Devrim yolundan ne liderler yürüdü üzerlerinde sıfat yoktu. Ne sıfatlar koştu, içlerinde lider yoktu.
Bir direniş sembolüdür Remzi Basalak!
Seni kıskanıyorum Remzi! Keşke herkes kıskansa. Senin gibi tekme atsa!
O günleri, senden önceki günleri yaşadım, hatırlıyorum. Bir çok örneğini gördüm direnişin. Fatih Öktülmüş ‘ün adını adeta dalga geçer gibi “Ayşe” diye ” itiraf'” eden sözlerini! Sadık Süleyman Öge’ nın, tüm işkencelere rağmen: « Adım Timur Suphani, Afgan Kabil doğumluyum” diyen direncini. Zeki Yumurtacı’ya polisler, gazetedeki öldüğü haberini gösterildiğinde öldürüleceğini bilmesine rağmen hâlâ direniyor oluşuna. Hasan Şensoy’a polisin, “öt ulan, yeter, öt” diye diretmesine gülerek, ” ü ürüüü üüüü…” diye alaysı cevabına. Niyazi Aydın ‘ın… destansı direnişlerine … hepsine tanık oldum. İbrahim Kaypakkaya sır vermedi ölümüne. Ama Remzi Basalak, ah Remzi direnişinle fark yarattın ve efsane devrim liderleri arasında yerini aldın.
Başın dik, göğsün önde çıkık, bakışların keskin olmalı duvar dibindeki duruşunda. Bir de iyi tekme atmalısın “teşhir masası” na.
Benim “teşhir masam” olmadı sevgili Remzi. Olsaydı senin gibi tekme atmak isterdim!
Tarihin en karanlık ’90 lı yıllarda, başrollerini Nejdet Menzir, Mehmet Ağar, Mete Altan’ın… İşkenceci roller paylaştığı, devleti güçlü, kuvvetli; devrimcileri zayıf, acze düşmüş, kıskıvrak “suç aletleri” ile yakalanmış gibi gösteren ” teşhir masası” mizanseni, 1992 yılında Adana Emniyet Müdürlüğü ‘de Remzi Basalak’ ın tekmesi ile son buldu.
O yıllara kadar birçok devrimci geçti duvar diplerine. Kimi başı eğik, boynu bükük, kimi başı dik, göğsü çıkık keskin baktılar kameralara. Ama Remzi Basalak, bu bakışların çok ötesine taşıdı duruşunu.
Bakın Remzi Basalak o gün ne yaptı.
23 Ekim 1992 günü, Remzi, arkadaşlarıyla gözaltına alınır alınmaz, sorguları dahi yapılmadan Adana Emniyet Müdürü Mete Altan, olaya el koyar ve yakalama operasyonunu “büyük başarı” olarak basına tanıtmak ister. Fakat polisleri bir sürpriz bekleyecekti. Remzi Basalak ve arkadaşları henüz sorgulanmamışlardı. Bunun hukuksal anlamı “suçları” henüz ispatlanamamış, yani masum durumdaydılar. Mete Altan, «sorgudan önce yapacağımız çok önemli bir iş var” , der. Adana Emniyet Müdürlüğü’nün üçüncü katındaki ‘teşhir salonu’ nu hazırlatır. Duvarlara Türk bayrağı, Atatürk posterleri asılır. Beyaz örtülü büyük bir masa üzerinde paralar, silahlar; “polis” yazısı oluşturacak şekilde dizilmiş yüzlerce mermi ve “çok sayıda örgütsel doküman” konulur. Remzi Basalak ve arkadaşları masanın arkasında duruyordu. Gazeteciler ve kameramanlar ‘görüntü’, not alıyordu. Tam o esnada, Remzi Basalak, elleri arkadan kelepçeli olduğu halde, bağırmaya, slogan atmaya başlar ve tarihe geçecek o tekmeyi önünde duran “teşhir masası” na atar. Silahlar, mermiler, paralar sağa sola savrulur. O basın karşısında konuşmaya devam eder. Masanın bir düzmece olduğunu, devrimcileri küçük göstermeye çalıştıklarını… söyler…
İşkenceci polisleri neler olduğunu anlamakta gecikirler. İlk şaşkınlıklarının ardından. Önce gazetecileri salondan çıkarırlar. Ama o anları tarihe geçirecek fotoğraflar çoktan çekilmiştir.
Ardından Remzi Basalak’ı tekme, tokat sorgu odasına götürürler. O gece sabaha kadar benzerine az rastlanan biçimde işkence ederler. Sabah olunca, kalorifer peteğine kendini asıp intihar ettiğini söylediler. İşkenceci polisler olaydan hukuken sıyırılırlar. Sıyrıldılar sıyrılmasına ama uzun bir zaman böyle bir masanın önüne devrimcileri dizemediler. Böylece Remzi Basalak, devrimci direnişe yeni bir “gelenek” getirmiş, “teşhir masası” nı emniyetin tozlu deposuna kaldırtmış oldu.
Bu “geleneği” Remzi’den sonra sürdüren hiçbir devrimci olmadı. O, kendi yarattığı “geleneğin” birincisi olmaya devam ediyor.
Oyun kurmak isteyen işkenceci polislerin oyunları ayaklarına dolandı. O günden sonra her “teşhir masası” kurmak istediklerinde Remzi Basalak akıllarına gelir bir korku bir endişe yaşarlar.
Selam olsun Remzi Basalak ve arkadaşlarına!
Memet Sönmez
16 07 2023














