İstanbul’da beklenen susuzluğun ardında şebekelerdeki su kaçakları ve inşaat var

HomeEkoloji

İstanbul’da beklenen susuzluğun ardında şebekelerdeki su kaçakları ve inşaat var

16 milyonluk İstanbul’u ciddi bir susuzluk sorunu bekliyor. Uzmanlara göre İstanbul’un 2-3 aylık suyu kaldı. Sorunun temel kaynağı olarak yağışların yetersizliği değil; son yıllarda İstanbul’un önemli su havzalarının inşaata açılması, ormanların yok edilmesi gösteriliyor. Şebekede kaybolan su için de bir adım atılmayınca susuzluk kaçınılmaz olacak.

Susuzluğun ilacı olarak görülen Melen Barajı’nda ise inşaat aşaması çok yavaş ilerliyor. Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şube Sekreteri Medet Güney, bir an önce harekete geçilmesi çağrısı yapıyor:

“Su havzalarını yok edecek Kanal İstanbul’dan vazgeçilmeli, su şebekesinde kayıp-kaçağın önlenmesi için çalışma yapılmalı.”

10 YILDIR KURAKLIK UYARISI VAR AMA ADIM YOK

İstanbul’da ‘susuzluk sorunu’ son günlerde gündemi yeniden meşgul ediyor. Aralık sonu itibariyle İstanbul barajlarının doluluk oranı yüzde 21.27 seviyesinde. Bu, yağmur yağmaması durumunda mevcut suyun günlük su ihtiyacı yaklaşık 3 milyon metreküp olan İstanbul’a 2-3 ay yeteceği anlamına geliyor. İstanbul’un su sorununa ilişkin Evrensel’den Meltem Akyol’un sorularını yanıtlayan TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şube Sekreteri Medet Güney son 8-10 yıldır kuraklık uyarısı yapıldığını hatırlatarak başlıyor sözlerine. Güney, alternatif birçok plan ortaya koyması gereken su yönetimlerinin ise tek planının barajların yağışlarla dolmasını beklemek olduğuna dikkat çekiyor.

SU HAVZALARI İNŞAATA AÇILDI, ORMANLAR YOK EDİLDİ

Kuraklık uyarılarına karşı herhangi bir adım atılmadığı gibi İstanbul’un su havzalarının da yapılaşmaya açıldığını belirten Güney, “İstanbul yıllık 3-5 milyar metreküp yağış alıyor ve İstanbul’un su ihtiyacının yüzde 99’u yağışlardan kaynaklı yüzey sularının toplanması ile sağlanıyor. Yani su toplama havzaları ne kadar büyük olursa o kadar fazla yağış toplanır. Oysa son yıllarda bu havzaların yapılaşmaya açılması, kentin kuzeyinde bulunan ormanların yok edilmesi, yağışların akış ile barajları doldurması umutlarını azaltıyor” diyor.

013-2014 yıllarında da benzer bir su sorunu yaşandığına vurgu yapan Güney,

“O dönemin yöneticileri üçüncü ve dördüncü sınıf kirliliğe sahip Sakarya Nehri’nden su getirmişlerdi. İSKİ’nin bu düzeyde bir kirliliği arıtacak sistemi olmadığı için milyonlarca insanın sağlığı hiçe sayılmıştı. Bir kez daha aynı yöntem akıllara geliyorsa bundan vazgeçilmelidir” uyarısında bulunuyor.

HER 100 LİTREDEN 22’Sİ KAYBOLUYOR

Sorunun önemli kaynaklarından bir tanesi kentin su şebekesindeki kayıp-kaçak oranı. Güney, bu oranın yüzde 22.3 olduğunu söylüyor, ki bu kabul edilebilir en yüksek oran olan yüzde 10’un iki katından fazlası demek. Yani arıtma tesisinden çıkan her 100 litre suyun 22 litresi bize ulaşamadan şebekede kayboluyor. Bu miktar olarak Kağıthane İçme Suyu Arıtma tesisinde arıtılan suyun tamamının şebekede kaybolması demek. Medet Güney kayıp-kaçak oranının 2014-2019 tarihleri arasında aynı seviyede olduğunu hatırlatarak ekliyor: “Bu oranlar bize hiçbir iyileştirme ve tedbir alınmadığını gösteriyor. Yüzde 22.3’lük oran çok yüksek ve bu öncelikle çözülmesi gereken bir sorun.”

Güney kayıp-kaçak maliyetini de çıkarıyor:

“İSKİ verilerine göre 2019’da İstanbul’da şebekeye verilen 1 milyar 62 milyon metreküp suyun yaklaşık 237 milyon metreküpü kayıp. Suyun metreküp fiyatının 5 lira olduğunu düşünürsek bu kaybın senelik maliyeti 1 milyar 184 milyon TL demek.”

MELEN ÇARE OLUR MU?

Tedbirse Melen Barajında aranıyor. Uzun zamandır İstanbul’un su sigortası olarak görülen Melen’de inşaat 2012’de başladı. 2016’da bitmesi bekleniyordu ancak olmadı. Üstelik Melen Barajı’nın nehir ıslahı, tatbikat projesi ve kamulaştırma planları ihalesi daha geçtiğimiz günlerde sonuçlandı. Şu anda İstanbul’a yaklaşık 1 milyon metreküp su sağlayan ve 2071’e kadar İstanbul’un su sorununun çözümü olarak görülen Melen, kısa sürede tamamlanacak gibi değil. Çevre Mühendisi Güney ise tek sorunun projenin tamamlanması olmadığına dikkat çekiyor: “Bölgenin kanalizasyon suları hâlâ Melen’e akıyor. Üstelik Melen Havzası’na her gün yüzlerce ton katı atığın depolandığını düşünürsek İstanbul halkının sağlıklı suya erişiminin ne kadar güç olduğunu da görmüş oluruz. Bütün bu sorunları çözdük diyelim bu kez de karşımıza dev bir maliyet çıkıyor. Yaklaşık 200 kilometre uzaktan getirilecek Melen suyu emekçiler için daha yüksek su maliyeti demek.”

KAÇAK ÖNLENMELİ, SU HAVZALARINDAKİ YAPILAŞMA DURMALIDIR

Su politikalarındaki rantçı yaklaşımlar ile su yönetimlerinin yanlış planlamalarının İstanbul’u susuzluk tehlikesi ile baş başa bıraktığına dikkat çeken Güney, çözüm önerilerini madde madde sıralıyor:

  • Şebekelerde ki yüzde 22.3’lük kaçak fiziki kayıplardan kaynaklanıyor. Öncelikle şebekede fiziki kayıpları önleyecek yatırımlar yapılmalıdır.
  • Kentin su ihtiyacını karşılayan Sazlıdere Barajını komple, Terkos Barajının ise bir kısmı yok edecek Kanal İstanbul projesinden vazgeçilmelidir. Çünkü Kanal İstanbul su toplama havzalarının da yok olması demektir.
  • Yine su havzalarındaki yapılaşma derhal önlenmelidir.
  • Kirli su kaynaklarından İstanbul su ihtiyacını karşılama projeleri kesinlikle iptal edilmelidir.
  • İstanbul havzaları talan edilerek komşu illerin su kaynaklarına muhtaç hale gelmiştir. Kentin Su yönetimi; kısa ve uzun vadeli planlamalar yaparak yaşam hakkı olan su kaynaklarını ve su toplama havzalarının planlamasını yapmalıdır.
  • Suyun uzak havzalardan temin edilerek maliyetinin yüksek olmasının sorumlusu kentin emekçileri değildir. Suyun bedelsiz sağlanması koşullarının oluşturulması gerekirken, yüksek maliyetli suyun temini kabul edilebilir bir yaklaşım değildir.  (Evrensel)

 

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments