İki isim, iki vatan!

HomeManşet Haberler

İki isim, iki vatan!

İlyas Zeki Kutlu

Yıl 1985. O yılların oldukça tanınmış bir basın yayın grubunun pazarlama şirketinde, çiçeği burnunda satış müdürü olarak çalışıyorum. Bir gün öğle yemeği molasında beş altı çalışan sohbet ediyoruz. Derken muhasebe işlerimizi yapan bir kadın arkadaşımız ‘Zeki bey, siz çok belirgin bir yengeçsiniz’ dedi gözlerimin içine bakarak. Cahilce! ve merakla baktım arkadaşa. Ne burçlardan haberim var ne de astrolojiden. (Malum birileri bunlar ile uğraşırken biz Devrimcilik yapıyoruz. Devamında cezaevi falan derken çıkmış ve ekmek parası kazanma uğraşı içindeyim.) Bu ne demek diye sorduktan sonra burçlara ve özelliklerine ilişkin arkadaşın anlattıkları doğrusu benim için yepyeni bir olaydı. “Ama ben aralık doğumluyum” diye ısrar ettimse de inandıramadım arkadaşı. Çünkü nüfus kağıdımda beş aralık yazıyordu ay olarak. Kafama takılmıştı bir kez. Temmuz doğumlu olabilir miydim gerçekten?  Derken, bir ara memlekete gittiğimde babama açtım konuyu. Babamın verdiği yanıtla şaşırmış ve biraz da kendime kızmıştım doğrusu. Kendime kızmıştım çünkü o güne kadar adimin neden Ilyas Zeki konulduğunu merak edip de sormamıştım anne veya babama. O gün öğrendim kendime ait bir gerçeği. Oysa sormam için çok net bir neden var dı beni iki kimlikli! yapan. Evde ve köyde herkesin “Mücahit” olarak hitap ettiği ben nüfus kağıdında Ilyas Zeki ön isimlerini taşıyordum çünkü. Sonra anlattı babam. Kendisi köy enstitüsü mezunu bir öğretmen olduğu için İzmir”de yedek subay (veya astsubay, tam anımsayamıyorum simdi) olarak askerlik görevini yapıyormuş ben doğduğumda. Günün koşulları gereği yeni doğan oğlunu görmeye gelememiş simdi anımsamadığım nedenler ile. Ve kendisi gibi onun da esi hamile olan asker arkadaşı ile aralarında ortaklaşacakları bir bağ kurmaya karar vermişler ben dogmadan önce. Doğacak çocukları erkek olursa adları aynı olsun istemiş ve “Mücahit” de karar kılmışlar bir şekilde. Diğer “Mücahit” benden önce doğmuş ve adı konulmuş. Sonra ben ve babam mektubunda adı “Mücahit” olacak diye yazmış anneme. Ama annemin o günlerde okuması yok. Mektubu kim okumuşsa artık babamın istemiyle konulmuş adım. “Mücahit” Yani artık adı olan ama nüfusa kayıtsız bir bebe var aileye katılan. Aylar geçiyor ve derken yılın son ayı aralık yaklaşıyor. Ben halen yasal olarak var değilim yani. Babam yeni yıla geçmeden nüfusa kaydedilmem kaygısını taşıyor ama nedense kendisi de bir türlü izin alıp gelemiyor memleketine. Yapabileceği tek şey amca oğullarından ailesine en yakın olanına bir mektup yazıp beni nüfusa kaydettirmesini istiyor kendisinden. Sağ olsun İbrahim amca, (adını da saygıyla anmış olayım burada) aralık ayının beşinde gidiyor Nüfus memurluğuna. Durumu anlatıyor ve benim nüfusa kaydımın yapılmasını istiyor. İstiyor ama nüfus memuru “adi nedir çocuğun?” sorusunda çuvallıyor İbrahim amca. Çünkü bir türlü aklına gelmiyor o an babamın koyduğu isim. (İyi ki de gelmemiş! demişimdir hep, bu hikayeyi öğreneli beri. Çünkü nedense hep çok itici olmuştur benim için “Mücahit” ismi) Yanıt alamayan memur biraz da kızgın üsteliyor sorusunu. İbrahim amca çıkmazda. Bir isim söylemesi gerek, memur bekliyor. Derken dilinden “İlyas” dökülüyor kekeleyerek. Memur Ibrahim amcanın teredütünden ötürü emin olmak için bir kez daha soruyor belli. İbrahim amcamın aklına ilk gelen dedemin ismi oluyor İlyas, yani babamın babasının adı. Ama yine de bir açmazda. Babamın yazdığı ismin “Mücahit” olduğunu unutmuş tamamen ama nedense bir de “Zeki” ismi dökülüyor dudaklarından. Memur sabırsız ve isim kararsızlığını adımı “İlyas Zeki” olarak deftere işleyip “seninle uğraşacak vaktim yok” dercesine getiriyor görevini yerine. Ve o günün tarihi 5 aralık. Yani memur o gün doğmuşum gibi kayıtlara geçiriyor beni. Oysa yukarıda yazdığım konuya ilişkin babamla yüzleşmemde babamın yaptığı hesaplar sonucu doğum günüm 13 Temmuz (saati belirsiz). Yılının bence önemi yok çünkü hep biraz çocuğum! ben. Buraya kadar bir hikaye okudunuz benimle ilgili. Ne kadar ilginç olduğu o kadar da önemli değil benim için. Çünkü asıl önemli olan yani şu. İki isimle iki kişiliği yaşamak zorunda kalmak. Hem de tam kişiliğinizin biçimlendiği yıllar. Evde ve yakın aile çevresinde “Mücahit” okulda ve okul arkadaşlarınız arasında “İlyas Zeki” Yani ben hem Mücahit hem de İlyas Zeki olmak zorunda ve her iki isme yüklenen kimlikleri bir şekilde bütünleştirmeliydim ruhumda. Bir yanda anlamını öğrendikten sonra iyice itici bulduğum bir isim, bir yanda da sonradan öğrendiğim ve o yaşlarda kabullenmekte zorlandığım başka bir isim.

Doğrusu iki isimli olmanın (ki; birisine “göbek ismi” denilir halk ağzında, diğerine de “asıl ismi”) kişiliğimizde ne tür etkileri olabileceği veya olduğu konusunda ne bir araştırma yaptım ne de bu konuda bir alt bilgiye sahibim. Ama okuduğunuz bu satırları yazarken bir yandan da kendi adıma kendi kişiliğimde “Mücahit” ve “İlyas Zeki” isimlerinin ne tür etki ve yansımaları olduğunu düşündüm derinlemesine. Ve bir çok şey buldum doğrusu. Hem de o denli incelikle üzerine düşünmem gereken şeyler ki! Bunları buraya detayları ile yazmayacağım elbette. Sadece iki cümle kurayım art arda.

Mücahit eşittir toprak, köy ve unutamadığım çocukluğumun anıları, yani vatan.

İlyas Zeki ise “benim vatanım dünya” diyebilen bir bilinçle kendimi tanımladığım ismim.

Varsa göbek adınız, düşünüp sorgulamanız, önerimdir size de!

 

kutluzeki@hotmail.com

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments