Naim Kandemir
Son gelişmelere bakınca insan diyor ki hani bir musibet bin nasihatten iyiydi? Öyle değilmiş bazıları için ki ülkenin en kritik seçiminde belli ki seçim sonrası için henüz tam bilemediğimiz yeni bir projeksiyon yapıldığı anlaşılıyor. Şu mudur: iktidarı altın tepside sunduk, olmadı. O zaman iktidardan büyük ABD var! deyip el yükseltmek mi murat edilen?
Hem Kuzey Suriye’de şimdilik de olsa bu ortak iş tutuşun meyvelerini almıştık, acaba aynı meyveleri seçimlerden sonra burada da alabilir miyiz? 40 yılda 50 bin can kaybıyla ve iktidarı altın tepside sunmayla netice alamadık; eh o zaman bu sefer de el yükseltelim ve işin başındakine yönelelim!
Tespit buysa, ne lazım? Köprü! 75’lik, 80’lik olmaları hiç önemli değil! Yeter ki işimiz görülsün; hele bir köprüyü geçelim!
E, bu noktada diyenler var ki; kardeşim, parti bizim, istediğimizi vekil yaparız, size ne!
Bu tercihlerde bizim anlayamadığımız bir fayda vardır elbette… Akıl akıldan üstündür. Birileri bizim görmediğimiz faydayı vehmetmiştir. Ne de olsa politikanın bir muhasebe işi olduğunu duymuştuk bir zamanlar aynı cenahtan.
***
Çocukluğumuzdan başlayarak bilirdik; mahalle maçlarında bile şikecileri takıma almazdı kimse. Bir gazoza oynadığı takımını satanları çocuk aklımızla bilirdik ve gereğini yapardık.
Yaş ilerleyince veya politika yapar olunca çocukluktaki anlamlarından ileriye taşınıyor şikecilik… Adamlar halkı satmış muktedire ve 7.yüz yıl Vahhabiliğine. Onun borazanı, parçası olmuş, sonrasında işi bitince kullanılıp atılmışlar ve ancak böylelikle muktedirin kötülüğünü anlamışlar ve önceden sattığı saflarda yer arar olmuşlar ve birileri de almış bu zatları omuzlarına şampiyonluk turu atacaklar! Vah ki vah! Hem onlara, hem halka.
Bu ülkede şike yaptı diye bir kulüp başkanı bile- kumpasla da olsa-hapse atıldı ama gel gör ki siyasette üstelik sol cenahtaki bir partide şikeciler-üstelik maç değil sattıkları- omuzlara alınıyor.
***
Kuzey Suriye bir nevi laboratuar oldu. Kimileri stratejik derinlik deyip daha fazla derine dalıp vurgun yedi. Yıllardır yerinde duran Süleyman Şah Türbesi’ni bile gece karanlığında nakil etmek zorunda kaldılar birileriyle…
Kimileri de özgürlük mücadelesine yeni bir açılım getirip ABD ile el ele zaferler kazanıldı güya. Bu konuyla bağlantılı Türkiye’de en yüksek makamdan da iktidarı altın tepside sunduk siyasal İslam’a diyen oldu. Doğrudur; altın tepside sunuldu, bu toplum ve ülkenin dibine dinamit koyan siyasal İslam’a iktidar.
2010’daki referandumda da büyük cümleler kurarak referanduma katılımı %73’lere düşürüp hukuksuzluğun, adaletsizliğin boy atmasını sağladı özgürlük hareketinin legal partisi.
Geldik 2013’te Cumhuriyet tarihinin en kitlesel eylemi Gezi’ye. Ulusalcılar, Ergenekoncular… zırva laflarıyla kendi tabanlarını kitlesel olarak Gezi direnişçileriyle kucaklaştırmadılar.
Tüm bunların sonunda Suriye’de Esad her şeye rağmen başta kaldı ve siyasal İslam’a altın tepside iktidarı sunanlar ve yetmez ama evet diyerek iktidara peşkircilik yapanlar çok geçmeden, posaları çıkınca şutlandılar iktidar tarafından.
***
Bu noktada ittifak üyesi TİP’in kendi adına seçime girmesi gümbür gümbür eleştirildi bu cenahta. Şimdi akla gelmiyor değil; TİP’in belki de HDP/Yeşil Sol’un malum vasıflı gazetecilere yönelerek yeni bir rotaya gireceğini bildiğini düşünmek abes değil. TİP, bunu düşünmediyse bile en azından seçime kendi adıyla gireceği 53 seçim bölgesinde tabanına karşı sorumlu davranmış oldu.
Bu mevzuda TİP’in oyları bölerek ittifak blokuna 10 vekil daha az kazandırmaya sebep olacağı iddia edildi. Bu, muhtemelen doğru çıkabilir. Ama Cumhurbaşkanlığı kazanılıp da güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş sürecinde Meclisin pek önemli olmayacağı da aşikâr. Ancak 360 vekil sayısına ulaşmak önemli bazı sorunları/konuları referanduma götürmek için fakat az farkla iktidarı alan bir ittifak da iki de bir referanduma giderek meşruiyetini test ettirmez.
Ancak bu eleştirilerin bir nedeni de acaba, ’80 darbesinden sonra Türkiye sosyalist hareketini şeflerin işin kolayına kaçarak ve hele de birer promosyon vekillik alarak Kürt Hareketinin kontrolüne bırakmaları yıllarca sürdü, muhtemel bir kopuş mu rahatsız edecek bir yerleri? Eski şeflerin cesaret edemediğini şimdi TİP’in bu eyleme kalkışarak Türkiye sosyalist hareketinin makûs talihini değiştirmek için bir vesile olmayacağını kim söyleyebilir?
Vay efendim onlar Türkiye sosyalistlerine ufacık oy potansiyellerine rağmen vekillik verdiler, diyenler de var ya… Evet doğru da; al gülüm-ver gülüm! Bir parti kendi halkının seçmen sayısının yüzde otuzunun desteğini hâlâ alamamış ve Türkiyelileşmekten bahsedip batıda vitrine sosyalistler lazım değil miydi?
***
İnsan birileri gibi ince hesap ve derin projeksiyon yapamayınca deyiveriyor: ya kardeşim batıdan, Türkiyeli solculardan bula bula 80’lik ve şikeci iki gazeteciyi mi buldunuz? Bunların hikmeti nedir? Kürt ve Türkiyeli aydınların içinde kimse yok mu bunlar kadar muteber?
Hadi batıdan olsun, dedin. Tamam olsun. Sizlerden unvan beklemeden yıllarca sizin hareketinize omuz vermiş, hapis yatmış, KHK ile atılmış birçok insan var. Bunları bizden daha iyi biliyorsunuz. Onun içindir ki o arkadaşın sizden bir talebi olmadığı halde kendiniz teklif götürüp, vekillik evraklarını teslim alıp, sonra da aday yaptığınız bölgede o güne dek vekil çıkaramadığınız sıraya emrivaki yaparak yerleştiriyorsunuz ve ters tepti zaten… Bu hataların, emrivakilerin temelinde bilmediğimiz dış ilişkilerin ve bir elin mi belirleyiciliği var?
***
İktidar partisinin zaman zaman arabeskleşmesinden bahsettik hep. Bu, iktidarın ideolojisiyle de örtüşen bir tercihti. Peşinden sağ otoriter yönetimlerde sağ popülizmin geliştiği tespitleri yapıldı. Bir ülkede sağ popülizm olur da sol popülizm olmaz mı? Solun neyi eksik sağdan? Hem sol popülizm sol oportünizmden daha edepli bir söz! Geldiğimiz noktada yazımda anılan iki gazetecinin ceketlerini atıp kazanacakları sıralardan vekil adayları yapılmış olması sol popülizmin özgürlük hareketinin burçlarına çekileceğini gösteriyor.
Yine diyen çıkabilir o cenahtan: sosyalistler kusura bakmasın, bu fırsatı kaçıramazdık! Politikayla fırsatçılığı eşitlemek bir tercihtir. Tercih edenlere hayırlı olsun da; karanlığın suç ortaklarının, siyasal İslam’ın ön açıcılarının kendilerini temize çekmelerine payanda olmamalı bir hareket, hele de adı özgürlük hareketi ise. Bırakın lekeleriyle yaşasınlar. Bu yaptığınızla onların lekelerini örtemeyeceksiniz.
15.04.2023






