Hasan H. Yıldırım & Hussein Erkan
Türkiye’de beklenen 31 Mart 2024 yerel seçimleri yapıldı. Erdoğan’ın izlediği politika onaylanmadı ve açık ara farkla kaybetti. Bundan sonra durumu nasıl düzeltecek, hangi planı devreye koyacak önümüzdeki süreçte belli olacak. Kimi çevrelerin dediği gibi Erdoğan, gidici değil, pes etmeyecek. Başvuracağı çok yol ve yöntem var. Her şeyden önce gücü var.
Erdoğan’ın, büyük bir darbe aldığı doğru. Ama bunu içine sindirmeyecektir. Bu mağlubiyetin faturasını mutlaka birilerine kesecektir. Kim zayıfsa önce onu hedefe koyacak ve bir korku imparatorluğu yaratacaktır. Geri kalanları sindirip rehin alacaktır.
Şu an öne çıkan iki planı var. Birincisi ki, en ihtimal olanı savaşı yükseltecek. Kuşkusuz hedef Kürtler olacak. Zaten ilk icraatını ortaya koydu. 31 Mart 2024 seçiminde Van Belediye Başkanlığını Dem Parti adayı Abdullah Zeydan ezici çoğunlukla kazanmasına karşın yerine AKP adayı Abdulahat Arvas kayyum olarak atandı. Fakat başta Kürdistan halkı olmak üzere geniş bir çevrenin karşı koyuşu ile geri adım atmak zorunda kalındı. Bu saldırı ve savaş politikası ile ne kadar başarılı olur şimdiden bir öngörüde bulunmak zor ama yarım asırdır Kürtlere karşı süren savaşın bir tekrarı olacak ve başarısız olacaktır. Erdoğan, bunu göze alır mı, alır. İçinde yer aldığı ittifak güçleri dahil tüm muhalefet onu buna zorlayacaktır. Bir ihtimal bu.
Başka bir hamlesi ne olur öngörülemez, ama ihtimaldir ki CHP ve Ergenekoncuları hedef alabilir. Bu süreçte Kürtler üzerine gitmeyebilir. Çünkü Erdoğan’ın korkusu Kürtlerin mücadelesi değil. Çok zorlanırsa oturur konuşur. Ama esas tehlikeyi karşıtı muhalefetten görüyor. Bunlar da Kemalist ve Ergenekonculardır. Gelişmelere bakılırsa Erdoğan, öncelikle bunları hedef alacak gibi görünüyor. Bu da bir ihtimaldir.
Bir olasılık da, ABD başta olmak üzere Batı sistemi ile bir uzlaşı zemini yaratmaya çalışacaktır. Bunun için Batı sistemin kendisine verilen ev ödevlerini kısmen de olsa yerine getirmesi gerekecektir. Önünü konulan ev ödevleri onun politik görüşleriyle zıt bir kutupta. Bunu yaptı diyelim. O zaman içinde olduğu ittifak ortaklarını nasıl ikna edecek meselesi karşısına çıkar. Onları aşmak zor görülüyor. Bu onun için meşakkatli bir yol.
Şunu görmek gerekir. Erdoğan, Batı sistemi ile her alanda uzlaşmaz. Çünkü Batı sisteminin yapısı ve stratejisi ile Erdoğan’ınki zıttır. Dönemsel olarak karşılıklı taviz verebilirler. Fakat her alanda uzlaşmaları Erdoğan’ın sonunu getirir. Çünkü dayandığı Anadolu toplumun sosyolojisi buna engeldir. Batı sistemi de Türkiye’yi kaybetmek istemediğinden kısmi bir ittifaka razı olur. Gördüğümüz şudur ki, bu süreçte birbirlerini idare etme politikasını sürdürecekler.
Fakat her halükarda Erdoğan, kendi sistemini korumak için bir yol bulacaktır. Yirmi senedir “devlet malı deniz, yemeyen domuz” diyerek Türkiye’yi yedi. Trilyon dolar depoladı. Bir düzen kurdu. Yol arkadaşlarıyla çok kirlendi. “Mazallah” ayağı bir kaymasın başına gelecekler başkalarının başına getirdiklerinden katbekat fazla olacak. Bu nedenle her halükarda kurduğu sistemi korumanın çaresine bakacak. Her yol ve yönteme başvuracak. Çünkü ölüm kalım savaşıyla karşı karşıyadır.
Ülke, millet, halk, hak, hukuk, adalet onun umurundan değil. Umurunda olan tek şey; ailesinin, ortaklarının çıkarlarını, kurduğu sistemi nasıl koruyacağıdır. Tüm hesabı bunun üzerine kuruludur. Bunu başarmak için herkesle işbirliği yapmayı politika edinecektir. Şu an kanlı bıçaklı olduğu 15 Temmuz 2016 darbe mağdurlarıyla bile işbirliği yapma zihniyetine sahip. Daha evvel kanlı, bıçaklı olduğu Ergenekon kesimini nasıl içeri atıp, ağırlaştırılmış müebbet verip bir gecede serbest bıraktıysa aynı şeyi 15 Temmuz 2016 darbe mağdurları içinde yapabilir. 31 Mart 2024 yerel seçimini kazananları bir gecede toplayabilir. Bu yol ihtimal dışı değildir.
Bu hangi koşulda olur denirse Batı sistemi ile bir uzlaşı zeminini bulduğu koşulda olur. Bunun emareleri de var. Bilindiği üzere Erdoğan, Beyaz Saray’a davet edilmiş. ABD ile bazı konularda anlaşabilir. Anlaşması demek kendisine verilen ev ödevlerini kısmen de olsa yerine getirecek demektir. Hatta bunun için Dış İşleri ve Savunma Bakanları ile MİT Başkanın ABD gezisi sırasında bu konu da yazılı bir mektup verildiği iddiası var. Eğer bu doğru ve verilen sözler tutulursa bu demektir ki Erdoğan, içerde kısmi bazı demokratik adımlar atacak. Erdoğan felsefesine ters olsa da bu da bir ihtimaldir.
Ortada Erdoğan’ın baş vuracağı çok ihtimal var. Bunların hangisine baş vuracak meselesi şimdiden öngörülemez. Diktatörlerin karakteri gereği şunu bunu yapar diye bir öngörüde bulunursunuz, ama onlar tam bunların tersini yapar. Bu nedenle Erdoğan, tüm ihtimalleri değerlendirecek, hangisi kurduğu düzeni korumak için daha uygunsa ona başvuracaktır. Bu kansız olur, kanlı olur onun için fark etmez. Ama her halükarda kurduğu düzen korunmaya çalışılacak.
Bunun için elinde çok imkanda var. Her şeyden önce orduyu saymasak ki, orada da önemli bir gücü var, devletin diğer tüm kurumlarına hakimdir. Yanı sıra para, ideolojik olarak politize ve hipnotize edilmiş yandaş bir halk, örgütlü cihatçılar ve tarikatlar var. Bu nedenle Erdoğan, iktidarı muhalefete kaptırmayacaktır. Yerel seçimlerde muhalefetin zaferi bunu aşmaya yetmez. Erdoğan’ın elindeki güce karşı muhalefetin savaşacak bir gücü yok. Olan resim bu. Ama bu olmayacak bir şeyde değil, her şeyin bir ilki var. Ergenekoncu Kemalistler buna baş vurabilir. Bu da bir ihtimal ama en zayıf ihtimal.
Bu öngörülerimizi belirttikten sonra şu konuya da işaret etmek istiyoruz. Kimilerinin iddia ettiği gibi Batı sistemi, Erdoğan karşıtı muhalefeti desteklediği doğru değildir. Ortada böyle bir durum yok. Muhalefet daha da Batı sistemi karşıtıdır. Çünkü Türk egemenlik sistemin en katı damarı onlardır. Milliyetçi ve devletçidirler. Kemal Kılıçdaroğlu döneminde Batı sisteminin CHP’ye kısmi bir desteği vardı. Ergenekoncular CHP’yi ele geçirdiklerinden sonra bu destek geri alındı. Bu da Batı sisteminin Erdoğan ile dönemsel bir yumuşamaya gitme yolunu açtı. Ama batının CHP ile bir yol yürüme zemini yoktur.






