İçimizdeki Oblomovlar!

Memet Sönmez :06.11.2021

Ya da ölü gerçekler.

Yanılgılar her zaman ölü gerçeklerden daha iyidir, rutine yenilmek gibi. Çünkü, rutini sevenler asla maceraya atılmazlar. Maceranın kendilerini öldürdüklerini düşünürler. Elbette maceranın insanı öldürme ihtimali doğrudur. Ama rutin yaşamlar insanı mutlak öldürür! Rutin yaşayan insanlar, ruhen ve bedenen her gün, her saat, her dakika ölür. Tek “güzel” yanı bu tür insanların, öldüklerinin farkına varamadıklarıdır. Bu yüzdendir ki:

Canlı gerçeğe yönelen her yanılgı ölü gerçeklerden daha iyidir.!

Hareket eden ve düşünen insan daima yanılır, düşer, kalkar, er ya da geç doğruyu bulur. Doğru hayatın terazisidir! İp gibi. Eski marangoz ustaları ne demişti hatırlayalım: ustaların ustası iptir! İnsan “doğrusu” nun terazisi de pratiktir. Tıpkı ip gibi.

Birde Rus aydın Oblomov vardır. Yatarken kurdukları düşünce ve düşlerde onun doğruluk payını bilecek pratiklerden yoksundur. Hep düşünür ama yataktan bir türlü kalkmaz. Rutinin ana rahmi sıcaklığı ve güveni, onları yatağa bağlar. Hareket etme zamanı geldiğinde hep bir bahaneleri vardır; bu  bahaneler, bazen yaşadıkları ormanın temiz havası, çoğu kez de yatağın kuluçka sıcaklığıdır.

Oblomovlar aslında tembelliği sevmezler. Tembellikten uzaklaştıkça gene tembelliğe düşerler. Oblomovllar bir zümre, bir sınıf değildirler. Dolayısıyla yok olmazlar. Her dönem, onlar vardır. Rusya’daki bütün devrimlerde yok olmadılar. Oblomov’lar yalnız Derebeyleri, köylüler, aydınlar arasında değil, işçiler, komünistler arasında da vardır. Derneklere, toplantılara, partilere, gruplara bakarsanız Oblomov’un içimizde olduğunu görürsünüz. Onu ehlîleştirmek için daha çok zaman harcamak gerekir ki buna değmez.

Önemli olan Oblomov değil, Oblomovluktur!

Oblomovlar, meydanların darlığından, meydanlarda olanlardan, meydanlardaki eylemi yazanlardan dem vurup eleştirirler. Kalkıp hareket etmezler, etselerdi İvan Gonçarov  Oblomov’u yazmazdı.

Oblomovlar, çok bilirler! Bilmeye çalışanların sürecindeki yanılgıları eleştirirler. Bir kısmı bunlardan beslenirler. Üretirken yanılan, yanılırken tekrar üreten insanları takip ederler. Hataları, sürç-i lisanları ile alay ederler. Gene de bunlar kayda değer eleştirilerdir.

Entelektüel literatürleri vardır. Mesela belden aşağı vurmazlar. Küfür etmezler. Eleştirdikleri kişilerin özel hayatları ile ilgilenmezler.

Oblomovari beğenelim yada eleştirelim gene de onlar birer Rus aydınıydılar ve bin sekiz yüz ellilerde yaşadılar. Lenin ‘in Oblomovların, toplumun tüm kesimlerinde var olduğunu, hatta Bolşeviklerin içinde bile varlıklarını korudukları dan söz eder.

İçimizdeki Oblomovlar!

Hala aramızda kötü sürüm varlıklarını sürdüren oblomovlar var. Aydın olmakla, tutuculuk arasında gidip gelirler. Sosyal medya onların evidir. Agorafobisiler gibi evlerinden çıkmazlar. Rutinsizlere benzerler. Biz onları Facebook, Instegram, Twitterlerda birer kimlik, birer kişilik gibi görürüz. Profillerine, yazdıklarına bakarız. “Adam” sanırız. Hani o “atına binip giden güzel insanların” arkadaşlarıdır, yoldaşlarıdır, diye düşünürüz, yanılırız. Gerçek şu ki yanıldığımızı bile anlayamayız. Beğenilerine beğeni, yorumlarına yorum yaparız. Bu yerli Oblomovların beslenme kaynağıdır. Aslında onlar ölü gerçeklerdir. Biz cevap verdikçe canlanırlar, küstahlaşıp, bilmiş kesilirler. Böylece değer sanırız, değer veririz. Çünkü onların samimiyetini yazdıklarında bulur, kararlılıklarını “keskin” sözcüklerinden anlarız.  Pratik her şeydir, samimiyettir. Eskilerin; altmış sekizlilerin, yetmiş sekizlilerin değer ölçütü teori/pratikti. Şöyle düşünelim mi? Sosyal medyadan “güzel” bir kız, ya da zengin “yakışıklı” bir delikanlı ile tanışıyor ve arkadaş oluyorsunuz. Profil fotoğrafları, kılık kıyafetleri, takıldığı mekanlar sosyal statüsü açısında size ipuçları veriyor. Buraya kadar her şey normal değil mi? Heyecan verici, macera gibi. Ne demiştik, macera yaralar. Oysa bütün bunlar birer yanılsamadır. Bu “arkadaşlar” la tanıştığınızda gerçek kafamızda kırılır, yaralanırız. Bu süreçte biz gerçeği öğrenmiş oluruz. Ya binler, on binler?.. Hala üzerinde elbise olanları insan sanmaya devam ediyorlar.

Peki ne yapalım? Onlarla tartışmayalım. Onlara cevap vermeyelim. Onları meydanlara, toplantılara, etkinliklere… pratiğe çağıralım. Bakın göreceksiniz gelmeyeceklerdir. Sakladıkları yerde büzülüp kalacaklardır. Ama yine de yok olmayacaklardır!

 

Yazar Profili

Memet Sönmez
Memet Sönmez
Bir yitik altın kuşak '78 li, sakıncalı vatandaştır. "Konserve" de yaşadı uzun yıllar. Her türlü okulu "konserve" de bitirdi. Bu nedenle "konservetuar" mezunu, alaylıdır. Görsel sanatçı, geri dönüşüm ve tasarımcıdır. Taşınır, taşınmaz eser restoratörüdür. Atık malzeme toplar, onları ahşapla birleştirir. Bir rivayete göre, onlarla konuştuğu, "deli" olduğu söylenir. Eski olanlarla değil, hikayesi olan eskilerle ilgilenir. Her çöpün çöp olmadığını düşünür. Gözü çöplüklerdedir. Onları tasarlarken hikayelerini de yazar. İlk yazılarına, ilk gençlik yıllarında İstanbul, Bakırköy sokak duvarlarına yazmakla başlar. Üzerinde parka, kafasında kapişon, boynunda atkı, yüzünü gizler; yakalanır, inkar eder, üzerine sıçramış boyalara rağmen. Polis de, herkes de onun yazdığını bilir. Ekspertiz den yakayı ele verir. Çünkü hep aynı imla hatasını yapar.
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x