Mahsa Amani

HomeManşet Yazarlar

Mahsa Amani

Meltem Uzuner

Bildiğimiz gibi 13 Eylül de İran’da 22 yaşındaki Mahsa Amani, zorunlu başörtü yasasına uymadığı gerekçesiyle gözaltına alınmış ve ardından gördüğü şiddet nedeniyle 16 Eylül de hayatını kaybetmişti. İranlı genç kadın, ölümüyle tüm dünyayı yasa boğdu. Yaşanan korkunç cinayet sonrası protestoların sembolü haline geldi ve İran’da yaşayan kadınlarda, İran dışında yaşayan kadınlarda dünyanın bir çok ülkesinde ki başka milliyetteki kadınlarda tepki olarak saçlarını kesmeye başladılar.

Ülkede 1979 İslam Devrimi sonrası yürürlüğe giren Şeriat kanunlarına göre tüm kadınların kamusal alanlarda başörtü takması ve uzun, bol kıyafetler giymesi zorunlu hale getirildi ve başörtü takmayan kadınlara para ve hapis cezası verilmeye başlandı.

Ancak devrimden yıllar sonra hükümet yetkililerinin bu yasayı uygulamakta zorlandığı ve kadınların giyimin ülkenin tümünde eşit şekilde denetlenmediği ifade ediliyor. Kadınlar baskılara karşı gelmek için protestolara başladı, birçok erkek de kadınlara destek verdi.

Başkent Tahran’ın Veliasr Caddesi, Veliasr Meydanı, Danışcu Parkı, Lale Parkı, Keşaverz Bulvarı, Hicab Caddesi, Fatımi Caddesi, İnkılap Caddesi gibi kalabalık bölgelerinde yoğunlaşan gösterilere çok sayıda İranlı katıldı.

Yüzlerce kişinin katıldığı gösterilere polis, göz yaşartıcı gazla müdahale ederken göstericiler ise çöp konteynerlerini yakarak yollara barikat kurmaya çalıştı.

Ben İran’ın güzelliklerini ve tarihini önce  kitaplardan sonrada eski  Pers İmparatorluğundan 1979 yılına gelen kadar ki süreçte Şah ve ailesinin özellikle de Şahbanu Farah Diba Pehlevi’nin basına yansıttığı görüntülerinden tanıdım. Tüm dergilerden okuyarak  ve çevremden duyarak yakınlık hissettim, 1977 yılında rahmetli ve çok değerli  sinema adamı  Atıf Yılmaz’ın yönettiği bir kısmı da İran’da  çekilmiş olan  en sevdiğim sanatçılardan Emel Sayın’ın ve yakışıklı İranlı aktör İraç  Kadiri’nin  oynadığı “Acı Hatıralar” filmini seyrederek daha da çok sevdim. Emel Sayın ve diğer sanatçılarımız Tahran konserlerinden dolayı sevdim, Farsçda ileriki yıllarda eğitimini aldığım Arapçadan daha çok kulağıma hoş gelmiştir, Farsça sanatçıları çok severek dinledim, aslında yasaklanmış olduğunu öğrendiğim için Arapçadan çok önce Farsçayı öğrenmek istemiştim ancak imkân olmadı.

İran kökenli değerli insanlara komşu olarak büyüdüm Bağdat caddesi üzerindeki evimizde ve tam karşısında ki yönetim kurulunun ve kurucularının İran kökenli olduğu “Taç Spor” kulübünde 1978 yılında tenise başladım, Acemlerle, İran kökenlilerle evlenilmez diye konuşulan  çevremizde kendi gözlemlerim ile İranlıların son derece kültürlü, çalışkan ve ekonomik açıdan güçlü insanlar olduğunu gözlemledim, özellikle Suadiye’nin en büyük ilk ve ülkenin de belki ikinci tenis kulübünün sahiplerinin, kulübümüze ait olan deniz kulübümüzün  her başarısında emekleri vardı onların, araba yarışlarında ki çalışmalarda hep zarif ve terbiyeli olduklarını gördüm. Evlilik kısmını düşünecek yaşım olmasa da çok değerli ilişkileri olan ve önemli insanlar olduklarını gördüm.

 

Bir İmparatorluktan gelsinler yada son zamanlarını yaşarken sıkıntı içinde olsunlar çok okuduklarını ve yüksek öğrenime ve spora önem verdiklerini biliyordum. Derken  Şah ve ailesi ülkesini trk etmek zorunda kaldı, Amerika’nın ve Ürdün’ün kendisine çok büyük dostluk göstermediğini ve Mısır’ın Cumhurbaşkanı Enver Sedat ‘ın kabulü ile çok hasta olsa da Amerika’ya kabul edilmeden Fas, Bahamalar ve Meksida yaşayarak sürgün günlerinde sağlık durumu çok kötüye gidince kısa bir süre Amerika’da / New York ta tedavi edilip tekrar ülkeyi terk etmesi istenince de  Enver Sedat’ın ısrarı üzerine Mısıra giderek orada genç denilecek bir yaşta 60 yaşında hayatını kaybetti, o zamanda kendisine dostluk göstermeyen Amerika İran halkına daha sonrada hiç sıcak davranmadı.

Kendi seçimleri ile şerait isteyen ve şahı devirdiğine sevinen İran halkı da İran İslam Devrimi adı altında yaşama 1979 yılından beri devam ediyor.

Bu kadar sürede kadınların tüm hakları ellerinden alındı alınmasa ne olur ki, saçları görünmesin yada kıyafetleri kontrol edilsin diye ahlak polisleri yarattılar ve itiraz sonuç vermeden günümüzdeki olaylara gelindi, bizim ülkemiz Türkiye dahil hangi ülkeye giderlerse orada saçlarını açtılar, denize girdiler, kıyafetlerinde özgür oldular ama ülkelerine dönüşte sonuç aynıydı, şeriat ve ağır ceza.

İran’a herhangi bir sebeple ziyarete gidenler özel kıyafetler aldılar, o güzel ve görülesi yeri çok , tarihi bilinesi ülkeye gitmeyi düşünmedik çünkü  geçicide olsa özgürlüğümüzden ödün vermek istemedik.

Sonra 2005 yılında yolum Birleşik Arap emirliklerine görevli olarak düştü. Oturma ve çalışma müsaadem alındı ve bir kez daha körfezdeki Arap halkları kadar yardımcım İranlı olduğundan onun da sayesinde İran ve İran halkı v kültürleri girdi hayatıma.

Gördüm ki, yıllar önce gerçekten Pakistan gibi Uzak Doğu seferi sayılan THY uçuşlarında aktarma yaptığımız Dubai çölden büyük bir gelişme göstermiş ama en çok da İran devriminden kaçan İranlıların paraları ve güçleri ile oldukça destek verdikleri bir Emirlik olmuştu. Yardımcım ile her saniye İran ve bizim aramızdaki benzerlikleri konuşup dururduk, tavla bizim, Türk kahvesi bizim hep bizden yani Perslerden Osmanlılara der dururdu, çok içki sever olduğundan İran’da çok sopa ile cezalandırılmıştı orada yaşamak istemiyordu ancak küçük olan  iki oğlu ve eşi de oradaydılar daha doğrusu orada yaşamak istiyorlardı, Türkiye’de yaşamak istemiyordu eşi doğal olarak iki küçük çocuğu da.

 

Doğal olarak hastalandığımız da birlikte Dubai de ki İran hastanesine gittik, binaların yapılışlarından bir süre sonra bende hangisi İran mimarisi olduğunu öğrendim, kültürleri , sevdiklerini ve sevmediklerini,  hayatımda hiçbir yerde hiçbir doktordan bu kadar şefkat görmedim Dubai de ki İranlılara ait hastanesinden gördüğüm kadar, başları kapalı olsa da, benim de ilk görünüşte sarışın, saçları açık batılı görüntüme rağmen Türk ve Müslüman olduğumu öğrendiklerinde tek bir yanlış tepki almadım İranlı kadın sağlık personelinden, bana aniden gitmemize karşın en tanınmış ve başarılı ortopedistlerini yönlendirdiler, MR aleti bozulumda çıkardılar benim yanağıma dokundular, üstüme battaniye örttüler ve özür diledi hoca benden, o kadar nazik davrandılar. Hep ailelerinden en az üç kişinin ortopedist olduğunu söylediler ve çoğu Amerika’ya göçmüştü. En önemlisi de kötü ön yargı ile yanaşmayan İranlı sağlık personelini Dubai İran hastanesin de çok sevdim ve hiç unutmadım, bir kez daha yad etmek isterim.

 

SADAF restoran vardır, çeşitli Emirlikte ve özellikle benim yaşadığım Fujairah Emirliğinde, dünyanın en zarif ve kibar sahiplerini orada tanıdım yardımcım onlarında İran kökenli olduğunu söyledi, yanımda Farsça da konuşsalar da  çok iyi İngilizce konuştuklarını da biliyorum hemen hemen hepsinin iyi lisan bildiklerini biliyorum. Bayıldığım İran pilavlarını bana anlatırken ki kibarlıklarını, safran yada diğer baharatlar hakkındaki tüm bilgilerini hayranlıkla hatırlarım.

 

Yardımcımın Moskova’ya gidişte hemen ülkeye giriş verilmediğini bir müddet göz altında tutulduğunu da biliyorum, Amerikan vizesi verilmediğini de çünkü Amerika’ya göre yasaklı olduklarını da.

 

 

Yasaklanan her bir konunun onlarda yani İran’da gizli olarak yapıldığını ve o konularda neredeyse uzman olduklarını da öğrendim.

 

Şeriat ile yönetilmekten en çok kadınlar ve küçük kız çocukları zarar görse de baş kaldıramadıklarını öğrendim. Her şeye rağmen çok kitap okuduklarını, hemen her yerde yaşayan İran halkının gerçekten ellerinden kitap düşmediğini gördüm ama ülkede sıkıntıları hiç aşamadılar.

 

Bir gün kendi ülkemde onların yaşadıkları sıkıntıları yaşasak onlar kadar aşamayacağımız düşünürdüm çünkü onları çok okuyan, kültürlü insanlar olarak değerlendirirdim ancak kadınların bu seçimde çok büyük hataları olduğunu da öğrendim aynı benim ülkemdeki gibi.

 

Kalbimiz onlarla, dualarımız onlarla, desteklerimiz onlarla ama ne şekilde bu acılardan kurtulabilecekler onu kestirmek zor.

Kadınlardan korkmak doğaldır, onlar gelişir, doğurur, büyütür ve onlar yaratır belki bir gün yeniden kendilerini de yaratırlar.

Bildiğim bir gerçek var dünyanın en iyi “Firuze” si İran Firuzesidir ve bence her kadın bir Firuzedir. Umarım onlarda kendi değerlerini biliyorlardır ve esas hazinenin kendileri olduğunun farkındadırlar.

 

 

 

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments