1890’dan başlayarak, yirmi yıllık bir süreçte dünyanın en ileri endüstrilerini, en iyi üniversitelerini, en zengin bankalarını ve refahın sağladığı en uyumlu toplumu gerçekleştiren Almanya 1910’larda, giderek eskiyen İngiltere’nin her bakımdan üstündeydi ama ona rağmen Birinci Paylaşım Savaşında mağlup oldu. ‘Bin yıllık Reiç’ı kurma çabası, tüm Almanca konuşan halkları tek bir siyasal çatı altında toplama amacını aştı ve halklarının yayılmacı bölge için ucuz köle emeği sağlaması beklenen diğer Slav ülkelerine ilaveten Ukrayna’nın ‘tahıl ambarları’nı kontrol etme arzusuna odaklandı. Keza 2. Paylaşım savaşında da aynı sonuçla karşılaştı. Alman emperyalizminin stratejik beceriksizliği bu büyük milli çöküşün ilk ve baş nedeniydi. Çünkü, Avrupa’nın 3 büyük devletini düşmanlaştırarak ittifak kurmalarının yolunu açtı. Şimdi, birçok Çinlide olduğu gibi, o zamanda da Almanlar hızlı büyümenin hızıyla raydan çıkmışlardı.
Sene 2026 ve Almanya bir kez daha silahlanıyor. Yalnız bu kez silahlanma nedeni aynı değil.1. ve 2. Emperyalist Paylaşım Savaşlarında emperyalist Almanya yaşam alanı (Lebensraum) stratejisi gereği yeni topraklar kazanmak için silahlanmıştı. Şimdi ise, emperyalist Rusya’nın 2022 senesinde Ukrayna’yı işgal etmesi üzerine güvenliği ve doğudaki müttefiklerini güvence altına almak için silahlanıyor. NATO Genel Sekreterinin de vurguladığı gibi, Rusya’nın bir sonraki hedefinin Avrupa olduğu korkusu Alman Politikasında köklü değişiklikler getirdi ve Alman savunma yetenekleri ve silahlanmasında yoğun bir artışın yolunu açtı.
Almanya soğuk savaşın sona ermesinden sonra savunma bütçesini kısarak azalttı, kaynaklarını sanayinin geliştirilmesine aktardı. Ordusunu anavatanını korumak için değil, yurtdışındaki NATO misyonlarına yardım etmek için kullandı. Fakat Rus-Ukrayna savaşından sonra, Avrupa’nın doğu kanadında Rusya’nın yayılmacı politikaları ve ABD’nin Avrupa’dan çekilme niyeti Almanya’nın silahlanmasını hızlandırdı. Almanya ordusunu yeniden inşa ederken, Avrupa’nın geri kalanının da daha güvende hissedeceğini vurguluyor. Almanya’nın bu tutumunu Ukrayna lehine bir hamle olarak görmek gerekiyor. 2026’da savunma bütçesi 20 milyar Euro artarak 83 milyar Euro’ya çıktı. Şimdilerde Almanya hammadde ve enerjide Rusya’ya bağımlılığını azaltmanın çarelerini arıyor. Enerjide dışa bağımlılığı azaltmak için iki büyük gaz limanı inşa edilmesi planlanıyor.
ABD, 2022 senesinden itibaren Avrupa’ya, sorumluluğu alın uyarısı yapıyor. Bu uyarılar 2025 senesi Aralık ayında ilan edilen ABD ULUSAL GÜVENLİK STRATEJİSİ belgesinde, resmi belge haline geldi. Avrupa’ya: Güvenlik şemsiyesinin yavaş yavaş kapanacağı, bölgede birincil sorumluluğu üstlenmeleri uyarısı yapıldı. Tehdit vari uyarılar sonucu NATO üyeleri savunma bütçelerini GSYH’nin % 2’sinden % 5’e çıkardılar.
1947 senesinden itibaren ABD’nin stratejisi Avrupa merkezli olmuştu. 1989 senesinde SSCB’nin çökmesinden sonra, kıtada herhangi bir gücün egemenlik kurma ihtimalinin zayıflaması, yeni politik güç merkezlerinin ve jeoekonomik rekabetlerin ortaya çıkmasıyla, ABD’nin odağı başka bölgelere kaydı. Bu değişim, ABD’nin dünya sahnesindeki ağırlık merkezini yeniden düzenlemesine yol açtı. Başkan Bush döneminde Ortadoğu’ya yoğunlaşılırken artık Asya-Pasifik yani Çin öne çıkıyor.
Rus ve Alman emperyalizminin jeopolitiğinde Ukrayna büyük önem taşır.
Rus jeopolitiğine göre, Ukrayna olmaksızın Avrasyalı bir imparatorluk olma durumu sona erer. Rusya Ukraynasız yayılmacı statü peşinde koşabilir, ama o zaman ağırlıklı olarak Asyalı emperyalist bir devlet olur. Moskova, 52 milyon nüfusu ve büyük kaynakları ve de Karadeniz’e çıkışı ile Ukrayna üzerinde kontrolü yeniden sağlayacak olursa, Avrupa’dan Asya’ya uzanan güçlü bir yayılmacı devlet şansını yeniden kazanır. Rus jeopolitiğine göre, şu anki sınırları ve egemen devlet statüsü ile Ukrayna’nın varlığı, Rusya’nın jeopolitik güvenliğine vurulan, topraklarına müdahale ile eşdeğer korkunç bir darbe ile eşdeğerdir. ünüter Ukrayna’nın daha fazla yaşamasına izin verilemez.
Almanya, Avrupa’nın en önemli devleti, bölgenin ekonomik lokomotifi ve AB’nin yükselen lideridir. Alman emperyalizminin vizyonuna göre birleşik ve bağımsız bir Avrupa hedefi, Avrupa’nın Fransa desteği ile Almanya liderliği altında birleşmesi, kıtadaki ABD öncülüğünün eşzamanlı, fakat aynı zamanda aşamalı olarak azalmasının bir araya getirilmesiyle elde edilebilir. İki Almanya’nın birleşmesinden sonra Birleşik Almanya, Batı Avrupa’daki tartışmasız birinci güç hatta kısmi bir küresel güç oldu. Orta Avrupa’da daha iddialı bir Almanya rolü için kritik açılım, doksanların ortalarında gerçekleşen Almanya-Polonya barışması oldu. Polonya aracılığıyla Alman etkisi kuzeye doğru Ukrayna ve Belarus’a yayıldı. Mevcut konjonktürde, Avrupa haritası üzerinde Alman özel ilgi alanı bir dikdörtgen şeklinde çizilebilir. Batı’da Fransa’yı içerir, doğuda Orta Avrupa’nın SSCB sonrası devletlerini (Baltık cumhuriyetleri dahil ) Ukrayna ve Beyaz Rusya’yı kucaklar. Büyük kaynaklara sahip, tahıl deposu Ukrayna’nın bağımsızlığını kaybetmesi Almanya için dolaysız sonuçlar doğurur. Birçok açıdan bu bölge, tümü de 2. Paylaşım Savaşı sırasında silinen, milliyetçilik dönemi öncesinde Doğu-Orta Avrupa’da, Alman kent ve kır kolonicileri tarafından oluşturulan, Alman kültürel etkisi altındadır. Almanya yeni özgürlüğüne kavuşmuş Doğu Avrupa için, eski, Alman yayılmacılığının Mitteleuropa (Orta Avrupa) kavramını andıran bir şekilde, özel bir sorumluluğu olduğunu iddia etmektedir.
SON YERİNE:
Birleşik Avrupa’nın lideri olmak isteyen Almanya, birkaç nedenden dolayı silahlanmak zorundadır. Birincisi: Şimdiye kadar ABD’nin güvenlik şemsiyesiyle özel çıkar alanlarını ekonomik liderliğiyle koruyan Almanya’nın, ABD’nin bölgeden çekilme kararıyla, onu tamamlayan caydırıcı bir silahlı güce ihtiyaç duyması. İkincisi: Rus emperyalizminin yayılmacılığına karşı kendisini ve özel çıkar alanlarını (özellikle de Ukrayna) koruyabilmek için etkili bir silahlı güce sahip olma gereği.
Tüm dünyada olduğu gibi Almanya’da da aşırı sağ güçlenmektedir. Nitekim son seçimlerde aşırı sağ parti % 20 civarında oy almıştır. Alman ulusunun genlerine işlemiş olan Nazi ruhunun yeniden hortlaması hiç de sürpriz olmayacaktır. Bu taktirde de, Rusların Ukrayna’da Dinyeper nehrini geçmesi halinde sıcak çatışma olasılığı beklenmelidir.












