Müesses Nizamın Kürd Refleksi ve HDP’ye İtibar Suikastı

HomeManşet Yazarlar

Müesses Nizamın Kürd Refleksi ve HDP’ye İtibar Suikastı

Ülkedeki yüksek seçim barajı (%10) nedeniyle, HDP ve içinden geldiği geleneğin öncü partileri seçimlere ya diğer partilerin listelerinden ya da bağımsız adaylarla katılıyordu. 2015 seçimlerinde, HDP seçimlere parti olarak girme kararı aldı.

Bu aşamada, birçok kişi bu karara iyi niyetle -eğer barajı aşamazsa, alabileceği bütün milletvekillerini AKP’nin alacağı düşüncesiyle- karşı çıktı. Ama, Demirtaş’ın öncülüğünde, iyi bir propaganda süreci sonunda, beklentilerin üzerinde bir oy oranı aldı ve kazandığı seksen (80) milletvekiliyle Meclis’e girdi…

HDP’nin seksen milletvekili ile, üçüncü parti olarak Meclis’e girmesi, AKP’nin de çoğunluğu yitirmesi, birçok kişinin, kesimin kimyasının bozulmasına neden oldu…

Çoğunluğu yitiren AKP, MHP’nin de desteğiyle Meclis’i çalışamaz duruma getirip, yeniden seçim kararı aldı…

Yeniden seçim kararı alınması, kimyası bozulan cenahın, -HDP belki bu sefer baraj altında kalır düşüncesiyle- umutlanmasına ve saldırılarını arttırmasına neden oldu. Seçim süreci hükümetin tehditleri, teröre göz yumması, hatta teşvik etmesi sonucu kanlı geçti; Suruç Katliamı, Ankara Gar Katliamı gibi büyük can kayıplarına neden olan olaylar bu dönemde gerçekleşti. Bunun yanında, özellikle Güneydoğu’da arttırılan baskılar, güvenlikçi politikalar, süregelen devlet terörü ve karşı propaganda, HDP oylarının biraz düşmesine neden olsa da yeniden Meclis’e girmesine engel olamadı…

Tekrar Meclis’e girmesi, malum çevrelerin hiç de hoşuna gitmedi ve hem Meclis içinden hem de Meclis dışından HDP’ye yönelik saldırıların artarak devam etmesi sonucunu doğurdu. Milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılarak, bir kısmının hapse atılması, seçilmiş belediye başkanlarının tamamına yakınının görevden alınarak yerlerine kayyum atanması ve birçoğunun hapse atılması, il, ilçe teşkilat binalarının fiziki saldırıya uğraması, çoğunlukla yöneticilerinin gözaltına alınması, tutuklanması, hatta öldürülmesi, 24 Haziran 2018 seçimlerine giden süreçte gerçekleşen saldırılardı…

Seçimler yaklaştıkça, HDP’yi ötekileştirmek, itibarsızlaştırmak, bütün iktidar yanlısı kalemşörlerin temel uğraşısı oldu; sanki HDP öğrenci, kendileri de not verecek öğretmen;

– HDP iyi sınav veremedi,

– HDP kendisine tanınan fırsatı iyi değerlendiremedi,

– HDP Türkiye partisi olamadı (…) gibi bir yığın zırva ve had bilmezlik!…

HDP’nin iyi sınav verip vermediğine, kendisine tanınan fırsatı iyi değerlendirip değerlendirmediğine, ancak halk karar verir ve 6-6,5 milyon oyla, Meclise sokarak verdi zaten…

Bir de HDP’nin Türkiye partisi olamadığı zırvası var ki, evlere şenlik!!!

Yıllarca Ankara’nın doğusuna geçememiş CHP Türkiye partisi, Bahçeli’nin memleketi Osmaniye dışında İç Anadolu’ya sıkışmış MHP Türkiye partisi, bir tek Alevi’nin oyunu alamayan AKP Türkiye partisi ama, içinde Türk’ü, Kürd’ü, Ermeni’si, Rum’u, Alevi’si, Sünni’si, Laz’ı, Çerkez’iyle Türkiye’nin bütün renklerini taşıyan HDP Türkiye partisi değil, öyle mi?

Boşuna dememişler “zırvada tevil olmaz” diye; iddialar bu kadar zırva olunca, tevil edilecek tarafı da olmuyor…

Bunlar genellikle, kendini sağ tandanslı olarak tanımlayan, iktidar yanlısı kişilerin iddiaları. Bunların bir de sol(!) tandanslı olanları var! Bunlardan biri, o dönem Halk TV’de program yapan Cüneyt Akmandı. Seçim sürecinde yaptığı birçok programda, seçimlerde HDP’nin AKP ile iş birliğine gideceğine yönelik duyumlar aldığını dile getirdi. Meral Akşener’i konuk ettiği bir programda yine aynı iddiayı dile getirince, Kürd ve HDP alerjisi bilinen Akşener, fırsatı kaçırmadı, “ben de öyle duyumlar aldım” dedi. Çocukken, bir konuda birisinin yalan söylediği kanısına vardığımızda, “yalancının…” diye başlayan bir cümle kurardık. Akman’ın ve Akşener’in iddiaları bana onu anımsattı… Oysa biraz düşünseler (Sırrı Süreyya’nın deyişiyle, biraz tefekkür etseler) daha doğrusu, biraz dürüst olsalar, HDP’nin AKP ile iş birliği yapmaya en uzak parti olduğunu anlarlardı. Aynen bugünkü durumda olduğu gibi…

HDP’yi itibarsızlaştırma çabaları, ata sporu alışkanlığıyla yapıldığı için, aynı çabalar 31 Mart 2019 yerel seçimler sürecinde de devam etti. HDP’nin seçimlerdeki tavrının ne olacağı merak konusu oldu. Selahattin Demirtaş’ın “bağrınıza taş basın, gidin muhalefetin adaylarına oy verin” yerinde önerisi, HDP seçmeninin ezici çoğunluğu tarafından kabul gördü ve o yönde oy kullanıldı. Birçok yerde, muhalefet adaylarının kazanması, HDP seçmeni sayesinde gerçekleşti…

İstanbul’u kaybetmeyi bir türlü hazmedemeyen, hukuk, kural tanımayan Şahsım iktidarının baskısı sonucu YSK İstanbul seçimini (sadece Büyükşehir Belediye Başkanlığı için olanı) iptal edip, 23 Haziran 2019 tarihinde seçimlerin yenilenmesi kararı alınca, yine “HDP’nin tavrı ne olacak” sorusu, temel gündem maddesi oldu…

Bu arada, seçimlerin iptal edilmesinin hemen ardından, HDP onursal başkanı Ertuğrul Kürkçü, HDP eş genel başkanları Pervin Buldan, Sezai Temelli, ayrıca Selahattin Demirtaş, Garo Paylan ayrı ayrı aynı yönde, yani HDP seçmeninin, iptal edilen seçimde olduğu gibi, yine muhalefetin adayına oy vereceğini belirten açıklamalarda bulundu…

Tüm bu açıklamalara rağmen, “HDP’nin tavrı ne olacak” sorusu gündemde kalmaya devam etti! İktidar yandaşlarının, bu soruyu gündemde tutmalarının nedeni belli; kendilerince, HDP’yi güvenilmez göstermek, manipülasyon yapmak… vs. Aynı soruyu, o dönemde -yine- Halk TV’de program yapan ve kendisine sorsanız, kesinlikle sol-muhalif olarak tanımlayacak olan Fatih Ertürk de, programına aldığı konuklara sordu; “efenim, seçimlerde HDP’nin tavrı ne olacak?” diye… Birçok HDP yetkilisinin bunca açıklamasından sonra, bu soruyu sorana verilebilecek en iyi cevap, herhalde “elinin körü olacak” demek olacaktı ama, ne yazık ki, konukları öyle bir cevap vermedi…

Bu nasıl bir haddini bilmezliktir, nasıl bir küstahlıktır! Utanmasalar, her HDP seçmeninden, noter onaylı taahhütname isteyecekler. Siz kimsiniz? HDP’nin sizi tek tek inandırmak gibi bir yükümlülüğü mü var?

Seçimler oldu, Osman Öcalan’ı TRT’ye çıkarılmasına, İmralı’dan getirildiği söylenen ve HDP seçmeninin tarafsız kalmasını salık veren mektuba rağmen, seçmen akl-ı selime uyarak, doğru olanı yaptı ve muhalefetin adayının kazanmasını sağladı…

Peki, yukarıda adını andığım iki gazeteci (Cüneyt Akman ve Fatih Ertürk) sonradan bir özür dilediler mi? Hayır. Biraz utanma hissetmişler mi? Hiç sanmıyorum…

Şimdi yine bir seçim arifesindeyiz.  HDP açısından koşullar bu kez, 2018 ve 2019 seçim süreçlerine göre daha da ağırlaşmış ve iktidarla iş birliği yapmak, tamamen imkansız hale gelmişken, yine birçok kişi, kendi meşrebine göre HDP’ye rol biçmeye kalkıyor! Yine HDP ile ilgili haberler, iddialar, yorumlar havada uçuşuyor… Ama, bu haber, yorum ve iddialarda, kimsenin HDP yetkililerinin ne söylediğine baktığı yok! Herkes, kendi algısında HDP’yi konumlandırışına göre yorum ve iddiada bulunabiliyor!…

Örneğin, 15.06.2022 tarihinde, Halk TV’deki bir tartışma programına katılan HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, bir soru üzerine, iktidarla kesinlikle görüşmediklerini açıkça dile getirdi. Buna rağmen, bir sonraki gün (15.06.2022) aynı kanalın gündüz kuşağı (saat 13:00) haber programına çıkan bir başka sol-muhalif(!) gazeteci Orhan Bursalı, bir soru üzerine “HDP’ye ne yapacağını (yani iktidarın) tam da bilmiyoruz. HDP acaba hükümetle bir anlaşma yerine gider mi? ÇÜNKÜ ÖYLE BİR GELİŞME DE VAR AYRICA DA PERDE ARKASINDA GÖRDÜĞÜM KADARIYLA”* Önce, “HDP acaba hükümetle bir anlaşma yerine gider mi?” diye soru sorarken, peşinden, perde arkasında hükümetle görüşme yaptığını kesin bir dille ifade ediyor! Pes doğrusu!

Böyle bir görüşmenin olmadığı kesin şekilde netlik kazanırsa, Orhan Bursalı özür diler veya utanır mı? Kendi adıma, o kadar iyimser değilim…

Kürdler ve HDP hiç kimseden çekmedi sol gösterip sağ vuranlardan çektiği kadar!!!

(* Cümlenin devrikliği olduğu gibi Orhan Bursalı’ya ait.)

 

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments