Cumartesi, Ocak 31, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Söyleşi

Yılmaz Erdoğan ile Söyleşi 1. Bölüm

“Böyle bir kitabı hazırlamak kolay değil!”

Ali İhsan Aksamaz by Ali İhsan Aksamaz
09/03/2024
in Söyleşi
A A
0
Yılmaz Erdoğan ile Söyleşi 1. Bölüm
0
SHARES
383
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

Ali İhsan Aksamaz

 

Yazar Yılmaz Erdoğan, bana telefon edip “Benimle bir söyleşi yap da, bizim kültürel meselelerden bir güzelce konuşayım,” dedi. Doğrusunu isterseniz, ben de uzun zamandan beri kendisiyle şaşırtıcı tezlerine ilişkin konuşmak istiyordum. Böylece ben söyledim, o dinledi. Ben sordum, o cevapladı. O söyledi ben dinledim. Sonunda da bu söyleşi ortaya çıktı. Yazar Yılmaz Erdoğan ile tarih tezlerine, Laz diline, İskender Tzitaşi’ye, Laz alfabelerine, Türkiye’deki Laz aydınlarının kültürel faaliyetlerine ve yeni bir dernek kurma çalışmalarına ilişkin bir söyleşi yaptık.

 

Ali İhsan Aksamaz: Facebook sayfanızdan biliyorum. Laz tarihine ilişkin bir kitabınız var: “Güneşin Çocukları: Lazlar”. Kitabınıza neden bu adı koydunuz? Lazların Müslümanlık ve Hıristiyanlık öncesi “Paganlık” veya “Şamanlık” dönemlerini mi göstermek istiyorsunuz?

Yılmaz Erdoğan: “Güneşin Çocukları: Lazlar” adını özellikle seçtim. Bu adı seçerken; Kolkhis Kralı Ayet’in; Güneş Tanrı Helios’un oğlu olması ve şimdilerde başkaları tarafından kullanılan Güneş Kursu’muza da gönderme yapmayı amaçladım. Amaçlarımın içinde Hristiyanlık-Müslümanlık-Yahudilik gibi ne dinsel ne Paganist döneme gönderme yapmak diye bir olgudan söz etmek olanaksız. Zaten karakter olarak bu tür yaklaşımlardan da hiç hoşlanmam. Bu kitabı hazırlarken 11 bin sayfayı aşkın tuttuğum özel arşivimden aldığım bilgileri esas kaynağına, sahibine izafe ederek; Tarih-Uygarlıklar konusunda yapılan çarpıtılmış gaspçı Batı yaklaşımının yanlışlarını söz konusu etmek için hareketlendim. Şimdi düşünün; benim adım Yılmaz, tutup da sen bana Abdülcabbar veya bilmem ne Gaffar diyemezsin. Oysa Batılı Tarihçiler aynen böyle yapmış. Tarihi adım adım yapan uygarlık yolcuları Lazlar va Kolkhis Kafkasya’sında Lazlaşmış, Ön Türklerden hatta Laz Sümerlerden bile alarak; Greek- Helen-Yunan aidiyetinde bırakmış. Bunu yaparken de o Greek-Helenlerin atalarının Pelasg- Pelaz Lazları olduğunu yok sayarak hem de.

 

Ali İhsan Aksamaz: Kitabınız henüz yayımlanmadı. Fakat zaman zaman kitabınızdan bazı bölümleri Facebook sayfanızda yayınlıyorsunuz. Kitabınızı tamamen ne zaman yayımlayacaksınız? Şimdiye kadar yayımladığınız makalelerinizden gördüğüm kadarıyla söylüyorum; kitabınızda verdiğiniz bilgiler çok şaşırtıcı. Ancak, kaynaklarınızın adlarını niçin hiç vermiyorsunuz?

Yılmaz Erdoğan: Kitabım henüz bitmedi. Onca geniş bir arşivden süzerek bilgiler verecek çokça 1000 sayfa kıstası içinde kalacak böyle bir kitabı çok geniş arşiv bilgilerinden ayıklayarak hazırlamak kolay değil. Onun için bir plan geliştirerek herkesin kolayca erişebileceği M.Ö. 800’lerden Urartu tarihinden bir belge ile başlattıkları yanlış Laz Tarihini, çok çok gerilere çekerek birinci kitabı tamamlamak istiyorum. Lazların geçmişini M.Ö. 800’lerden başlatan kolaycıların cahilliği beni hep güldürmüştür. O da, bir dilin en az 4500- 6000 yıl içinde oluşabileceği gerçeğidir. Bundan bile habersizlerin internet ortamında Lazlara Tarih vermeleri bana gülünç geliyor. Belge yayınlamaya sıra gelince; yaklaşık 1650 kitap ve belge kitabın ekinde zaten olacak. Kaldı ki birçok bölümde, paragraf aralarında zaten o belgelerin adını veriyorum. Ayrıca belgeleri sıralayarak, yanlışa alışkın birilerinin “ben yaptım oldu” hazırcılığına malzeme vererek; onların tekrar Laz Tarihi ve Uygarlığı konularında saçmalamalarına tanık olmak istemiyorum. Bu sözlerim bir ego veya kibir ifadesi değil; Laz olmanın ta kendisidir. Ben hakkımı arıyorum. Kimseden hak dilenmiyorum. Bir avuç Gürcü Fanatiğin (Gürcü kardeşlerimi tenzih ederim), dünya üzerinde hiç gitmedikleri bölgelere gitmiş olduklarını kanıtlamak için Lazları kullanması ve “Ha Lazlar, ha biz. Lazlar değil mi ki bizim soyumuzdur!” şeklindeki akıllı çatlatan sallamaları beni rahatsız ediyor. Senin, benim ve bizden öte sadece üç arkadaşımızın içinde olduğu Ogni Miladını, biz Tandilava’nın “Lazlar’ın Tarihi” adlı kitabına tepki olarak gerçekleştirmedik mi? Gerçekleştirdik. Bu konuları daha önce konuştuğumuz için sözümü uzatmak istemiyorum. Kitabımdaki bilgileri şaşırtıcı bulmanız çok doğal. Laz Sümer Tabletlerinde; M.Ö. 432 bin yıldan başlayan bir anlatı sırası var. Ve ben sadece Laz Sümer Tablet veya yazılarına bakmadan, onların da sağlamasını yaparak anlatımlarımı tek tek belgelemek ve belgeleri de örneğin sonuçları yadsınamaz uluslararası bir DNA laboratuvarından aldığım sonuçlarla birlikte veriyorum. Kitabımda bu bilgiler hep var, belgeleriyle. Şimdi sen dahil; Nibiru’dan gelenlerin (Nibiru, Lazca “Dışarıdan gazel okuyan” anlamına gelir ve Nibiru Gezegeninin güneş sistemimize kuralsız girmesi de hep kaos doğurmuştur.) yani Su ve Yer ile Bilgeliğin Tanrısı Enki’ye Lazuta dendiğini biliyor muydun? Sanmam! Yine Yeraltı Tanrısı Ereşkigal (Hekate. Prensesimiz Medeanın annesi, Güneşin oğlu Ayet’in eşi) Laz olarak adlandırılmışsa, bu herkes için ilginç değil mi? Bu tanımlar bizi çok çok gerilere götürmez mi? Götürür. Anunakilerin Dilmun/ Tilmun adını verdikleri Cennet eğer Büyük ve Küçük Kafkas Dağları arasındaki geniş vadiye binlerce yıldır isim olduysa, bunun bir anlamı yok mu? Bunlar şaşırtıcı değil, saklanan bilgiler.

 

Roma ve Pers( Sasani) imparatorlukları arasında jeopolitik çatışma alanlarından biri: Kafkasya (Fotoğraf: omniatlas.com/ wikipedia)

 

Ali İhsan Aksamaz: Önceden de dediğim gibi, Facebook sayfanızdan görüp okuyorum. Yayımlanmış makalelerinizle bizlere, Laz Tarihine ilişkin ilginç ve şaşırtıcı bilgiler veriyorsunuz. Şimdiye kadar hiç duyulmamış, şimdiye kadar hiç yazılmamış bilgileri bize veriyorsunuz. Tezlerinizi dikkatle okuyorum. Yalnızca Lazların tarihine ilişkin değil, bütün eski dünya tarihine ilişkin de yeni bilgiler veriyorsunuz. Yeni bir Tarih tezi yaratmaya çalışıyorsunuz; öyle gözüküyor. Bu ilginç ve şaşırtıcı tarih tezlerinize ilişkin bize neler söylemek istiyorsunuz?

Yılmaz Erdoğan: Bir daha yineleyeyim; akıl ve mantık çizgisinde kimseye karşı değilim. Salt haksızlıklardan hoşlanmam. Şimdi bizim Lazlar; Mitra Dini’nin eski dönemlerde kendileri için ne kadar önemli olduğunu bilmesin diyemem. O Mitra Dini’nin tüm Avrupa’yı nasıl etkilediğini yok sayamam. Çünkü Lazların Avrupa’da çok önemli olmaları önce Mitra,  ondan önce de Tanrıça Laz Ana Kybele -Didinana- Lato- Cybel- Kuvava- Kubaba- Lad- Lat- Ellad- İllad: Laz adlarıyla bilinen kendilerine Laz adını veren Tanrıçalarına borçludur. Burada tez öne sürmüyorum. Bilgi paylaşıyor ve belgeliyorum. Gerisi Laz ve Türklerden bu bilgileri gasp eden bilim insanlarının işi.

 

Ali İhsan Aksamaz: Lazlar, Megreller, Gürcüler, Abhazlar, Svanlar gibi bugünkü az nüfuslu halkların tarihleri büyük ölçüde imparatorlukların tarihleri içinde saklıdır. Bugünkü az nüfuslu halkların tarihleri çoğunlukla Roma- Bizans, Sasani, Türk- Osmanlı ve Rus imparatorluklarının tarihleri içinde saklıdır. Bu eski tarihten söz ediyorum tabii. Önceden Kolkheti Krallığı, Lazika Krallığı vardı; Abhaz Krallığı vardı; Gürcü Krallıkları vardı. Fakat o krallıklar, o dönemin imparatorluklarının vasal krallıklarıydı. Kolkheti krallığının içinde Lazlar/ Megreller, Abhazlar, Svanlar ve diğerleri de yaşıyordu. Ben böyle biliyorum. Lazika Krallığı içinde Lazlar/ Megreller, Abhazlar, Svanlar, “Gürcüler” de yaşıyordu. Ben böyle biliyorum. Abhaz Krallığı içinde Lazlar/ Megreller de, Abhazlar da, Svanlar da, “Gürcüler” de yaşıyordu. Ben böyle biliyorum. 1000- 1500 sene önceki o vasal krallıkların ne ekonomik- siyasî- egemenlik anlayışlarıyla bugünkü etnik durumu, ne de bugünün etnik anlayışla 1000- 1500 sene önceki o vasal krallıkların ekonomik- siyasî- egemenlik anlayışlarını anlayabiliriz. Bütün bunları doğru olarak bilmemiz ve tarihi de öyle anlamamız gerekiyor. Tarih önemlidir ancak tarih yalnızca tarihtir. Sonra bin sene önce kim kimdi, kim neredeydi, bunu ancak Tanrı bilebilir. Bin sene önceki, iki bin sene, ne bileyim on bin sene önceki tarih size neden lâzım?

Yılmaz Erdoğan: Bu konularda çok fazla konuşarak incitici bir imaj bırakmak istemem. Benim ve Lazların,  Gürcülerle uzaktan yakından ilgileri yoktur, dilleriyle de. Müşterek yaşam alanı olmuştur, kelime alışverişi yapılmıştır. Lâkin Gürcüler Kolkhis Kafkasya’sına Lazlardan binlerce sene sonra gelmişlerdir. İberya adı onların değildir, örneğin. Onlar, Lazlar tarafından Hazar’ın Güney-doğusundan toplanarak, Lazlarca terk edilen İberya’ya yerleştirilmiştir. Ahamenid Devletinin yıkılışı sonrasında hem de. Bu şekliyle nasıl biz onların soyu veya boyu oluruz? Bu büyük bir yalan! Karşı durmayayım mı? Fanatik bir ırkçı veya şucu- bucu değilim. Basit ama Evrensel görevi olduğuna inanan bir fâniyim. Bu görevimi yaparken de hiç engel tanımam. Ben bu kitabı 30 yıl önce de yayımlayabilirdim. Ama şan ve şöhret peşinde değildim ki yayımlayayım. Lazların nüfusu olayına sıra gelince; öyle azımsanacak bir azınlık hiç değiliz. Altay Dağları’ndan Adriyatik’e kadar uzanan Pontika Bozkırları, Osmanlı’nın Balkan Lazistan’ı, Karadeniz’in bütün kıyıları asimile olmuşsa, da Lazona’dır. Bugün Laz Devleti yok diye, Svan-Megrel- Laz aynılığının oluşturduğu, Tzani, Çan, Çanetti, Canca, Canik, Alazya (Kıbrıs) yerleşmeleri ve Laz Amazonların kurduğu kentler, Kent Devletler tarihin içinde. İkinci kitabım bunları uzun uzun belgeleriyle gözler önüne serecek.

 

Ali İhsan Aksamaz: Makalelerinizde “Kolkhis/ Kolhis” diyorsunuz? “Kolkhis/ Kolhis” yerine “Kolkheti/ Kolheti” veya “Kolkhida”/ “Kolhida” niçin demiyorsunuz? “Kolkhis/ Kolhis” diyorsunuz ancak o ülkede yaşayan “Kolkhlardan/ Kolhlardan” bahsetmiyorsunuz. Niçin? Kolkhların bugünkü mirasçıları kimlerdir? Kolkh dili bugün hangi dillerin içinde yaşıyor?

Yılmaz Erdoğan: Kolkhis diyorum; doğru. Kolhetti-Egrisi- Kolhida’nın bütünü Kolh’ların Lazonasıdır. Kolhların, Lazların Atası olduğu o yanlı tarihçilerin nasılsa kabul ettiği bir gerçektir. M.Ö 1300’lerde kurulan Laz Devletidir Kolkhis. Daha Gürcüler, Lazların adını verdiği İberya’da yokken hem de… Kolhlardan çok söz ediyorum. Kaçırmış olabilirsiniz. Kolhların mirasçıları sadece Lazlardır.

Roma ve Pers( Sasani) impartorlukları arasındaki sınır  (Fotoğraf: Wikipedia)

 

Ali İhsan Aksamaz: Siz Lazcayı çok iyi biliyorsunuz. Lazcayı aktif olarak da kullanıyorsunuz. Lazcayı çok iyi bilen, Lazca güzelce makale, masal ve şiirler yazabilen bir insansınız. Lazca makale, masal ve şiirlerinizi beğeniyorum. Fakat bazı Lazca makale ve şiirlerinizin konusunu beğenmiyorum. Dediğim gibi, Lazca oldukları için yine de beğeniyorum. Çünkü bilmediğim eski Lazca kelimeleri sizin makale, masal ve şiirlerinizden de öğreniyorum. Lazca çalışmalarınızdan, Lazca çalışma arşivinizden bahseder misiniz?

Yılmaz Erdoğan: Ben sadece Lazca şiir yazmıyorum ki! Karadeniz şivesiyle ve özellikle Türkçe şiirler de yazıyorum. Lazca şiir yazmamın asıl nedeni; kayıp kelimeleri kullanmak ve birkaç fanatik Gürcü propagandasının çok istediği, her kelimenin sonuna “i”  ekleyerek Lazca konuşulup yazılmayacağını da kanıtlamak istiyorum. Lazca çalışmamın temelinde çağdaş bir yazın diline sahip olunması amaçlıdır. Hazırcı değilim. Değiştirilmesi gereken her ne varsa,  değiştirilmesinden yanayım ve savunucusuyum. Günümüzde Atalarının izlerini Karadeniz dağlarında bulan Germanylerin fonetik tarzına uygun yeni bir Laz Fonetiği oluşturacağım. Hazırladığım cümleler içinde Lazca kelimeler kullanarak uygulamalı Lazca haline getirdiğim Türkçe- Lazca sözlüğün yayımını şimdilik durdurdum. Sanıyorum Laz grameriyle birlikte kalıcı bir hale getirmek için basımını yapacağım. Her konuda taviz veren bir kişiliğim var. Lâkin Lazlık benim malım değil. Başkasının da malı değil. Laz olgusuna en iyi şekilde nasıl hizmet vereceğimin planını yapıyorum. Bir yıl filan sonra; “Nuh’un Ayak İzlerine Yolculuk” adıyla belki de bu konuların filmini de yapacağız.

Devam edecek…

aksamaz@gmail.com

Tags: ali ihsan aksamazGüneşin çocukları: LazlarLaz diliLaz Tarihiyılmaz erdoğan
Previous Post

PKK Terör Listesinden Çıkarılıyor mu?

Next Post

Kesin İnançlılar

Next Post
Kesin İnançlılar

Kesin İnançlılar

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güncel Haberler

“Yazı Kalır, Söz de…”: Mehmet Altun Cafe Sekiz’de okurlarıyla buluşuyor
Kültür Sanat

“Yazı Kalır, Söz de…”: Mehmet Altun Cafe Sekiz’de okurlarıyla buluşuyor

31/01/2026
Sessizliğin katmanları Teşvikiye’de açılıyor: Yonca Saraçoğlu’ndan “Untold Tales”
Kültür Sanat

Sessizliğin katmanları Teşvikiye’de açılıyor: Yonca Saraçoğlu’ndan “Untold Tales”

31/01/2026
DSÖ: Hindistan’daki Nipah virüsü vakaları izleniyor, küresel risk düşük
Manşet Haberler

DSÖ: Hindistan’daki Nipah virüsü vakaları izleniyor, küresel risk düşük

31/01/2026
ABD basını: Trump, İran’a yönelik saldırı emrini pazar günü verebilir
Dünya

ABD basını: Trump, İran’a yönelik saldırı emrini pazar günü verebilir

31/01/2026
CHP’nin “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin şubat ayındaki ilk adresi Çorum oldu
Manşet Haberler

CHP’nin “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin şubat ayındaki ilk adresi Çorum oldu

31/01/2026

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik