Korona pandemisi Avrupa ve ABD’de hızla yayılırken Çin devlet ve parti yönetimi ciddi önlemler ile bu küresel salgını kontrol altına aldı. Ekonomik zarar büyük olmakla beraber Çin, şu anda tavsiyede bulunan, hatta Avrupa’ya ilaç bağışlayan ülke konumunda. Köşe yazarları, salgının uzun vadeli siyasi sonuçlarını tartışıyor.
Çin ne yapabileceğini gösteriyor
Rus resmi haber ajansı Ria Novosti‘ye göre, Pekin yönetimi, örnek bir ideoloji ve toplum modeline sahip olduğunun propagandasını daha fazla yapacak:
“Günümüzde Koronavirüse karşı en güvenli ülke, virüsün henüz yayılmadığı söylenen ülkeler değil, Çin. Çünkü Çinliler doğru teşhis koymayı, virüsün yayılmasını önlemeyi ve tedavi etmeyi öğrendi. Bunu artık bütün dünya biliyor. Çin, böylece kendisinden yardım isteyen herkese destek olmaya istekli ve bu konuda yetkin, eşsiz bir ülke konumuna oturdu. … Salgınla başarılı şekilde mücadele etmesi uzun süre işine yarayacaktır. Zaten Çin bunun pekala farkında olduğundan genelgeçer şöyle formüller ortaya atılıyor: ‘Felaket zamanlarında Çin’in mi, Batı’nın mı siyasi sistemi daha iyi?’ Cevap çok net.”
Kapitalizm kendi çocuklarını yiyor
Küresel salgının kontrol altına alınması konusunda devletlerin birbirinden farklı başarıları, Karar gazetesini düşündürüyor:
“Nasıl oluyor da Çin bu mücadelede öne çıkabiliyor? Ya da Güney Kore nasıl bir anda salgını terse çevirebiliyor? Burada para ve hizmet bakışı açısından bir toplumsal farklılık var. Bu fark ülke yönetimine de yansıyor elbette. … Test olabiliyorsunuz ve bedava. Bizde veya zengin kaç ülkede test olunabiliyor ve bu iş bedava? Neden bu kadar hasar alıyor Batının zengin ülkeleri? Çünkü kapitalizmi vahşi uyguluyor diye mi sadece? Ya da sermayenin çıkarlarını vatandaşlarının çıkarlarının üzerinde gördüklerinden mi? Her ne olursa olsun, bugün kendi kendini yiyip bitiren bir sistem var karşımızda.”
Otoriter rejimler yeni taraftar kazanacak
Financial Times’a göre, 2008 mali krizinin ardından Avrupa yeni bir çöküş tehlikesiyle karşı karşıya:
“Çin’in ileride olduğuna ve Batı’nın önlemez bir çöküş yaşadığı görüşü, daha çok taraftar kazanacaktır. Hem Çin’de hem de Batı’da otoritarizm taraftarı ve demokrasi karşıtı görüşler büyük bir cüretle savunulacaktır. … Halihazırda Çin en kötü günleri atlatmış, Batı’daki salgın ise yeni başlamış gibi görünüyor. 2008’deki mali çöküşle yaşanan son küresel kriz, Batı’nın özgüvenini sarsarken bir taraftan da siyasi ve ekonomik gücün Çin’e doğru kaymasına neden olmuştu. 2020 Koronavirüs krizi ise dengelerde bundan çok daha büyük bir kaymaya neden olabilir.”
Demokrasinin saygınlığı tehlikede
Onet.pl, liberal toplumların tehlikede olduğunu düşünüyor:
“Demokrasilerin, dinamik bir ekonomik gelişmeyi garantilemek ve giderek artan, büyük sosyal uçurumları azaltmak konusunda başarılı olamadıkları izlenimi şimdiden ortaya çıktı. Buna ilave olarak yurttaşların yaşamı ve sağlığının tehdit altında olduğu zaman, otoriter devletler kadar etkin davranamadığı anlaşıldığında, demokrasinin saygınlığı kaçınılmaz olarak yara alacaktır. … Avrupa’nın liberal demokrasileri ayakta kalabilmek için yeniden güçlü ve kararlı olduklarını göstermeli. Siyasetçilerin öğrenmesi gereken de kitlelerin peşinden sürüklenmek değil, yöneticilik yapmak.”
Pekin yönetimi şaşırtıcı bir özgüvene sahip
Çin’in kendine aşırı güveni, Lidové noviny’yi rahatsız ediyor:
“Koronavirüsün ilk görülmeye başlandığı dönemde, birileri kalkıp da Çin’de tehlikeli bir hastalıktan söz ettiği zaman karşısında polisi buluyordu. Sağlık sisteminin hazırlıksız yakalanması, virüsün yayılmasına neden oldu. Üstelik iktidardaki Komünist Parti’nin salgını daha ne kadar gerçekten kontrol altında tutabileceği belli değil. Durumu olduğundan daha tehlikesiz gibi göstermek, yeni bir salgına kapı açabilir. Çin kendi deneyimlerinin bütün dünyaya faydası dokunduğunu söyleyerek yüzsüzlük yapıyor. Ne de olsa bahsettiğimiz sorunu yaratan ve bütün dünyaya ihraç eden asıl Pekin yönetiminin kendisi.”
SONHABER











