Yollara Dökülen Fotoğrafların Hikâyeleri

HomeYaşam

Yollara Dökülen Fotoğrafların Hikâyeleri

 

 Ezgi Eren ve Gökhan Küçük ile söyleştik

Sebastio Salgado’nun tek bir sözü seyahat etmenin bendeki anlamını açıklamaya yeter, diyen Gökhan ve Ezginin hikâyelerini konuştuk…

Bir kez seyahat ettikten sonra bir daha hiç bırakamayacağım bir yolda kendimi buldum. Yollara dökülen fotoğrafların hikâyeleri beni dünyaya bağladı.

Merhabalar, gezgin olmak hikâyenize geçmeden, öncelikle sizi tanıyalım ve sizleri sizin cümleleriniz ile okurlarımız okusunlar.

Ezgi: Merhaba, öncelikle bize vakit ayırdığınız ve hazırladığınız sorular için teşekkürler. Gezgin tarafımın biraz aileden bulaştığını söylemek doğru olacaktır. Hayatım birkaç şehir, birkaç ülke değiştirerek geçti. Bu şehirleri ve ülkeleri olabildiğince yaşadım. Yaşadıkça bir şehri, bir ülkeyi tanımanın insanları tanımak kadar zaman aldığını öğrendim. Bana göre, şehirlerin ve ülkelerin dokusunu anlamak, onların size yüreğini açmasını sabırla beklemek ‘yoldayım’ diyebilmenin olmazsa olmazı. Bu sebeple gezen her insanın gezgin olabileceğini sanmıyorum. Gezgin her yola çıktığında hayata yeniden başlayandır. Bıkmadan, yorulmadan hep yeni bir şeyler öğrenir ve hep yeni bir şeyler arar.  Çocukluğum ve ilk gençliğim gibi gençlik yıllarım da yer değiştirmeyi seviyor. Bu yer değiştirme karakterime de yansımış bulunmakta. Üniversiteden mezun olduktan sonra çeşitli işlerde çalıştım. Kısacası biraz yerinde duramayan biriyim. Hayatı tüm renkleriyle yaşamayı seviyorum. Bilemiyorum bekli bu renkler benim renklerim olduğu içindir. Mesela sadece beyazda tercih yapan bir insan da hayatının renkli olduğunu söyleyebilir. Ben mavileri morlarla, yeşilleri kırmızılarla karıştırdım. Gökyüzünün ve denizin tonları, karaların kahverengi yalnızlıkları, çimenlerin capcanlı yeşilleri, çiçeklerin neşeli renk ve ahenkleriyle karıştı. İçine de dünyanın her köşesinden farklı insan yüzleri ekledim.

Bu renkli hayatın eksik olan parçasını, aşkı Gökhan ile tamamladım. O hayatıma girdiğinde renkler daha bir anlam kazandı ve birlikte bizi daha mutlu günlere taşıyacağına inandığımız Sesler Yüzler Yollar projesini oluşturmaya karar verdik.

Gökhan: Selamlar, alışık olmadığım bu düşünsel bir plana- röportaja- dahil edildiğim için teşekkür ederim. Üniversitede İnşaat Mühendisliği bölümünde okudum.  Ait hissetmediğim işlerde çalıştım. 22 sene önce Üniversite için İstanbul’a geldim. Bu şehrin bana verdiği ve son dönemlerde de benden aldığı birçok şey vardır. Umutlarımı kaybettiğim son dönemde Ezgi ile birlikte oluşturduğumuz Sesler Yüzler Yollar projesiyle yola çıkmanın, uzun vadeli bir proje olarak benim ataletimi bozması sabahları mutlu uyanmama sebep oluyor.

“Seyahat etme mikrobu size bir defa bulaştıktan sonra artık tedavisi yoktur. Hayatımın sonuna kadar bu mikropla mutlu bir şekilde yaşayacağımı bilmek çok güzel bir duygu!” der, Michael Palin. Sizce de böyle midir, gezgin düşlerle seyahat etmek, gezgin olmak?

Ezgi: Michael Palin’e hak vermemek elde değil. Yukarıda bahsettiğim üzere çocukluğumdan beri hayatım ülke ve şehirlerarası yer değiştirmekle geçti. İlk büyük gezintimi on yedi yaşında İngiltere’ye yaptım. Bunun için anneme teşekkür etmeliyim. Zorla gittiğim ilk yalnız uzun yolculuğum benim için belki de hayat boyu peşimi bırakmayacak bir keşfin kapılarını araladı.  Önceleri geri geri giden, yalnız başına seyahat etmek ve hayata atılmaktan korkan ayaklarım, sonunda kendi başına dimdik duran genç bir kızın gelecek düşlerine ilk adımı atmış olacaktı. Çünkü artık tek başıma seyahat etmekten, tek başıma dünyayı keşfetmekten korkmuyordum. Bir şehrin veya bir ülkenin insanı olamayacak kadar özgürdüm. Michael Palin’in de değişi gibi seyahat etme mikrobu bana bir kere bulaşmıştı. Bu mikrobun beni terk etmeyeceğinden de oldukça emindim. Çünkü her seyahatim beni kendime daha çok yaklaştırdı ve hayatıma anlam katarak yolumu çizmeme yardımcı oldu.

Gökhan: Sebastio Salgado’nun tek bir sözü seyahat etmenin bendeki anlamını açıklamaya yeter. Bir kez seyahat ettikten sonra bir daha hiç bırakamayacağım bir yolda kendimi buldum. Yollara dökülen fotoğrafların hikâyeleri beni dünyaya bağladı.

“Bir hikâye anlatmanın tek yolu, aynı yere defalarca geri dönmektir; bu diyalektik sayesinde o hikâyeyi geliştirirsiniz.” Toprağımdan Yeryüzüne, Sebastio Salgado

Dünyada gezginler dersek, kimler var bu konuda okumamız gereken ya da bilmemiz gereken?

Ezgi: Gezi kitapları deyince aklıma ilk Jules Verne’in 80 Günde Devri Alem adlı kitabı geliyor. Tabi bu kitap bir klasik ve daha çok çocuk yaşta okuduğumuz bir klasik. Gezi kitaplarını düşündüğümde bir kitaptan bahsetmek oldukça zor. Yola çıkmadan gideceğim yerin tarihini ve kültürünü araştırmak için o ülkeyi veya o bölgeyi anlatan içerikli kitaplar okumayı tercih ediyorum. Şu an Latin Amerika tarihi hakkında Eduardo Galeano’nun Ateş Üçlemesi’ni okuyorum. Latin Amerika’ya gidecekseniz oraların tarihi, kültürü, ekonomisi, toplumsal hareketleri hakkında bilgi edinmek için bulunmaz bir destan.

Gökhan: Bir önceki sorunuzda olduğu gibi aklıma yine en başta Sebastiao Salgado geliyor. Göçmenler, dünyanın her tarafındaki  işçiler, topraksızlar, yoksul çocuklar, evsizler, kısacası “öteki”ler Salgado’nun konularını oluşturur ve onların içinde bulundukları sorunlara fotoğraf ile görünürlük kazandırır. Aynı zamanda, bu görünürlükle sosyal problemlerin ortadan kalkması için de kavga verir. 1997 yılında, “Yurtsuzların Mücadelesi” adını verdiği proje dahilinde topraklarının geri verilmesi için mücadele eden Brezilya köylülerini fotoğrafladı ve bunu albümleştirdi. Bu fotoğraflardan elde ettiği gelirle topraksız köylülere toprak aldı ve o topraklar üzerinde bir üniversite kurulmasına vesile oldu.

 Gezerken, anılarınız içerisinde unutamayacağım dediğiniz en ilginç olan şey neydi?

 Ezgi: İtalyancamı beş yaşında küçük bir kız sayesinde öğrendim. Annesi arkadaşımdı ve bazen küçük Deva’yla uzun sohbetler ederdik. O kadar tatlıydı ki onunla konuşmak için sabırsızlanıyordum. Dediklerini anlamamak benim için çok üzücüydü. Annesi yakın arkadaşım olmasına rağmen bizim de ortak konuşacak bir dilimiz yoktu. Ben İngilizce konuşuyordum, Mariana ise İtalyanca. Deva sayesinde İtalyancaya çabuk ısındım ve kendimi zorlayarak konuşmaya başladım. Mariana da yanlışlarımı özenle düzeltti. Anne kızla arkadaşlığımızda başlarda ortak dile sahip olmadan saatlerce zaman geçirebilmemiz beni çok etkilemişti. İnsan konuşmadan da derdini anlatabiliyor, yeri geldiğinde de aynı şey için birlikte sevinebiliyormuş. Bizi birbirimize sevginin dili bağladı. O ki, her dilde anlam bulan, yeryüzünün en eski sesidir.

Gökhan: Gezerken benim sınırlarımı zorlayan her şeyi unutamayacağım bir anı olarak değerlendirebilirim.

Sınır, bayrak, dil, din veya ırk gibi ayrımları aşmış kişidir gezgin olmak.  Yeryüzüne aittir ve biraz da anarşisttir. Bu noktada “gezgin, gezmek, gezi” gibi kavramların ışığından bakarsak geziciler ile gezginler arasındaki ortak sözler oluştursak, oluşturmak isteseydik neler söylemek isterdiniz?

 Ezgi: Gezgin, gezmek, gezi kavramlarının hepsi bir amaçta buluşuyor: Keşfetmek. Her yolculuğun içsel bir yolculuktan başladığını veya içinde o içsel yolculuğu taşıdığını düşünüyorum. Gezgin olanın keşfi kimileyin dünyayı tanımak için yola çıkarak kendini keşfetmek, kimileyin de kendini keşfetmek için dünya ile bağlantı kurmakla başlıyor. Hâl böyle olunca, gezginin düşleri de onu çıktığı yolda takip ediyor. Gezmek hayat boyu yanınızda taşıyacağınız bitmeyen bir manifesto. En önemlisi de bu manifesto dünyayı değiştirmeye çalışmak, dünya için bir şeyler yapmaya çalışmak, dünya ile birlikte değişmeyi de içeriyor.  Diliniz tüm insanlığın ortak dili oluveriyor ve sınırlar kalkıyor. Siz tüm insanların sesi oluyorsunuz, insanlarda da sizin sesinizi buluyorsunuz. Bu durumu en iyi Nazım Hikmet’in dizeleri özetler diye düşünüyorum: “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine”

Gökhan: Eski Türkçede gezi sizin de bildiğiniz gibi kezig “tekerrür, sıra, nöbet” fiilinden  +I(g) ekiyle türetilmiştir. Bu da aklıma Campbell’ın kahramanın sonsuz yolculuğu eserindeki monomit kavramını(ayrılma- erginlenme-dönüş) aklıma getiriyor. Kamil insan olma yolunda gölgelerimizle yüzleşmek ve sınırları, bayrakları, ırksal, cinsel, dinsel ayrımcılıkları yıkmaya çalışmak, dönüşümü BİRLİKTE daim kılmak ortak sözümüz olmalı diye düşünüyorum.

 Aşk, yeryüzü, özgürlük, gezgin ve yol diye beş kavramla gezgin olmayı anlatın desek, cevabınız ne olurdu?

 Ezgi: Sesler Yüzler Yollar olarak bize çok uygun bir soru olduğunu düşünüyorum. Gökhan’la tanışmadan önce sırt çantamı alarak tek başıma geziyordum. Saydığınız beş kavramdan dördü olan gezegeni önemseyen duyarlı, bağımsızlığına düşkün, her zaman yollarda özgür bir gezgin olma hâlim vardı. Şimdi ise durum çok farklı. Bizim için gezgin olmak, birlikteliğimizi kutlayan bir seremoni gibi. Her yola çıktığımızda yeni bir kutlama karşılıyor bizi. Yollar yollara açılıyor. Biz yollarla büyüyoruz. Tek kişilik özgürlüğümüz iki kişilik oluyor. Tanıştığımız insanları da yanımıza katıp yaşadığımız dünyaya küçücük de olsa bir katkı yapmak amacımız. Projemize katılmak isterlerse bizi takip eden, yollarda bizlerle tanışan insanlardan kendi katkılarını karikatür, resim, müzik, şiir gibi sanat dallarında paylaşmak istiyoruz. Geçmiş, bugün ve geleceği birbirine bağlayan köprüleri Sesler Yüzler Yollar adı altında birleştirmeye hazırız. Bu şekilde, gezgin olmanın bizim için anlamının büyüyeceğini sevgi ve özgürlüğün bir salgın gibi yayılacağını düşünüyoruz.

Gökhan: Mitolojik anlatılarda arkaik insan kendi sınırlı yeryüzü yaşamının karşısında duran sınırsızlık, özgürlük, ulvi anlamlarını yüklediği gökyüzü ile arasındaki geçişi oluşturan kuşları değerlendirmektedir. Godot’u beklemek yerine Simurg’u aramalıyız. Bu arayış yolunda içimizde olan aşk zaten çıkacaktır.

Röportaj: Mazlum Çetinkaya

 

Ezgi ve Gökhan Kimdir:

  • Ezgi EREN

1989, İstanbul doğumludur. 2012 yılında Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olmuştur. Mezun olduktan sonra hem mezun olduğu bölüm ile ilgili hem de mezun olduğu bölümden bağımsız farklı iş alanlarında çalışmalar yapmıştır. Gezdiği ülkeler dışında bir sene İtalya’nın Palermo şehrinde yaşamış ve çalışmıştır. Şiirleri ve öyküleri çeşitli dergilerde yayımlanmış olup ‘Karşı Salgın’ adlı kitabın editörleri arasında yer alan Eren’in aynı kitapta Y-A-S adlı bir öyküsü yayımlanmıştır.  2022 yılında kurulan Sesler Yüzler Yollar adlı gezi projesini Gökhan Küçük ile birlikte yürütmektedir.

  • Gökhan KÜÇÜK

1982, Konya doğumludur. 2006 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden mezun olmuştur. Çeşitli işler dışında birçok sanat dalıyla amatör olarak uğraşmakta olup öğrenmeye devam etmektedir. 2022 yılında kurulan Sesler Yüzler Yollar adlı gezi projesini Ezgi Eren ile birlikte yürütmektedir.

 

 

 

 

 

Newer Post
Older Post
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments