Salı, Nisan 21, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Ekonomi

Ekonomide fırtına dindi mi, viraj alındı mı?

Mustafa Sönmez by Mustafa Sönmez
05/01/2021
in Ekonomi, Manşet Haberler, Manşet Yazarlar
A A
0
Ekonomide fırtına dindi mi, viraj alındı mı?
0
SHARES
2
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

Mustafa Sönmez

Merkez Bankası’nın faiz artırımlarının ardından ekonomide gözlemlenen olumlu gelişmelere rağmen pek çok gözlemci sevinmek için henüz erken olduğunu düşünüyor.

Kasım ayı başında gerçekleşen Merkez Bankası Başkanı ve Hazine Bakanı değişikliklerinden sonra dışarıya verdiği “ekonomik reform hamlesi” görüntüsünün ardından Türkiye ekonomisinin fırtınası dindi mi, ortalık yatıştı mı?

Aradan geçen yaklaşık iki ayın sonunda, göreceli de olsa tehlikeli bir virajı dönmüş olmanın şükran ifadeleri sıkça duyuluyor. Merkez Bankası Başkanlığı’na getirilen eski bakanlardan Naci Ağbal’ın ekibinin kasım ve aralık aylarında Merkez Bankası politika faizlerinde iki hamlede yaklaşık 7 puanlık artışa gitmeleri, TL’den uzaklaşmayı biraz olsun azaltmış, dolar fiyatındaki tırmanışı durdurmuş, hatta göreceli olarak geriletmiş durumda.

Faizleri artırarak gerçekleştirilen parasal sıkılaştırmanın ardından, kredi muslukları da kısıldı ve kredi hacmi iki ay içinde anlamlı bir daralmaya uğradı. Merkez Bankası Başkanı Ağbal yaptığı sunumlarda kararlı bir portre çiziyor. Bu duruşa, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın damadının yerine Hazine ve Maliye Bakanlığı’na getirilen eski bakanlardan Lütfi Elvan’ın istikrar vaat eden sözleri de eklenince, piyasalar kötü gidişin en azından frenlendiği kanısında.

Atılan adımların meyvesi olarak, iki aydır yabancı sermaye çıkışının durmuş olması ve küçümsenmeyecek bir sıcak para girişinin borsaya, özellikle devlet kâğıtlarına, repo biçiminde de olsa girmesi dikkat çekiyor. Bu da bir ara 8 TL’nin üstüne çıkan dolar fiyatının yıl biterken 7.50 TL’nin altına çekilmiş olmasında etkili olmuş gibi.

2020’nin son iki ayında Türkiye ekonomisi farklı bir kulvara geçmiş görüntüsü veriyor. Öyle ki kasım ayı başına kadar yaşanan fırtına, alınması zor virajdan duyulan endişe şimdilik yatışmış gibi. Erdoğan’ın Saray iktidarı, yapılanlara “ekonomik reform hamlesi” diyor. Hamlenin asli ögesi, Merkez Bankası’nın gösterge faizini anlamlı boyutta yükseltmesi. Bununla beklenen ise TL’ye cazibe kazandırma, dolarizasyonun önünü kesme, dengelenme.

Gerçekten de kasım ve aralık aylarının Para Politikası Kurulu toplantılarında gösterge faizleri toplamda 7 puana yakın artırıldı ve yüzde 17’ye çıkarıldı. Oysa daha 22 Nisan’da, Merkez Bankası bugün yüzde 17’ye çıkarmış bulunduğu politika faizini, enflasyonun yükselme ve TL’nin değer kaybetme sürecinde olmasını umursamadan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın örtülü talimatıyla yüzde 8,25’e kadar düşürmüştü. Erdoğan, 11 Ağustos 2020 tarihinde yaptığı konuşmada Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 8,25’e kadar düşürdüğüne dikkat çekerek, “Hamdolsun daha da inşallah düşecek” demişti. Ama öyle olmadı. Düşürülen faizler, yaratılan yüksek enflasyon ve büyük cari açık gibi birçok anomalinin ardından, hızla tırmanan döviz fiyatlarının korkusuyla yeniden yükseltilmek zorunda kalındı. Erdoğan’ın daha da düşecek dediği günden sonra faizler bir kattan fazla (8,75 puan) yükseltilmek zorunda kalındı.

Yükseltilen TL faizleri hem içeride hem dışarıda risk algısını yavaşlattı, hatta geriletti. Bir yandan Türkiye’nin risk primi görece geriledi, bir yandan yabancı para çıkışı yerini girişe bıraktı. Ancak özellikle yerleşik para sahiplerinin dövizden TL’ye döndüklerinin işaretleri henüz gözlenmedi.

Türkiye’nin dış borçlarını geri ödeme (temerrüt) riskini gösteren CDS (kredi temerrüt sigortası), TL faizlerin yükseltilmesinin ardından 30 Aralık itibarıyla 320’ye kadar geriledi. Türkiye’nin risk primi son bir ayda yüzde 14’e yakın azaldı. Risk primi son beş yılda en düşük noktaya 152 ile 5 Ocak 2018 tarihinde inmiş, en yüksek noktaya da 643 değeriyle 10 Mayıs 2020 tarihinde çıkmıştı.

Son aylardaki azalışlara rağmen risk primi hâlâ bir yıl öncesinin yüzde 18 üzerinde. Risk priminin yüksek kalması Türkiye’nin dış borçlanma maliyetlerinin azalmaması demek.

Güvensizlikte azalma ise İstanbul Borsası’na yabancı yatırımcı girişiyle sürdü.

Yabancıların Türkiye’deki portföy yatırımları 2018 yılında net 2,2 milyar dolar, 2019 yılında net 3,3 milyar dolar azalmıştı. Bu güvensizlik, 2020’nin kasım ayına kadar sürdü ve yılın tamamında çıkış 9,6 milyar doları buldu. Ancak yılın son iki ayındaki girişler toplam kanamayı azalttı.

Yabancı yatırımcılar, ekonomi yönetiminin değiştiği 6 Kasım’dan yıl sonuna kadar Türkiye’den 4 milyar doların üstünde menkul kıymet satın aldılar. Bu yatırımlar, yükselen TL faizlerinin cazibesiyle, ağırlıkla repo şeklinde risk almadan yapılsa da moralleri biraz olsun düzeltti ve döviz fiyatlarının gevşemesinde, doların 7.50 TL basamağının altına inmesinde etkili oldu.

Risk primi azalışı ve yabancıların çıkmak yerine girişe yönelmesine karşın, Türkiye’de dövizde tutulan mevduatların azalmaması, yerli yatırımcının TL’ye dönüşünün gerçekleşmemesi, güven bunalımının sürmesi şeklinde yorumlanıyor. Döviz cinsinden mevduatlar, aralık ayı sonunda azalmak yerine 258,3 milyar dolarlık yeni bir rekor seviyeye çıktı. Döviz mevduatları 2020 başından bu yana 37,4 milyar dolar artmış görünüyor. Bu, TL’deki faiz artışlarına rağmen toplam mevduattaki dolarizasyon oranının yüzde 56 olması demek. Gerçek kişilere ait tasarruf mevduatının ise yüzde 60,4’ü hâlâ dövizde.

Yurt içinde dövizden kopmamanın ardında özellikle Merkez Bankası rezervlerinin yetersizliği, banka kaynaklarının sorumsuzca eritilmiş olmasından kaynaklanan güvensizliğin önemli bir payı var. Merkez Bankası’nın 18 Aralık’ta 91,8 milyar dolarlık brüt rezervinin kısa vadeli dış borçları karşılama oranı yüzde 69’a kadar inmiş durumda. Brüt rezervin vadesine bir yıldan daha az kalmış 181 milyar dolarlık dış borç miktarını karşılama oranı da 12 ayda yüzde 62,8’den yüzde 50,7’ye indi. Merkez Bankası’nın yeni başkanına sorulan 130 milyar dolarlık rezervin dövizin fiyatını bastırmak için nasıl piyasada eritildiği sorusu yanıtsız kaldıkça güvensizlik pekişiyor ve TL’ye dönüş beklenen hızda gerçekleşmiyor.

Ne var ki, içerideki güvensizlik iklimine rağmen döviz fiyatındaki tırmanışın durup gerilemeye başlaması ve dışarıdan yabancı sıcak para girişinin gözlenmesi olumlu gelişmeler. Yine de pek çok uzman bunların, erken sevinmeye neden olmaması gerektiği uyarısında bulunuyor.

Faiz artışına direniş de söz konusu. İki ayda sert artış gösteren faizler, ucuz krediye alışmış kesimlerin anında şikâyetlerini yükseltmelerine neden oldu. Kredi bolluğunda büyük sıçramalar gösteren konut, otomobil başta olmak üzere dayanıklı mal satışlarıyla nefes almış firmalar, şimdi artan faizlerle sert talep düşüşleri yaşandığını sık sık Erdoğan’a şikâyet olarak taşıyorlar. Ama iktidarın 2021’in ilk çeyreğinde ortalama yüzde 15’i bulması beklenen enflasyon karşısında kararlı durması, parasal sıkıştırmadaki ısrarını ve yükseltilmiş faizleri gevşetmemesi gerekiyor. Yükselen faizlerle, aldıkları kredileri geri çevirmekte zorlanacakların da feryatları yükselecek. Bankalar, daha çok tolerans gösterecek gibi durmuyorlar.

İstikrar mı, gevşeme mi? Erdoğan iktidarı yılın ilk aylarını bu iki yönlü basınç altında geçirecek.

Al-Monitor

 

 

 

 

 

Tags: ekonomi Politikmustafa sönmez
Previous Post

Gülistan Doku bir yıldır kayıp: Kadınlar 10’dan fazla ilde basın açıklaması yapacak

Next Post

İngiltere’de bazı bilim insanlarına göre aşılar Güney Afrika kökenli mutasyona karşı etkili olamayabilir

Mustafa Sönmez

Mustafa Sönmez

ODTÜ İdari İlimler Fakültesi 1978 mezunudur. Politik, düşünsel eylemliliği 1980 öncesi ODTÜ’de ve kısa adı TİB olan Tüm İktisatçılar Birliği’ndeki faaliyetleriyle başladı, DİSK Petkim-İş, Yeraltı Maden İş, Demokrat gazetelerinde sürdü.1980 sonrasında araştırmacı –uzman olarak çeşitli kurumlarda çalıştıktan sonra 1983 yılında Nokta dergisinde ekonomi editörü olarak medya sektöründe yer aldı. Uzun bir süre bağımsız çalıştı, kitaplar üretti.2009-Mart 2013 döneminde Cumhuriyet, Nisan 2013-Şubat 2014’te Yurt , 12 mayıs-1 Eylül 2014 arasında Sözcü gazetesinde; Nisan 2015-Eylül 2015 döneminde BirGün gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Mayıs 2013-2016 arası Hürriyet Daily News‘de de haftada 1 gün ekonomi yorumları yazdı. Merkezi Washington’da olan Al-Monitor haber sitesine haftalık yazı katkısı ise Ekim 2016’da başladı. Ekim 2017-Nisan 2019 arası Artı TV’de her hafta Salı günleri Ekonomi Politik isimli programı yaptı.Eylül 2019’dan itibaren de Halk TV’de söz konusu programı sürdürdü.Çeşitli TV kanallarında ve radyolarda yorumculuk faaliyetinin yanında araştırma üretimini ve kitap yayınlarını sürdürmektedir. TMMOB Makina Mühendisleri Odası danışmanıdır ve Oda için sanayi araştırmaları yapmaktadır.Gazeteci-yazarlık uğraşına paralel olarak ilki 1977 yılında yayınlanmak üzere Türkiye ekonomisi üstüne 30 dolayında kitap yayımladı.

Yazarın Diğer Yazıları

Döviz dengesinde yaz keyfi, ya sonra?
Ekonomi

Döviz dengesinde yaz keyfi, ya sonra?

20/11/2023
OVP hazır, yabancılar beğenir mi?
Ekonomi

OVP hazır, yabancılar beğenir mi?

12/09/2023
Amaç KKM’yi mi tasfiye etmek, bankaları mı yolmak?
Ekonomi

Amaç KKM’yi mi tasfiye etmek, bankaları mı yolmak?

26/08/2023
Altın ithalatına kısıtlama, faize, dövize baskı
Ekonomi

Altın ithalatına kısıtlama, faize, dövize baskı

13/08/2023
Ek bütçe kabul edildi ama açığa o da yetmiyor
Ekonomi

Ek bütçe kabul edildi ama açığa o da yetmiyor

16/07/2023
Yumuşak faiz artışı bankalara nefes aldırdı
Ekonomi

Yumuşak faiz artışı bankalara nefes aldırdı

25/06/2023
Next Post
İngiltere’de bazı bilim insanlarına göre aşılar Güney Afrika kökenli mutasyona karşı etkili olamayabilir

İngiltere'de bazı bilim insanlarına göre aşılar Güney Afrika kökenli mutasyona karşı etkili olamayabilir

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Siyasal Kimlik, Toplumsal Cinsiyet ve Bedenin Disiplini: 1968 Kuşağına Feminist ve Eleştirel Bir Okuma

Siyasal Kimlik, Toplumsal Cinsiyet ve Bedenin Disiplini: 1968 Kuşağına Feminist ve Eleştirel Bir Okuma

by Mendine Dinçer
21/04/2026
0

1968 kuşağı, yalnızca siyasal hareketlerin yükseldiği bir dönem değil, aynı zamanda gündelik yaşamın ideolojik bir çerçevede yeniden kurulduğu tarihsel bir...

ALMAN EMPERYALİZMİNİN 3. KEZ SİLAHLANMASI

ALMAN EMPERYALİZMİNİN 3. KEZ SİLAHLANMASI

by Ahmet Hulusi Kırım
21/04/2026
0

1890’dan başlayarak, yirmi yıllık bir süreçte dünyanın en ileri endüstrilerini, en iyi üniversitelerini, en zengin bankalarını ve refahın sağladığı en...

YAŞAMAYA MECBURSUN: BULUTSUZLUK ÖZLEMİ: ROCK VE İSYANKAR ÖNCÜLERİ

YAŞAMAYA MECBURSUN: BULUTSUZLUK ÖZLEMİ: ROCK VE İSYANKAR ÖNCÜLERİ

by Ümit Özdemir
21/04/2026
0

Adını Mümtaz Soysal’ın bir makalesinden alan Bulutsuzluk Özlemi’nin müzikal serüveni, yönetmen Caner Kaya imzalı Yaşamaya Mecbursun: Bir Bulutsuzluk Özlemi Belgeseli adlı...

Gülistan Doku soruşturmasında kritik gün: Eski Vali Tuncay Sonel adliyeye sevk edildi

Gülistan Doku soruşturmasında kritik gün: Eski Vali Tuncay Sonel adliyeye sevk edildi

by Sonhaber
21/04/2026
0

Tunceli'de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’ya ilişkin soruşturmada yeni bir aşamaya geçildi. Erzurum Cumhuriyet...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik