Türkiye’nin en köklü insani yardım kuruluşlarından biri olan Türk Kızılay, 2024 yılına ait faaliyet raporunu yayımladı. Raporda, kurumun ticari faaliyetlerine dair detaylar dikkat çekerken, toplam ciro 9 milyar 741 milyon 449 bin TL olarak açıklandı. Bu rakam, Kızılay’ın son yıllardaki ticari büyümesinin en somut göstergesi oldu. Ancak raporda kan hizmetleri ve gayrimenkul gelirleri gibi bazı kalemlerin rakamsal detaylarına yer verilmemesi, şeffaflık tartışmalarını yeniden gündeme getirdi.
Ciro 8 kat arttı
Halk TV’den Cengiz Karagöz’ün haberine göre, Kızılay, 2021 yılında 1 milyar 146 milyon TL olan cirosunu 2024 itibarıyla neredeyse sekiz kat artırarak 9,7 milyar TL’ye çıkardı. Bu artışta kurumun barınma, içecek, lojistik ve yatırım şirketleri gibi 14 iştirak şirketi önemli rol oynadı. Kurumun bu şirketler aracılığıyla özellikle deprem bölgelerinde ticari faaliyetlerde bulunması, kamuoyunda sık sık “insani yardım kuruluşu mu, holding mi?” sorularına yol açıyor.
Kızılay, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Ahbap Derneği’ne çadır satması nedeniyle yoğun kamuoyu tepkisiyle karşılaşmıştı. Tartışmaların ardından kurumun iştiraki olan Kızılay Barınma Sistemleri A.Ş., 2024’te Malatya’daki konut inşaatı ihalelerine de katıldı.
Kurumdan çarpıcı medya verisi: %99,17 olumlu haber
Faaliyet raporunda sadece finansal veriler değil, medya analizleri de yer aldı. Rapora göre 2024 yılı boyunca Kızılay hakkında çıkan haberlerin %99,17’si olumlu içerikte oldu. Bu oran, halk nezdinde sık sık tartışmalara konu olan kurumun medya algısı ile kamuoyu tepkileri arasındaki çelişkiye işaret etti.
Raporun en çok tartışılan bölümlerinden biri, Kızılay’ın kan merkezi gelirleri, taşınmaz ve bağış gelirleri gibi önemli bazı kalemlerde tutarları açıklamaması oldu. Eleştirmenler, kamusal bir misyonla faaliyet yürüten bir kurumun gelir ve harcamalarını tam şeffaflıkla açıklaması gerektiğini savunuyor.
Sivil toplum kuruluşları ve muhalefet partileri daha önce Kızılay’ın ticarileşmesi, afet zamanlarında yetersizliği ve kamu kaynaklarını kullanırken şeffaf olmaması gibi gerekçelerle sert eleştiriler yöneltmişti. 2024 raporuyla birlikte bu eleştirilerin yeniden yükseleceği ve özellikle TBMM’de gündeme taşınabileceği öngörülüyor.








