Naim Kandemir
“Yazar, hatalarımızı düzeltelim, sürekli yenilerek ibretlik olmayalım diye de yazar.”
***
Zaman ve mekân açısından zengin bir çocukluk yaşadığım doğrudur. Kendi çocukluk dönemimde de toplumun bazı kesimlerinde yaşanan elit bir çocukluk vardı elbette.
İnsanın aklı ermeye başlayınca ve gözlem gücü de elinden tutunca, babanın verdiği harçlıklardan biriktirerek kitaplara meyledip onları okudukça, kitapların içindeki dünyanın ve hayatın zenginliğine erişmek için çok varlıklı olmamalarının engel olmadığını görebiliyor insan küçücükken bile.
Böylece, çocuklukta ucuz yoldan hayatın ve dünyanın zenginliğini keşfetme virüsü girdi beynime!
Liseden sonra imkânsızlıktan okuyamamış bir babanın oğlu olmakla da rutin harçlıklarıma bu kitap sevdası bolca ekstralar sağladı. Babam ne yapsın, mahalle bitirim yuvası ve gogocu…
Liseye başladığımda fark ettiğinde Adalet Partili babam bir goministin gözleri önünde yetişmesini finanse ettiğini iş işten geçmişti; çok sevdiği oğlu devrimin atına binmişti çoktan!
Okumak yazmanın başlangıcıdır. Okunan kitaplar okuyanı yazmaya dürtenlerdir öncelikle. Yazanlar sorsa kendine insan niye yazar diye, birçok yanıt verilir bu soruya. Evet, biz de soralım şimdi: İnsan niye yazar?
***
Beyin, müthiş bir organımız, hafıza ise müthiş bir güç. Yaşadıklarımızın tümünü hafızamızda saklamak mümkün değil. Zaman içinde ve hafızamızın gücüne ve kapasitesine bağlı olarak, yaşadıklarımızın çoğu elenip, geriye kalanlar hatıralarımız olur. Bu hatıralarımızın bir kısmı neşeli, bir kısmı hüzünlüdür…
İnsan nereye kadar ve ne kadar yaşadıklarını hatırlar? Belki de bunun için yazar insan.
Yaşadığımız iyi-kötü ânlarımız, olaylar kişiliğimizin oluşumuna da etki edip, yaşandıktan sonra hatıralar bölümünde ayrılan yere geçip oturuyorsa, insan bu yaşadıklarının, düşündüklerinin bazılarını da yazarak insanlarla paylaşmak ister. Biraz da bunun için yazar.
Yazar, yaşadığı güzel bir ânı hayatın kendisine bir armağanı olarak görüp, bu güzelliği ve bundan duyduğu sevinci paylaşmak için de yazar.
Başkasının yaşadığı haksızlık karşısında yaşanan mağduriyeti hissedip, bu tür bir haksızlığı başkaları da yaşamasın diye empati zincirini büyütmek için yazar.
Yazmak, düşüncelerin bir form içinde sunulmasıdır. Yaratıcılığı ve yaşam enerjisini kaybetmemek, yaşamın zembereğini hep kurulu tutmak için yazmak önemli bir yol olduğu için yazar.
Dünyadan, hayattan aldığını işleyip, tekrar dünyaya, hayata sunmak için yazar.
Çocukların kahkahası kulaklarda çınlasın, göz yaşları kurusun diye yazar.
Yazarken yanlış yazdığın bir kelimeyi silebilirsin ama yaşamda yaptığın bir hatayı silemezsin, çok çok kırdığından özür dilersin ve aynı hatayı tekrar yapmamaya çalışırsın. İşte, belki de bu yazara daha kolay geldiği için yazar.
Gözlem nasıl ki yazmanın sağdıcı ise, yazmak da düşüncelerimizin tetikleyicisidir. Yazılanlarla okur geleceği görebilirse, bu yazar için muhteşem bir duygudur.
Yazar, yazdıklarıyla yaşadıklarının ve içinde yaşadığı toplumun ve dünyanın bir nevi muhasebecisidir. Her yazarın muhasebe bilgisi ve tekniği elbette farklıdır.
Yazar, yazdıklarıyla belki de kendine bir ayna yapıyordur.
Yazar, hatalarımızı düzeltelim, sürekli yenilerek ibretlik olmayalım diye de yazar.
Motorları maviliklere süreceklere yakıt olsun diye de yazar.
Çok değil, 40 yıl sonra adımızı, yüzümüzü hatırlayan pek olmayacak dünyada, bunu bilip belki de yazdıklarıyla hatırlanmak için yazar.
22 Kasım 2023
Çanakkale











