Son günlerde HDP üzerinden yeni bir algı ve gündem oluşturulmaya çalışılıyor. Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel ve PKK’li Volkan Bora ile yıllar önceden saklanan fotoğraflarının bugün servis edilmesi ve birkaç gün sonrasında da büyük reisin Demirtaş’ı tehdit eden cümlelerinin gelmesi, akla ciddi soru işaretler getiriyor.
2014 yılında çekilmiş fotoğraflar ki şu an milletvekili olan Semra Güzel o yıllarda Volkan Bora ile nişanlı. Yine herkes hatırlar; o yıllarda binlerce insan barış gelecek, silahlar susacak söylemiyle hasretini çektiği çocuklarına, babalarına, kardeşlerine, sevgililerine koştu.
Çözüm süreci döneminde, sınırdan geçişlerinde kitlelerle, alkışlarla, zılgıtlarla karşılanan PKK’lilerin fotoğraflarına Türk medyası boy boy yer verirken bugün aynı medya Milletvekili Semra Güzel’in yıllar önce çekilmiş fotoğraflarını servis ederek onu linç etmenin gayreti içinde.
Oysa o gün görevdeki herkesin neredeyse görüşmediği PKK’li kalmamıştı.
Tayyip Erdoğan’ın bile Türkiye Cumhurbaşkanı olarak bir KCK’li gibi hatta Öcalan’ın yakın arkadaşı gibi bir dil kullanmasını, Demirtaş’ı ve Demirtaş üzerinden de Kürtleri ve tüm muhalefeti tehdit eden bu son söylediklerinden, bütün bu gelişmelerden hareketle iki şey ortaya çıkıyor:
Birincisi; ya Tayyip Erdoğan, Öcalan ile bire bir görüşüp ortak bir dil geliştiriyor, geliştirmek istiyor, buradan hareketle bir AKP Kürdü yaratma politikası oluşturulmak isteniyor…
İkincisi; tamamen Kürdü Kürde sorgulatma, hesap sordurma ve kenarda durup ellerini ovuşturma politikası yaratılmak isteniyor…
Bize göre, ikincisinden çok birincisi hayata geçirilmek isteniyor. Bu konuda Öcalan’ın sicili pek de arkasında durulabilecek gibi değil.
Bir diğer durum da şu: Doğu toplumları aklından çok kalbiyle düşünür, duygusal düşünüş tarzı güçlüdür. Bu sebeple, liderler, önderler yaratma ve o yarattığı liderleri ve önderleri kutsama kültürü güçlüdür. Yeryüzünde devlet olamamış “avukatsız bir halk olan Kürtler’de” bu daha güçlü bir varoluş biçimidir.
Kürtleri, HDP’yi, Demirtaş’ı ve Öcalan’ı da aşağılayan bir dille konuşuyor RTE, “Edirne’deki, İmralı’dakine hesap verecek” derken bile bir aşağılama dili kullanıyor.
Bu cümlenin altı boş değil bize göre ama birkaç yıl önce bir televizyon kanalındaki sokak röportajında söylendiği gibi, Öcalan AKP’ye açıkça oy verin dese bile Kürtler oy verirler mi? Hayır!
Recep Tayyip Erdoğan son bir çırpınışta gibi, son ümidi mi, bilemiyoruz ama malum şahıs her sıkıştığında ya Karadeniz’de gaz buluyor ya da Öcalan’a mektup yazdırıyor /yazıyor.

Bu ezbere söylenmiş bir söz değil. Öcalan ile görüşerek mi bu cümle dile getirildi? Olabilir. Yeni bir mektup vakası olamaz mı? O da olabilir.
Kürtler inanmazlar artık ama umarız böyle bir hata, bir daha yapılmaz.
Reis, eğer Kürtlerin inanacağını, AKP’ ye yöneleceğini bilse, Öcalan’ı bir televizyon kanalında, canlı yayında af gibi bir konuyu da dile getirterek konuşturabilir!
Yeter ki Reis inansın, canlı yayına hemen evet der, bunu iddia ediyoruz!
Bir Kürt siyasi liderini başka bir Kürt siyasi liderine boğdurma girişimidir bu ve tarihsel olarak yapılmış denenmiş şeylerdendir. Kürdü Kürde kırdırma politikası Recep Tayyip Erdoğan’ın hiç de hayır demeyeceği bir durumdur ve bunun adı da siyasi infazdır.
Olur mu? Kesin bir şey denilmez ama böyle bir infaz mümkün değildir de denilemez.
Birakujî her zaman silahla, topla tüfekle olmaz.
Siyasi infaz da bir tür birakujîdir.
Gerek milletvekili Semra Güzel’e yönelik medyanın linç girişimi, gerekse de devletin en üst düzeyinden Öcalan ismiyle ve adeta bir KCK’li diliyle Demirtaş’a yönelik yapılan siyasal linç girişimi kabul edilemez bir durumdur.
Bakalım hele Kürt siyaseti bu yeni dönemin bu “siyasi infaz” oyunu ile yapılmak istenenlere karşı durabilecek mi, karşı politikalar geliştirebilecek mi?
Bunu da kısa zamanda göreceğiz.












