Cumartesi, Nisan 25, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Günlerden Sızan

En Büyük Pavyon

Naim Kandemir by Naim Kandemir
27/02/2024
in Günlerden Sızan, Manşet Haberler, Yazarlar
A A
1
En Büyük Pavyon
0
SHARES
847
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

22.02.2024

“İnci Taneleri’nin reytingi dizi bitince biter de çürüyen toplumların reytingleri hiç düşmez. Yedi düvele meydan okunan günleri göremedik ama bu gidişle yedi düvele rezil olunacak günleri görmemiz de bizim bahtsızlığımız olacak.”

***

Bizim toplum için iyice furyacı bir toplum oldu, dersem yanlış olmaz. Bu furyacılığın belli başlı mecralarından biri televizyon. Yıllar önce evdeki tüplü televizyonla vedalaşmış olsak da sosyal medya bizi her şeyden haberdar ediyor. Son haftaların hit televizyon dizisi İnci Taneleri’nden böyle haberim oldu. Laptopdan da olsa oturup izledim peş peşe dizinin ilk dört bölümünü.

Şimdi kalkıp dizi eleştirisi, yorumculuğu yapacak değilim. Daha ilk bölümü izlemeye başladığımda izlemiş olduğum Yılmaz Güney’in Baba ve Yavuz Turgul’un Gönül Yarası filmlerini hatırladım. İntihal mi, insaflı düzeyde esinlenme mi, ona da girmeyeceğim.

Baba filmini Samsun’da 1970’lerde sinemada izlemiştim ve çok da etkilenmiştim. O yaşımda sinema sanatı ve tekniğinden haberim olmadığı için duygusal bazda film etkilemişti beni. İki binlerin başlarında senaryo yazmaya merak sardığımda ise Yılmaz Güney’in sahaflardan bazı senaryo kitaplarını bulup okumuştum. O zaman da bu tür filmlerin beni etkilemesinin duygu düzeyinden öte olmadığını ve iyi-kötü bir hikâyesinin olduğunu ve sanırım bu hikâyelerin beni sardığını söyleyebilirim.

***

Pavyon kelimesiyle tanışmam ve dağarcığıma girmesi 1963 yılının Temmuz ayında başlatılan ve geleneksel hale gelen Samsun Fuarı’yla oldu. Fuarda katılımcı firmaların ürünlerini tanıtım amacıyla sergiledikleri yerlere, bölümlere pavyon denirdi ve benim ilk bildiğim pavyon bu idi.

Büyüdükçe, babamın arkadaşlarıyla sohbetlerini idrak ettikçe, başka bir pavyon olduğunu da öğrendim. Nedense babamın arkadaşlarının sohbetlerinde pavyon bahsinde herkes neşe içinde konuşur ve gözlerinden ihtiras fışkırırdı. Bunu da ergenliğimde anlayabildim.

Ortaokul yaşlarımdayken kulak misafiri olduğum bir olayı şimdi rahatlıkla yazabilirim. Yoksa, annem sağ olsaydı ve yeğenlerim ona yetiştirseydi: Anneanne bak dayım ne yazmış! diye; Sil onları, bu kadar yalanı nerden buluyorsun! diye ensemde boza pişirirdi!

Genellikle hafta sonları, benim de okul öncesi eğitimimi aldığım arastadaki arkadaşlarıyla birlikte babam şehrin pavyonlarına giderlerdi felekten bir gece çalmak masumluğuna sığınarak. Babamın iş kolunda bir abi var ki adam film artisti gibi yakışıklı bir esnaf, oynat bir Yeşilçam filminde gişeler patlasın! Pavyon kadını da olsa, kalbi yok mu? Kadın, bizim abinin çekim alanına girmiş. E, tabii kimya kanunları gereği ateşle barut bir arada durursa ne olacağı belli! İş ilerleyince, bizim abinin birkaç yıllık eşi tehlikeye uyanmış. Ümitle gelip annemden yardım istemiş ki babam eşinin abisi sayılır ve onu bu bataktan kurtarsın. Kadın dayanışması gereği mevzu münasip bir ortamda annem tarafından babama açılmış ve sorunun halli kendisinden tatlı dille rica edilmiş.

Bir gün hasta olduğum için okula gidememiştim. Salonun hemen yanındaki küçük odada sobanın yanında uyukluyorum. Annem salonun ortasına ayda bir yaptığı gibi yere örtüyü serip babamın 14’lüsünü sökmüş, şak-şuk temizliyor, siliyor, yağlıyor, tetik düşürüyor… Zil çalındı, babam öğle yemeğine geldi dükkândan. Salona girince güleç bir sesle, Ooo yine silahşor olmuşsun! diye takıldı. Ben tilki uykusundan uyanıp dinlemedeyim sobanın yanında. Annem babamın takılmasına hatırlatmayla cevap veriyor: Dün geceki ricamı unutmadın değil mi? Babam lafı boğuntuya getirmek isterken evin silahşoru(!) net konuştu: Benim sadece buna bakım yapmadığımı biliyorsun değil mi? Düğünlerde az şişe, elma vurmadım, ona göre! O kızcağızın yuvası yıkılmasın, hem de hiç kimsenin yuvası yıkılmasın! Bu son cümlesinin virgülden sonraki bölümünde benim bile anladığım öyle bir vurgu vardı ki babam dünden almış mesajı ve ertesi gün beni dükkândan eve gönderip  belime sokulu vaziyette getirtti 14’lüyü matbaaya. Akşamleyin öğrendik ki satmış silahı. Silah taşımak iyi değilmiş de hangi çağda yaşıyormuşuz da falan diyerek lafı geveleyip durdu babam sofrada. Annem de müstehzi bir yüzle başını sallayarak ona hak veriyordu.

***

Askerlikten sonra, hiç bilmediğim bir sektörde, kız istemeye işsiz gitmeyeyim diye müfettiş olarak işe girdim. Bir yıl sonra da güney bölgesine bölge müdürü oldum 29 yaşımda. Firmada bir düzine bölge ve müdürü var. İçlerinde en genci benim. Diğer müdürler emekli olup, torun sevecekleri yerde gelmişler bizim firmada müdürlük ediyorlar. İşin garibi o yıllarda firmanın tanıtımlarında genç, uzman, dinamik kadro! mottosu kullanılıyor! Özel sektörde işe başlayana dek benim pavyon külliyatım Yeşilçam filmlerinde gördüğüm pavyon sahneleriyle, babam ve arkadaşlarından felekten bir gece çalma operasyonları hakkında duyduklarımdan ibaretti.

Firmanın sahibi öğretmen kökenli ve benim bölgeye geldiğinde, bana bağlı şubelere giderken, her farklı vilâyette gazetecinin önünden geçerken otomobili durdurup, Naim, yerel gazetelerin hepsinden birer tane al bana, diyor. Ben de içimden, Bravo, adam kapitalist ama hâlâ kültürle ilgili, diyorum. Neyse ki bende jeton erken düştü. Meğerse, bizim patron yerel gazetelerin reklam bölümlerinde hangi pavyonda hangi sanatçılar var diye bakıp gece için hedef belirlemesi yapıyormuş. Gittiğimiz ilin şubesini denetledikten sonra erkenden otele gidip uyumak yok. O kentin pavyonları da denetlenmeli deyip böyle böyle benim de iş gereği pavyon kültürüm gelişti.

Bu iş gereği pavyon ziyaretlerinde benim uzatmalı sevgilim migrenimin çok faydasını gördüm. İyi ki migren olmuşum, desem yeridir! Hemen anlatayım. Yılda birkaç kez firmanın genel merkezinde bölge müdürleri toplantısı olurdu ve gündüz o yoğun toplantı sonrası patron, müdürleri bir nevi ödül, moral olsun diye gece hep birlikte tespit ettiği pavyona götürürdü. Sofra Halil İbrahim Sofrası. Bir kuş sütü eksik olurdu. Alkol su gibi akardı. Patronun pavyonda eli açıktı. Yeme, içme, konslar… hepsini neşe içinde öderdi. Tabii bu eğlencelerde ben migrenim yüzünden içemiyorum ve zaman zaman da içimden migrenime küfrediyorum. Ancak, birkaç pavyon eğlencesinden sonra ayıktım. Bizim son durağa yaklaşmış müdürler alkolle kalp ritimlerini yükseltince, içlerinden bazıları masalara çıkıp göbek atıyor, kıvırtanlar, peçetelere konsomatrislere şiirler yazanlar ve birçok garip hallere girenler oluyordu.

Her pavyon eğlencesinden sonra bir-iki bölge müdürü ertesi sabah bölge müdürlüğü binasına girmeden faksla görevden alındığı yazısı o bölge müdürünün sekreterine ulaşmış olurdu.

O yıllarda henüz şirketlere akıl satan danışmanlar pek ortalıkta yoktu ama bizim patron yöntemini kendi bulmuştu!

***

2016 yılında İletişim Yayınları’ndan çıkan bir kitap oldu. Kitap tanıtımlarında rastlayınca kargoyla getirtip okumuştum: Hovarda Âlemi. Kitap önce Boğaziçi Üniversitesi’nde yazarı Osman Özarslan  tarafından yüksek lisans tezi olarak sunulmuş ve bilâhare kitaplaştırılmış.

2019’da Blu Tv’de yayınlanan Pavyon belgeselini de izlemiştim. O belgeselde o dünyanın yıkıcılığına dair eleştiri pek yoktu. Belki de belgesel çekimini mekân sahipleri bu koşulla kabul ettikleri içindir…

***

Ülkedeki bu pavyon kültürü, hatta geleneği yıllardır var ve bugün dahi kent dışına taşıma ve izole etme önlemlerine rağmen eskisi kadar canlı olmasa da sürüyor.

İnci Taneleri dizisi için yapılan tartışmalara, eleştirilere baktığımızda, sanırsınız ki toplum ahlaken çok temiz bir toplum da  bu vb. diziler toplumun içine bir güve gibi girip ahlakını kemirip yozlaştırıyor! Medyaya baktığımızda ne hale getirildiğini görüyoruz. Öyle rezillikleri duyuyoruz ve özellikle sabah televizyon programlarında izleniyor ki ülke pavyona döndürülmüş, en büyük pavyon! Badeleyenler, çocuklara tecavüz edenler, nur çeşmesinden şifa dağıtanlar, bir aileyi sıradan geçiren ulvi kudret sahipleri, her türlü muamele var. Kimsenin gıkı çıkmıyor. İnci Taneleri  gibi diziler aslında toplumun aynası ve üstelik pavyon raconuna sadık kalıyor. Dizide herkes konumunun gereğini yapıyor. Diğerleri gibi kendine ulvi değerler yükleyip milletin çoluk çocuğunun günahına girmiyor.

Toplum öyle bir hale gelmiş ki civatalarını sıkıştırsan da tutmuyor, yalama olmuş ve mizah soytarılığa yenilmiş. Ev, arsa , tarla , otomobil ilânlarında da bir furya başlamış, yardımsever halkımız yufka yürekliliğini göstermiş hemen ve Dilber’e ev almak için evimi-arsamı-tarlamı- otomobilimi satıyorum, ilânları ortalığı sarmış.

İnci Taneleri’nin reytingi dizi bitince biter de çürüyen toplumların reytingleri hiç düşmez. Yedi düvele meydan okunan günleri göremedik ama bu gidişle yedi düvele rezil olunacak günleri görmemiz de bizim bahtsızlığımız olacak.

Tags: dilbergünlükinci taneleriNaim Kandemirpavyonyılmaz erdoğan
Previous Post

Şiirin Belleği İki Yıldır İstanbul’da

Next Post

“Şeyh Said Hadisesi”ne Aile İçinden Bakan İki Önemli Kitap: Şîn ve Babam Şeyh Said

Naim Kandemir

Naim Kandemir

Naim Kandemir: 1961 Samsun doğumlu. A.Ü SBF mezunu. Yayınlanmış kitapları: - Görüşmek Üzere, şiir, Mayıs Yayınları, 1983 - Camın Buğusuna Yazılanlar, şiir, Kanguru Yayınları, 2009. - Bir Dakikalık Hikâyeler, Bencekitap Yayınları, 2011. - Benim Amarcord’um, anlatı, Notabene Yayınları, 2014. - Ömrümüzü Hayat Yaptığımız Yıllar, anlatı, Notabene Yayınları, 2015. - İnziva Diyalogları, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2017 - Hayat Üzerine Diyaloglar, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2018 - Bir Çocuğun Saflığıyla, öykü, Notabene Yayınları, 2018 - Motosikletle İtalya, gezi, Notabene Yayınları, 2019 - Umut Diyalogları, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2020 - Uçurtma Tamircisi, öykü, Notabene Yayınları,(hazırlanıyor) Ayrıca, senaryosunu yazdığı, 12 Eylül dönemini trajikomik bir hikâyeyle anlattığı Acayip adında bir sinema filmi projesi var. Cengiz Türüdü: 1959 Bulancak doğumlu. 1978 yılında A.Ü SBF’ne girdi. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra sıkıntılı bir süreç yaşadıktan sonra 2017 yılından itibaren kitaplarıyla aramıza döndü. Yayınlanmış kitapları: - İnziva Diyalogları, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2017 - Hayat Üzerine Diyaloglar, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2018 - Umut Diyalogları, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2020

Yazarın Diğer Yazıları

AŞKIN HİLÂL-İ AHMER*’İ
Günlerden Sızan

AŞKIN HİLÂL-İ AHMER*’İ

20/04/2026
TOPLUMSAL BİR SORUNUN ÇÖZÜMÜ DE TOPLUMSALDIR
Günlerden Sızan

TOPLUMSAL BİR SORUNUN ÇÖZÜMÜ DE TOPLUMSALDIR

17/04/2026
PAYLAŞILAMAYAN MAHİR ÇAYAN
Günlerden Sızan

PAYLAŞILAMAYAN MAHİR ÇAYAN

09/04/2026
İNSAN YAŞADIĞI KADAR
Günlerden Sızan

İNSAN YAŞADIĞI KADAR

06/04/2026
EN GÜZEL HAYALLER ÇOCUKLUKTA KURULUR
Günlerden Sızan

EN GÜZEL HAYALLER ÇOCUKLUKTA KURULUR

24/03/2026
HAYALLERİ EYERLEMEK
Günlerden Sızan

HAYALLERİ EYERLEMEK

16/03/2026
Next Post
“Şeyh Said Hadisesi”ne Aile İçinden Bakan İki Önemli Kitap: Şîn ve Babam Şeyh Said

"Şeyh Said Hadisesi"ne Aile İçinden Bakan İki Önemli Kitap: Şîn ve Babam Şeyh Said

Comments 1

  1. Veysel Tekin says:
    2 yıl ago

    Memleket bu kadar net, hiciv dolu şekilde başka türlü anlatılamazdı.
    Memleket olmuş zaten Pavyon. Müdürünüzün yöntemini sevdim bu arada. Kaleminize sağlık.

    Yanıtla

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Gülistan Doku dosyasında kritik gelişme: Savcıdan hastane kayıtları ve SIM kart açıklaması

Gülistan Doku dosyasında kritik gelişme: Savcıdan hastane kayıtları ve SIM kart açıklaması

by Sonhaber
25/04/2026
0

Gülistan Doku soruşturmasında dikkat çeken yeni gelişmeler yaşandı. Dosyayı yürüten Ebru Cansu, yürütülen incelemelerde yeni verilere ulaşıldığını açıkladı. Cansu, kayıp...

BİR İSTİBDATIN GÜNBATIMI: DİRENİŞ VE DEBELENME

BİR İSTİBDATIN GÜNBATIMI: DİRENİŞ VE DEBELENME

by Ümit Özdemir
25/04/2026
0

Debelenme manşetini MÜSİAD’ın yayın organı Yeni Şafak attı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in Ekonomik Programı Çöktü manşeti, MÜSİAD’ın durumdan...

Türkiye’de faili meçhul alarmı: 75 ilde 638 dosya yeniden açıldı

Türkiye’de faili meçhul alarmı: 75 ilde 638 dosya yeniden açıldı

by Sonhaber
25/04/2026
0

Adalet Bakanlığı, faili meçhul suç dosyalarının yeniden ele alınması amacıyla yeni bir adım attı. Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan...

Kadın Olmanın Görünmeyen Yükü

Kadın Olmanın Görünmeyen Yükü

by Sarya Özgür
25/04/2026
0

Bazen beden, insanın kendi evi olmaktan çıkar. Kapı gıcırdar, odalar yabancılaşır, içeride görünmeyen bir fırtına dolaşır. Ne tam adı vardır...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik