alanı sağlanmış, nitelikli kamusal eğitim ciddi bir deformasyona uğratılmıştır.

Dinci, gerici vakıf ve dernekler ile milli eğitim bakanlığı elele verip eğitimi kamusal olmaktan çıkarıp Laik, bilimsel yapısından uzaklaştırmış Cumhuriyet değerlerinden uzak, Atatürk’ ün “Hayat ta en hakiki mürşit ilimdir” öğretisinden koparmıştır.

Özelikle Pandemi sürecinde bırakın eğitim kalitesini, eğitimin ulaşabilirlik yönü tartışılmıştır.

Neredeyse tüm okulların birer İmam Hatip Okuluna dönüştürülmesi, bilimsellikten uzak müfredat, ders kitaplarının dogmatik içeriklerle doldurulması, eğitimin sistemsizliği, Atatürk ün müfredattan çıkarılması, yandaş ve partizanca atanmış kadroların idari görevlere getirilmesi, yetişmiş ilerici kadroların tasfiye edilmesi eğitim sistemini içinden çıkılamayacak bir kördüğüm haline dönüştürmüştür.

Elbette bunun çözümü var bu da nitelikli, liyakate dayalı bir kadronun eğitimi yönetmesi, doğru bir planlama yapılarak, bilimsel, laik, kamusal, öğrenmeyi ve başarılı olmayı garanti edebilen bir Eğitim sistemini var edebilme mücadelesi vermektir.

Çözüm Kamusal eğitimde, çözüm özel okulların kamulaştırılıp, öğretmenlerinin kadrolu hale getirilmesinde, çözüm Cumhuriyet değerlerine bağlı kendini geliştirebilen üretken bir Eğitim sisteminde…

Çözüm ataması yapılmayan öğretmenlerin atamalarının yapılarak öğrenci başına düşen öğretmen sayısını artırmakta öğretmenlere ve eğitim emekçilerine insan onuruna yaraşır ekonomik ve sosyal hakları vermekte, okullaşma oranını, derslik sayısını artırmaktadır.

 

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x