TL ile dış ticaret umudu: Mümkün mü, hayal mi?

HomeEkonomi

TL ile dış ticaret umudu: Mümkün mü, hayal mi?

Mustafa Sönmez

TL ile dış ticaret umudu: Mümkün mü, hayal mi?
Resmi veriler, hedefi “ticareti kolaylaştırmak” olarak tanımlanan yerel para takaslarının dış ticarette neredeyse hiç kullanılmadığını gösteriyor. Takaslar Merkez Bankası rezervlerinde “dolgu” işlevi görmekten öteye gitmiyor.

Erdoğan iktidarının öteden beri savunduğu yerel paralarla dış ticaret isteği, Rusya ve İran ile yapılan son görüşmelerde yeniden gündeme gelirken bunun bir dilek mi yoksa pratiği mümkün bir fırsat mı olduğu da tartışılmaya başlandı.

Enerji ithalatının büyük bir kısmını Rusya ve İran’dan karşılayan ve bu ülkelere karşı büyük dış ticaret açığı veren Türkiye’nin yerel para ile dış ticaret istemesi anlaşılır bir talep olarak görülüyor. Aynı şey Türkiye’ye özellikle sanayi yatırım malı, sanayi girdisi ihraç eden Çin’e de teklif ediliyorsa da pek bir mesafe alınamıyor. Özellikle Körfez ülkeleri merkez bankaları ile yapılan swap anlaşmaları üstünden yerel paralarla ticaret, gerçekleşmeyen hayaller arasında.

Dövize her geçen gün biraz daha sıkışan Erdoğan yönetiminin yerel paralarla ticaret hayali bugüne kadar pek karşılık görmedi. Türk Lirası ile yapılan ihracatın toplam ihracat içindeki payı yüzde 3-4 dolayında kalırken, TL ile yapılan ithalatın toplam ithalattaki payı da yüzde 4-5’i geçmiyor. Türk Lirası’nın özellikle son yıllarda hızla değer kaybetmesi, TL üstünden ihracat ve ithalat yapmanın cazibesini iyice azalttı. Hele ki üç haneye doğru yükselen enflasyon koşullarında yerel para ile ticaret yapacak partner bulmak neredeyse imkânsızlaşıyor. Buna rağmen Erdoğan, özellikle Körfez ülkelerine, en fazla enerji ithal ettiği Rusya ve İran’a, en fazla sanayi malı ithal ettiği Çin’e yerel para ile ticaret yapmayı teklif etmekten geri durmuyor.

Politik saiklerle Türkiye’nin yerel para ile ticaret talebine, bölge ülkeleri kapı aralar mı, ne kadar?

Türkiye’nin resmi haber ajansı Anadolu Ajansı, 20 Temmuz 2022 haber bülteninde, İran resmi ajansı IRNA’dan şöyle bir haber aktardı: İran Merkez Bankası Başkanı Ali Salihabadi, başkent Tahran’da, “Ruble ve riyal üzerinden ticaret dün itibarıyla başladı” dedi.

Habere göre Salihabadi, İran’ın döviz piyasasında yerli para birimleriyle ticarete başlamasının Rusya ile ekonomik ilişkilerini daha da güçlendireceğini, İran pazarında dolar ve avro gibi diğer yabancı para birimlerinin rolünü azaltabileceğini belirterek, “Dün iki milyon rublelik işlemle iyi bir adım atıldı. İnşallah devam edecek, alınan tedbirlere göre bu işlemlerin hacmi artacak ve piyasa derinleşecek” diye konuştu.

İran ile Rusya arasında genişleyeceği belirtilen yerel para ile ticaret, öteden beri Erdoğan iktidarının da hedefi. İktidar, bazen İslam ülkeleri arasında yerel para ticaretini savunurken bazen de en yüksek ithalatı gerçekleştirdiği Rusya, İran ve Çin ile bunun imkânlarını yoklar, görüşmelerde dile getirir. Ne var ki bu konuda bugüne kadar alınan yol bir arpa boyu kadar bile değil.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun dış ticaret verilerine göre Türkiye’nin 2022’in ilk beş ayında yaptığı ithalat 146 milyar dolara yaklaşırken, döviz türüne göre ithalatın yüzde 24’ü avro, yüzde 71’i ABD doları üstünden yapıldı; TL ile ithalat sadece yüzde 3,8’lik bir pay alabildi. Aynı kaynağa göre yılın ilk beş ayında ihracat da 102,5 milyar dolar olarak gerçekleşirken avro ile ihracat yüzde 46’ya yakın, ABD doları ile yapılan ihracat ise yüzde 49,5 pay aldı ve TL ile ihracatın payı yüzde 2,8’de kaldı.

Görüldüğü gibi, bütün çabalara rağmen TL ile yapılan ihracat ve ithalatın payı yüzde 3-3.5 dolayında kalıyor ki, bunların da önemli bir kısmı merkezi Türkiye’de olan şirketlerin AB ülkelerindeki şubeleri ile yapılan dış ticaret ile ilgili.

Erdoğan iktidarının son yıllarında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın Çin, Güney Kore, özellikle de Körfez ülkelerinin merkez bankaları ile yaptığı swap anlaşmalarında da yerel paralarla ticaretin artırılması hedeflendi. Anlaşmalarda ortak olarak şu ifade yer aldı: “Para takası anlaşmasının temel hedefi, yerel para birimleri üzerinden gerçekleştirilen ticareti kolaylaştırmak ve iki ülkenin finansal istikrarına destek sağlamaktır.”

Yerel para takasına dayanan bu anlaşmaların fiiliyatta merkez bankalarının brüt rezervlerini ABD doları üstünden ifade ederek şişirmeye, bir anlamda vitrin düzmeye yaradığı açık. Ticareti geliştirme amacı ise neredeyse lafta kaldı.

Hesaba geçen swap tutarı 2021 sonunda 21 milyar dolar dolayındaydı. Bu anlaşmalardan 15 milyar dolarlık kısım Katar ile yapıldı. İlk elde 5 milyar dolarlık yerel para takasına dayanan 2018 tarihli anlaşma, iki yıl sonra 15 milyar dolarlık bir hacme çıkarıldı. Ne var ki Katar Riyali ve Türk Lirası üstünden yapılan ticaret oldukça sembolik. Örneğin bu yılın ilk beş ayında Katar riyali ile yapılan ithalat, kayıtlara göre sadece 134 dolar tutarında! Katar riyali kabul edilerek Türkiye’nin yaptığı ihracat ise sadece 4 bin 43 dolarlık.

Çin ile 2012 yılında yapılan swap anlaşması, 3 milyar Türk lirası ve 10 milyar Çin yuanı tutarındaydı ve yeniden uzatılarak 15 Haziran 2021’de 46 milyar TL ve 35 milyar Çin yuanı olarak ifade edildi. Bu, dönemin dolar kuru ile yaklaşık 6 milyar dolar karşılığı bir anlaşma oldu. Ama Çin yuanı ile 2022’nin ilk beş aylık dönemde yapılan ithalat 212 bin dolar tutarında (toplamın yüzde 0,1’i) ve Çin yuanı ile yapılan ihracat da 10 bin 307 dolarlık (toplamın yüzde 0,01’i).

12 Ağustos 2021’de Güney Kore ile yapılan ve yaklaşık 2 milyar dolara karşılık gelen anlaşma da yerel paralarla ticaret yaratmadı. Hem de hiç! 2022 yılının ilk beş ayında Kore Wonu ile ne ihracat ne de ithalat yapıldı.

Swap anlaşmalarının sonuncusu ise Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile 19 Ocak 2022’de imzalandı. Bu da yaklaşık 5 milyar dolara karşılık geliyor. 2022’nin ilk beş ayında BAE dirhemi ile yapılan ithalat 21 bin dolarda kalırken dirhem alınarak yapılan ihracat da 13 bin dolarda kaldı. Bunların da çok sembolik sayılar olduğu ortada.

Özetle, hedefi “ticareti kolaylaştırmak” olarak tanımlanan yerel para takaslarının karşılıklı dış ticarette neredeyse hiç kullanılmadığı, dış ticaret verilerinden de görülebiliyor. Swaplar, Merkez Bankası rezervlerinde “dolgu” işlevi görmekten öteye gitmiyor.

Açıktır ki, özellikle Türk Lirası’nın dış ticarette “geçer akçe” olmasının, mevcut hâliyle ve hızlı değer kaybıyla kabul görmesinin hiç şansı yok. Hele ki enflasyonun üç haneye doğru doludizgin gittiği şartlarda. Ama yine de Erdoğan iktidarı bu ezberden vazgeçmiyor, diplomatik görüşmelerde bu talebini tekrarlamakta beis görmüyor.

 

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments