Haftalık panorama
“ilginç zamanlarda yaşamak bir lanettir.” Eski bir Çin atasözü böyle der. Hayatımızın bütününü ya da birkaç kesitini içinde bulduğumuz böylesi sözler de zaten bizlerin deneyimlerinden, acılarından ya da sevinçlerinden, unutamadıklarından damıtılarak can bulmuyor mu? Hele ki bu “İlginç zamanların” lanetini daha fazla yaşamış insanlar için “unutmak” diye bir şey ise yoksa! Bazılarımız bu laneti urgan gibi boynunda taşır; hep hatırlamak ister ve de ne kadar kötü de olsa geçmişi belleğinde diri tutmanın mücadelesini bir hayat ödevi gibi yüklenmiştir. Bugün, bu bazılarımızın günü işte: 12 Eylül…
Unutmakta ve geçmişte kalmakta bir amaç uğruna direnenler için, lanetli bir tarihin yıl dönümüdür bugün. 1980 darbesinin yıl dönümü bu yıl da yine en çok ya da belki de sadece zulüm, işkence mangasından geçenlerce; hapislere sürgünlere sürülenlerce unutulmuyor, yazılıyor, çiziliyor. Ama nedense faillerden hiç ses seda yok! Çünkü failler her zaman unutmayı seçer! Hâlbuki hatırlamak, geçmişle yüzleşmek neden mi gereklidir çünkü; lanetli ilginç zamanların bir daha yaşanmaması içindir. Aradan geçen zamanda kötünün geride bırakılması adına bu yapılmadı. İyi bir gelecek için yüzleşme geçmişle aradaki köprülerin atılması demektir. Sürekli hafızada diri tutulan ders alınmamış geçmiş tarihin ya da zamanın, deneyimlerin sonu anakronizmdir. Baskıcı, anti-demokratik sistemler anakronizmi derinleştiriyorlar çünkü onlar eski acıların üzerine yeni acılar ya da lanetler eklediklerinden, bazılarımız için unutmak hiç mümkün olmuyor!
Bir yüzyıl sonraki dünya nesli için dünya, acaba daha yaşanılır bir yer, “unutmak” daha doğal bir tercih olabilecek midir? Bundan pek emin değilim doğrusu! Neron’un ruhu, dünyada kol gezmeyi sürdüreceğe benziyor da ondan. Roma imparatoru Neron, bütün insanlığın sadece tek bir kafaya sahip olmasını arzu ediyordu. İnsanlığın kafasını toptan ortadan kaldırmayı isteyen Neron’un bu çılgın arzusu distopik bir gerçek çünkü dünyanın hal-i pür meali bize gittikçe daha da bir korku salıyor.
Dünya’da ve Türkiye’de yaşananların haftalık panoramasını verirken 12 Eylül askeri darbesine kendimce değinmeden olmazdı. Uzun bir girizgâh olduysa da affola! Takdir edersiniz ki, içinden geçtiğimiz bu lanetli zamanlardan ötürü, herkesinki gibi benim de yüreğim o kadar dolu ki!
Bu hafta Dünya’da ve Türkiye’de neler yaşandı:
-Türkiye’nin en karanlık günlerini yaşadığı 12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden tam 40 yıl geçti. Türkiye’deki tüm siyasi partilerden 12 Eylül askeri darbesi ile ilgili “kınama” mesajları atıldı, yorumlar yapıldı. Yanı sıra, Türkiye’nin birçok yerinde sivil toplum örgütlerince darbenin yıl dönümü nedeniyle açıklamalar yapıldı. Gazetecilerin büyük çoğunluğu bugünkü köşelerine darbeyi taşıdılar.
-4 Kasım 2016’dan bu yana Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın siyasi partilere yönelttiği ‘Demokrasi İttifak’ı İyi Parti ve Gelecek Partisi sözcülerince yanıtlandı. Demirtaş’ın, Medyascope.tv’den Ruşen Çakır’ın kendisiyle yaptığı röportajda İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e yönelik konuşması medyada çok konuşuldu. Demirtaş’ın, “Dışarıda olsaydım bir sabah Başak ile birlikte Meral Hanım’ın kapısını çalar ve ‘Kahvaltıya geldik’ derdim” şeklindeki açıklamasına Akşener, “Güneydoğu’da şöyle bir gelenek var, kan davalınız bile olsa kapınızı çaldığı zaman içeri alırsınız. Evin en yaşlısı tarafından karşılanır. Sonra kapıdan çıkıp gittikten sonra davanız devam eder. Güneydoğu’nun böyle bir özelliği var” şeklinde yanıtladı.
İYİ Parti Sözcüsü Yavuz Ağıralioğlu “Selahattin Demirtaş sazıyla bir şehidin evinde, Aybükemizin evinde Mağusa Limanı türküsünü çalabilir mi? O acıya ortak olabilme iradesini gösterdiği andan itibaren memleketin bütün kahvaltı sofraları ona açılabilir.” dedi.
Gelecek Partisi ise parti Sözcüsü Selim Temurci aracılığıyla, Demirtaş’ın ‘Demokrasi İttifakı’ çağrısına yanıtını “kırmızıçizgimiz terördür” şeklinde yanıt verdi.
-Libya’da hayatını kaybeden Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) mensuplarını deşifre ettikleri suçlamasıyla yedisi gazeteci sekiz kişinin yargılandığı davada 6 aydır cezaevinde bulunan üç gazeteci için tahliye kararı çıktı.
– Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başkanı Robert Spano’nun Türkiye ziyareti ve İstanbul Üniversitesi’nden fahri doktora unvanı alması büyük tepki aldı.
İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün ikinci duruşması görülen davada, gazeteciler Murat Ağırel, Aydın Keser, Hülya Kılınç, Ferhat Çelik, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan ile Eren Ekinci “devletin güvenliği ile iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibariyle gizli kalması gereken bilgileri açıklama” suçlamasından beraat etti. Tutuklu yargılanan Barış Pehlivan, Hülya Kılınç ve Murat Ağırel’in tahliyesine karar verildi.
– İçlerinde Hakan Gülseven, Mustafa Sönmez, İnci Hekimoğlu ve Meriç Şenyüz gibi isimlerin de bulunduğu 28 gazeteci CHP’ye açık mektup yazdı.
Gazeteciler Yurt gazetesi patronu olan Durdu Özbolat dolandırıcı olduğunu, çalıştıkları Yurt gazetesinden aylarca maaşları alamadığını, gazeteye gelen cezalar yüzünden binlerce liralık borcun altına giren isimler olduğunu söyledi.
Mektupta son olarak CHP’nin bir samimiyet sınavı vermek zorunda olduğu belirtildi.
-Sakarya’daki Kürt işçilere yönelik saldırının sosyal medyada görüntülenmesi ardından olay Kürt toplumundan büyük bir tepki gördü. AKP’nin “manipülatif haberciliğin abartmasıdır” dediği olay CHP ve HDP dâhil çok sayıdaki yerden tepkiyle karşılandı.
-Batman’da 18 yaşındaki İpek Er’e tecavüz ederek ölümüne neden olan Uzman Çavuş Musa Orhan TSK’ndeki görevinden ihraç edildi.
Cumhuriyet yazarı Işıl Özgentürk’ün Orhan’ın tecavüz ettiği İpek Er nezdinde Batmanlı kadınlar hakkındaki yazısı büyük tepki çekti. Batman Başsavcılığı’nca Özgentürk hakkında soruşturma başlatıldı.
– Adalet Bakanlığı kadına yönelik şiddetle daha etkin mücadele edilebilmesi için adli yılın başlaması ile birlikte yeni uygulamaları hayata geçiriyor.
Adalet Bakanlığı kendi sitesinde yayınladığı bilgilendirmede, Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Dairesi Başkanlığı tarafından Cumhuriyet Başsavcılıklarına gönderilen yazıda, Bakanlık tarafından yakın zamanda yayımlanan “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun Uygulanması” konulu Genelge uyarınca kadına yönelik şiddetle mücadelede koruyucu ve önleyici tedbirlerin önemine değinildi.
-Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) işsizlik verilerini açıkladı. Buna göre işsizlik oranı, Mayıs, Haziran ve Temmuz’u kapsayan Haziran döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,4 puan artarak yüzde 13,4 seviyesine yükseldi. Tarım dışı işsizlik oranı 0,6 puanlık artış ile yüzde 15,9 oldu.
– CHP Ordu Milletvekili ve İç Hastalıklar Uzmanı Mustafa Adıgüzel, Sağlık Bakanı Koca’nın vaka sayılarında bir sıfırı attığını öne sürerek Türkiye’de yeni tip koronavirüs (Covid-19) vaka ve can kayıplarının gizlendiğini öne sürerek, “Türkiye’de koronavirüs kaynaklı gerçek ölüm sayısı 23 bindir. Türkiye’nin genelinde vaka sayısı ise 980 bindir” dedi.
– Yunanistan’ın Midilli adasındaki Moria sığınmacı kampı çıkan bir yangın sonucunda neredeyse tümüyle yerle bir oldu. Binlerce insan sokakta kaldı. Sonraki zamanda Başkent Berlin’de çeşitli sivil toplum örgütlerinin çağrısıyla toplanan binlerce kişi Moria sığınmacıları için yürüyüşler düzenledi. Almanya ve AB’nin duyarsız tutumu eleştirildi.
– Fransa’nın birçok şehrinde avukatlar, adil yargılanma talebiyle başladığı ölüm orucu eyleminde yaşamını yitiren Avukat Ebru Timtik için saygı duruşunda bulundu ve basın açıklaması düzenledi.
– 300’ün üzerinde sivil toplum örgütü BM’yi Çin’in insan hakları ihlallerini ele almaya çağırdı.
– Sudan’da din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması gibi bazı tartışmalı konulara ilişkin anlaşma imzalandı.
Suudi Arabistan’da mahkeme, 2018 yılında Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda öldürülen gazeteci Cemal Kaşıkçı ile ilgili davada, daha önce idam cezasına çarptırılan beş zanlının cezasını 20 yıl hapis cezasına çevirdi. Cemal Kaşıkçı ile nişanlı olan Hatice Cengiz ise, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan mahkemesinin verdiği kararı “maskaralık” olarak nitelendirdi. “Bugün Suudi Arabistan’da verilen karar adaletle alay ediyor. Uluslararası toplum bu maskaralığı kabul etmeyecek” dedi.
– Trump’ın, I. Dünya Savaşı’nın bitişinin 100. yıldönümü nedeniyle 2018’de ziyaret ettiği Fransa’da Aisne-Marne Amerikan Askeri Mezarlığı’nı ziyaret etmeyip zamanını nasıl geçirdiğine dair yeni bilgiler ortaya çıktı.
Bloomberg’e göre Trump o sıralarda Paris’teki Amerikan büyükelçisinin görkemli konutu Hotel de Pontalba’da kalmayı tercih etti. Buradan aldığı çok sayıda sanat eserini başkanlık uçağı Air Force One’a doldurarak ülkesine götürdü.
– ABD Başkanı Trump, İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki barış anlaşmasına sağladığı katkılar gerekçesiyle Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterildi.











