Turizm pandemi ve müsilaj kıskacında: Çevre olmazsa turizm de olmaz

Çanakkale’de turizmcilik yapan Hanifi Araz, “Turizm, çevre demektir. Çevre olmazsa, sürdürülebilir bir turizmden bahsetmemiz söz konusu değildir” dedi.

Son yıllarda yara almaya başlayan turizm sektörü, önce pandeminin gölgesinde var olmaya çalışırken, şimdi de müsilaj kıskacına girdi. Turizm sektörünün aldığı darbelere bağlı olarak, yöre insanı da olumsuz etkileniyor. Turizm sektörü birçok yan sektörü ile birlikte önemli bir iş kapısı olmasının yanında, turizm potansiyelinin yörede sağladığı hareketlilik de önceki yıllara oranla daha durgun geçeceğini işaret ediyor. Çanakkale’de turizmcilik yapan Hanifi Araz, “Turizm, çevre demektir. Çevre olmazsa, sürdürülebilir bir turizmden bahsetmemiz söz konusu değildir” dedi. Pandeminin olumsuz etkilerine rağmen, sektörün destek alamadığını ifade eden Araz, “Devlet turizme gerçekçi bir şekilde el uzatmak zorundadır” dedi.

Pandemi tedbirleri kapsamında, 2020 sezonunun beklentinin çok altında geçiren turizm sektörü, 2021’den de çok umutlu değil. Özellikle tüm yasakların 1 Temmuz’dan itibaren kalkmasıyla, turizm sektörünün temsilcileri, Çanakkale gibi birçok ilde sezonun yarısının kaçtığına dikkat çekiyor. Pandemi gölgesinde sezona hazırlanan turizmciler ve yöre halkı, deniz turizmine “darbe” niteliği taşıyan müsilaj kabusu ile sezonu karşılıyor. Turizm yelpazesi içinde, mitoloji-tarih, doğa ve deniz turizmi konusunda zengin bir envantere sahip olan Çanakkale, kırsaldan kente, yöre halkının da turizme katıldığı illerden biri… Zeytin ve zeytinyağı, süt ve süt ürünleri ile sebze ve meyve çeşitliliğinin bol olduğu, Kazdağları gibi doğal dünya mirasına, Troia, Aleksandra Troai, Apollo Simintheus, Assos gibi mitolojik mirasa sahip Çanakkale, 1915 Savaşı coğrafyası olması gibi varlıkları ile yerli ve yabancı turizm için elbette ki değerli bir alan. Ancak ne kadar değere ve çeşitliliğe sahip olunursa olunsun, turizm sektörünün can damarı: Deniz turizmi.

Yerelde doğal ve tarihi değerlerin yoğunluğu, Bodrum, Antalya, Marmaris gibi turizmin “fenomen” kentlerindeki devasa oteller, tatil köyleri gibi pahalı ve tamamen sermayeye açılmış alanların tarumar “henüz” tarumar etmediği kentlerden biri Çanakkale… Bu durum ise kent turizmini, doğal dengedeki değişimlerin direkt etkisi altında bırakıyor. Müsilaj da işte bu doğal dengenin bozulmasına, çevre sağlığının kaybolmasına neden olan sorunlardan biri. Metalik madencilik ve termik santrallerin çevrelediği, doğal yaşamın geleceğini tehdit altına aldığı Çanakkale’de, deniz çeşitliliği de müsilaj tehdidinde. Çanakkale’de turizmcilik yapan Hanifi Araz, Evrensel gazetesinsen Seçkin Sağlam’a, pandemi ve müsilaj kıskacındaki turizmi değerlendirdi.

“Kaygılıyız”

“Turizm, çevre demektir” diyen Araz, “Çevre olmazsa, sürdürülebilir bir turizmden bahsetmemiz söz konusu değildir. Müsilaj, Marmara’da ortaya çıkan bir çevre felaketidir. Bu, önceki yıllarda sinyalini veriyordu. Bilim insanları onlarca yıldır, bunu anlatıyordu. Ancak, hiç kimse bu konuya kulak asmadı. Marmara denizinde geçtiğimiz yıllara göre kimse denize girmiyor. Ben aynı zamanda restoran işletmecisiyim ve müşterilerimi olabildiğince balıktan uzak tutuyorum. Bunun da uzun süre içerisinde daha büyük felaketleri getirecek olmasından kaygı duyuyoruz. Turizm sektörü zaten bir pandemi süreci yaşıyor. 2015 sonundan ve pandemi dönemi öncesinden itibaren ciddi terör eylemleriyle dibe vurmuştu. Turizm sektörü pandemiye de oldukça hazırlıksız bir şekilde girdi. Ülkemiz de dışarıda çok ciddi imaj kayıpları yaşadı. Bütün bunların ardından zaten zorda olan turizm sektörü, müsilaj yüzünden çok ciddi sıkıntılar yaşayacaktır” dedi.

“Turizm sektörü pandemide hiçbir destek almadı”

Araz, “Asıl kaygı duyduğumuz da, müsilaj ile ilgili sağlıklı çalışmaların olmaması. Bütün atıklar, Marmara Denizi’ne temizlenmeden, arıtılmadan akıtılıyor. Bu da Marmara’nın ölümüne sebep oluyor. Biyolojik arıtma sistemleri, gözlemlediğimiz kadarıyla oldukça iyi çalıştırılıyor diyemeyiz. Geçtiğimiz ay içerisinde Çevre Bakanlığı tarafından bir açıklama yapıldı ve arıtmaların yüzde yüz çalıştırılması yönünde 3 yıl daha süre tanındığı belirtildi. Bu kadar acil bir konuda otoritenin 3 yıl gibi bir süre vermesi, turizm işi ile ilgilenenleri endişelendiriyor. Çünkü çalışmalar, ivedilikle başlanılırsa ve kurallara uyulursa, Marmara Denizi, 5 yıl içerisinde tamamen temizlenir. Tabi bu da ülke imajımızı olumsuz etkileyecektir. Ülke imajımız olumsuz etkilenince de kaliteli müşteri gelmeyecektir. 20 yıl önce bu ülkenin başardığı 3 tane sektör var. Bu sektörler, turizm, tekstil ve tarımdır. Gözlemlediğimiz kadarıyla bu 3 sektörde de dip yapmış durumdayız. Turizm, ülkemizin yüz akıydı. Tekrar ayağa kalkması, eski günlere dönmesi gerekiyor. Turizm sektörü pandemi ve müsilaj döneminde kısa çalışma ödeneği hariç hiçbir destek almadı. Turizm, bu ülkede ödemeler dengesine ciddi katkılar sağlayan bir sektördür” dedi.

“Marmara Bölgesi, insanların turizm planından çıkacaktır”

Araz, açıklamasında, “Çanakkale, boğazın içinde olan ilçe, belde ve köyleri bundan olumsuz etkilenecektir. İnsanlar Saroz Körfezi’ne gidebiliyorlar ama bu da yetmez. İnsanlar pandemiden dolayı evlerinde ciddi derecede sıkıldılar. İnsanlar da 1 Temmuz sonrası için seyahat planı yapmaya başladılar. Dolayısıyla insanlar Marmara Bölgesi’ni planlarından çıkartacaklardır. Adalarımızda bile müsilaj kalıntıları görülmeye başladı ve artık bu uluslararası sulara indiği zaman sorun artık bizim sorunumuz olmaktan da çıkacaktır. Çevre olmazsa turizm olmaz. Mesela ‘Kazdağları olmazsa, turizm olmaz’ diye bir sloganımız var ve bu kesinlikle doğrudur. Kazdağları, pandemi yetmiyormuş gibi bir de müsilaj sorunsalıyla karşı karşıyayız. Umarım sağduyuyla ülke olarak bu sorunun üstesinden geliriz, aksi taktirde hem sektörümüzü hem de insanlarımızı daha kötü günler bekliyor gibi bir düşüncemiz var” dedi.

“Devlet gerçekçi bir el uzatmak zorunda”

“Ekonomiyi, Çanakkale olarak aşabiliriz” diyen Araz, “Deniz turizmi olmazsa, doğa turizmi olur ve bir şekilde aşarız. Ancak pandemiden dolayı iki senedir büyük yükle karşı karşıya kalmış sektör, müsilaj süreciyle birlikte daha büyük bir yükün altında olacaktır. O yüzden devlet turizme gerçekçi bir şekilde el uzatmak zorundadır. Burada zaten tanıtıma ihtiyacı olmayan evrensel bir değer olan Truva’ya gelen yabancı turist sayısı ‘komik’. Gelenler de en alt sekmendeki müşteri gruplarından geliyor. Bizim istediğimiz ise, Amerikalı, Kanadalı, Avustralyalı maalesef gelmiyor. Bu müşteri grubunu tekrar kazandırmamız lazım. Bunun için de ülke imajımızı yükseltmemiz gerekiyor” diye konuştu.

Haber Etiketleri
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x