Ültimatomun süresi doldu: Nijer’de şimdi ne olacak?
Batı Afrika Ülkeleri Ekonomik Topluluğu ECOWAS’ın, demokratik yollarla seçilmiş Cumhurbaşkanı Mohamed Bazoum’un pazar gününe kadar görevine dönmesi ve anayasal kurumların feshedilmesi kararının geri alınması için Nijer’deki darbecilere tanıdığı süre doldu. Askeri cuntanın ultimatoma yanıtı ise hava sahasını kapatmak oldu. Peki şimdi ECOWAS askeri müdahale tehdidini hayata geçirecek mi?
Gözler Nijerya’da
La Repubblica şöyle yazıyor:
“Askeri müdahale için 214 milyonluk nüfusu ve büyük ordusuyla (ayrıca Nijer’le olan 1.500 kilometrelik sınırıyla) bölgenin dev gücü Nijerya’nın esaslı desteğine ihtiyaç var. Cumhurbaşkanı Bola Tinubu, darbecileri durdurmaya oldukça kararlı. Ancak Nijerya Senatosu, cumartesi günü askeri müdahaleyi reddetti. … Cumhurbaşkanı kararı veto edebilir ve böyle bir niyeti de var. Anayasa, ‘doğrudan tehlike’ olması halinde ordunun Senato onayı olmaksızın ülke dışında savaşabilmesini öngörüyor. Son üç yılda Sahel bölgesinde bulunan diğer üç ülkede (Mali, Burkina Faso ve Gine) gerçekleşen darbelerin ardından, Nijer’deki darbeyi ‘bu kadar darbe yeter’ şeklinde yorumlayan Tinubu’ya göre böyle bir tehlike var.”
Müdahalenin riskleri çok büyük
Askeri müdahalenin korkunç sonuçları olur, diye uyarıyor taz:
“Nijer’deki darbe, dışarıdan ve bilhassa da kendi geçmişinde askeri darbeler olan büyük komşusu Nijerya eliyle çözülemeyecek iç sorunların sonucu. … Nijerya ordusu Nijer’e müdahale ederse, kötü tarihsel şöhrete sahip iki ordu, tüm bu insanların sırtından savaşa girer. Çok büyük insani acılar yaşanır, milliyetçi pogrom riski yüksek olur ve Batı Afrika’daki başka ülkelere de hızla yayılabilir.”
Karışmamak gibi bir seçenek yok
Causeur köşe yazarı Pierre d’Herbès, Fransa’nın harekete geçmesi gerektiğini söylüyor:
“Fransa, stratejik rakipleri -Rusya ya da ABD- bunu onun yerine yapmadan önce hızla hareket etmeli. Yaşadığı sayısız yenilgi ve öngörülemeyen olaydan sonra, Fransa’nın yalnızca durup izleme lüksü yok. Ancak hükümet, muhtemel sömürgecilik suçlamaları karşısında felç olmuş gibi duruyor… [Nijer’deki] Fransız karşıtlığı bir gerçeklik olsa da nüfusun tamamının tutumunu temsil etmiyor. Sonuç olarak, Fransa’nın ECOWAS’la birlikte askeri müdahalede bulunması şart; aksi halde her türlü senaryonun kaybedeni Fransa olur.”
Batı stratejisini değiştirmeli
Batı ve Orta Afrika’da yaşanan son darbenin ardından uluslararası toplum ne tepki vereceğini iyi düşünmeli, diyor Jutarnji list:
“Nijer’de olup bitenler endişeyle takip ediliyor ve darbenin sonuçlarının Batı Afrika sınırlarının ötesinde de hissedileceği biliniyor. … Kritik soru, Batılı ülkelerin bir ders alıp almayacakları ve barış ya da demokrasi bahanesiyle Afrika’nın iç meselelerine karışma yaklaşımlarını değiştirip değiştirmeyecekleri. Çünkü Afrika ülkeleri, özellikle de ortakları yolsuzluk yapanları, suç işleyenleri ve kayırmacıları sorumlu tutmak yerine kendi ülkelerinin güvenliğini ön plana koyduklarında, darbelere yönelik uluslararası tepkilerden hiç de hoşnut olmuyor.”
Avrupa önemli bir müttefikini daha kaybetti
De Volkskrant, AB’nin Sahel bölgesindeki nüfuzunu kaybetmeyi göze alamayacağı uyarısında bulunuyor:
“Avrupa’nın Sahel’e ihtiyacı var: hammadde, göçü kontrol altına almak ve cihatçılarla mücadele etmek için. Nijer’de gerçekleşen darbeyle Avrupa bir kez daha hayli önemli bir müttefikinden oldu. … Avrupa, dünyayı fethetmiş ve dekolonizasyonla birlikte kaybetmişti. 1990’larda da kayıp kıta olarak gördüğü Afrika’ya olan ilgisini yitirmişti. Ancak, tekinsiz dünyada Afrika ve özellikle de Sahel yeniden önemli bir merkez haline geldi. Avrupa hâlâ Afrika’nın en büyük ticaret ortağı ve yatırımcısı. Fakat eski ‘mülklerindeki’ nüfuzunu korumak için mücadele etmeye mecbur. Sömürgeci geçmiş bir bumerang gibi geri dönüyor.”











