Pazartesi, Nisan 20, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Manşet Haberler

Sermayenin ve “kutsal devletin” bekası, toplumun ve canlının bekasına karşı…

Fikret Başkaya by Fikret Başkaya
23/07/2025
in Manşet Haberler, Yazarlar
A A
0
Sermayenin ve “kutsal devletin” bekası, toplumun ve canlının bekasına karşı…
0
SHARES
539
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

“Gerçeği söylemek devrimci bir eylemdir”

Alain Mabanckou

Bir toplumsal formasyonun başarısı düne göre bugün neye sahip olduğuyla değil, fakat karşı karşıya olduğu sorunları çözebilme yeteneğiyle ölçülür”

 Paradigmanın İflası s. 25.

Neden bu kadar kolay yönetebiliyorlar, manipüle edebiliyorlar, aldatabiliyorlar? Cumhuriyetin ilanına giden süreç de dahil, geride kalan dönemde emekçi kitleler siyasi sürece etkili müdahale edemedi… Rejim ‘kazanılmış haklar’ temelinde değil, “verilmiş haklar” temeli üzerinde yol aldı… Bütün bu zaman zaman zarfında ‘kutsal devlet’ emekçi halk kitleleri tarafından gelen hiçbir demokratik talebe olumlu cevap vermedi… Herhalde ‘eğer o yol açılırsa, kimin geçeceği belli olmaz’ diye düşünüyorlardı…

Kaldı ki, geride kalan yüz yılın yarısında (1923-1950) ve (2002-2025) tek parti iktidarı söz  konusuydu. Öteki yarısında da on yıllık aralıklarla darbeler rotayı belirledi, siyaseti dizayn etti… Bağnaz resmî tarih ve resmî ideoloji rejimin niteliğinin tartışılmasını, anlaşılmasını engelledi… Osmanlı’nın tebası, padişahın kulu, bir cumhuriyetin yurttaşı olamadı… Yöneten-yönetilen ilişkisinin mahiyetinde kayda değer bir değişiklik olmadı… Sahnelenen sahte ‘demokrasi oyununun’ da bir gerçekliği yoktu… Seçimler kitleleri aldatmanın, oyalamanın aracıydı… Siyasi partiler devlet partisiydi… Hiçbir zaman ‘seçilenler’ ‘seçenleri’ temsil etmedi… Emekçi sınıfın parti kurmasına ya izin verilmedi ya da bir şekilde önü kesildi… Siyaset profesyonel politikacıların işi olmaya devam ettikçe başka türlü olabilir miydi?.. Esasen bizde siyaset, bütçeyi hazineyi ve müşterekleri (herkesin olan, olması gereken doğal yaşam kaynakları ve alanları) yağmalanın, talan etmenin aracıdır… Lâkin, 23 yıllık iktidarında, İhvancı AKP bütün rekorları kırdı… Eğer bu yağma ve talan vakitlice durdurulamazsa, geriye kurtarılacak pek bir şey kalmayabilir…

İnsanlar ‘ilerleme’, ‘kalkınma’, ‘büyüme’, muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkma retoriğiyle aldatıldı, oyalandı… Oysa, kapitalizm dahilinde ekonomik büyüme eşittir kalkınma diye bir kesinlik yoktur… Aslında söz konusu olan sermayenin büyümesidir… Yüksek oranlı büyüme dahi çoğunluğun yaşam koşullarının “iyileşmesi” anlamına gelmez… Kapitalizm dahilinde ekonomik büyüme, ücretli emek sömürüsü, karşılığı ödenmeyen (bedava) kadın emeği sömürüsü, doğa yağma ve talanıyla yol alıyor… Ne demek istediğimi görmek için AKP iktidarı döneminde yapılanları hatırlamak yeter…

“Azgelişmişliğin Sürekliliği”, “Paradigmanın İflası” kitaplarımda, daha sonra yazdığım kitaplarda, makalelerde, bu yolun neden bir çıkmaz yol olduğunu, neden paradigmayı değiştirmek gerektiğini anlatmaya çalıştım… Neden kapitalizm dahilinde bir gelecek olmadığına odaklandım.  Kapitalizm fıtraten insana, canlıya, topluma ve doğaya zarar vermeden yol alamayan netameli bir sistemdir… Dolayısıyla, kapitalizm dahilinde bir gelecek olmadığının bilinmesi ve gereğinin yapılması gerekiyor…“Muasır Medeniyet” denilen de kapitalizmdir, kolonyalizmdir (sömürgecilik), emperyalizmdir. Kapitalist dünya sistemi dahilinde “azgelişmiş” denilen bir ülkenin emperyalist ülkeler gibi olması, onları yakalaması asla mümkün değildir… Zira hiyerarşik, pramidal bir yapılanma olan Kapitalist dünya sisteminde aşağıdakilerle yukardakiler arasındaki ilişki sömürü, bağımlılık, hakimiyet, tabiyet  ilişkisidir… Sürekli olarak,  aşağıdakilerden yukardakilere, yoksul ülkelerden zengin ülkelere kaynak transferi söz konusudur… Başka türlü söylersek,  Birilerinin zenginliği, “refahı”, başkalarının yoksullaşması, sefalet ortamına sürüklemesiyle mümkündür… Aynı her bir kapitalist ülke dahilinde de olduğu gibi… Kapitalizm dahilinde birilerini yoksullaştırmadan başkalarını zenginleştirmek mümkün değildir… Birileri öyle olduğu için diğerleri böyledir… Aynı Bertholt Brecht tahterevalli  şiirindeki gibi…

 

“Ve şimdi görüyorsun açıkça;

Bu bir tahterevalli tahtası

Bütün düzen bir tahterevalli aslında

İki ucu birbirine bağımlı

Yukardakiler durabiliyor orada,

Sırf ötekiler durduğunda aşağıda…”

 

Velhasıl birilerinin, bir sınıfın zenginliği, başkalarının (üretim ve yaşam araçlarından yoksun edilmiş geniş halk kitlelerinin) yoksullaşması, doğanın aşındırılmasıyla mümkün oluyor

O halde bir ‘huruç hareketine’ ihtiyaç var. Başka türlü söylersek kapitalizmden kopuş (déconnection) olmadan bir gelecek yok… Ve bu da insan iradesine aşan bir şey değil… Eğer soruyu sorabilecek yüksekliğe çıkarsanız, cevaba yaklaşmanız da potansiyel bir olasılık haline gelir…

Kapitalizmin her ileri aşaması, sadece daha çok şeyleşme, nesneleşme, paralılaşma değildir…  Aynı zamanda etik yozlaşma, ahlâkî çürüme de demektir. Etik değerlere, ahlâkî değerlere yabancılaşmadır… Etik sınır demektir, potansiyel olarak yapılabilir olandan sakınmaktır… Oysa kapitalizm, aşrılıkla, ölçüsüzlükle malüldür… Sınırsız büyüme, genişleme, yayılma eğilimine ve dinamiğine sahiptir…

Şimdilerde kapitalist dünya sistemi yeni değer, fazla değer, artı-değer yaratmakta zorlanıyor. Doğa yağma ve talanını derinleştirerek yol alabiliyor. Açlıkla, yoksullukla, sefaletle bir şekilde başa çıkılabilir ama doğa tahribatı belirli sınırı geçtiğinde, doğanın dengeleri bozulduğunda, canlı yaşam tehlikeye girdiğinde artık geri dönüşü olmayan eşik de aşılmış demektir…

Siyasetin gündemi toplumun temel sorunlarına külliyen yabancılaştı… Ekolojik sorunu ıskalayan bir anlayış intihara hoş geldin-safa geldin demek anlamına geliyor… AKP iktidarı vakitlice defedilemezse geri dönüşü olmayan eşiğe daha çok yaklaşmak kaçınılmaz olacak… Velhasıl eski anlayışla, bildik yöntem ve araçlarla, verili siyaset tarzıyla bu çöküş tablosundan çıkmak mümkün değil… Boşuna ne ile cebelleştiğini bilmek önemlidir denmemiştir…

Geçtiğimiz günlerde, bütün haklı itirazlara rağmen, tam bir felaket, demek olan zeytinlik, ormanlık ve tarım alanlarını madencilik faaliyetine açan, “süper talan yasasının” kabulü, neyin amaçlandığının kanıtı…

Tatlı sular kesildiğinde, nehirler, göller kuruduğunda, ormanlar yok olduğunda, arılar, kırlangıçlar, leylekler öldüğünde, “kuraklık yerli bir kral gibi toprağımızdan geçtiğinde…” hala “kalkınma”, “büyüme”, “ilerleme”, “muasır medeniyeti yakalayıp üstüne çıkma, nurlu ufuklar… şarkısını söylemeye devam edilebilecek mi?

Artık vakitlice siyaset yapma tarzını değiştirmek gerekiyor… Zira, siyasetin gündemi toplum sorunlarına teğet geçiyor… Sadece sürücüyü değil, aracı da değiştirmek gerekiyor… Eğer geç kalınırsa, geriye kurtarılacak pek bir şey kalmayabilir…

 

 

 

                                                                                                         

 

Tags: Fikret Başkaya
Previous Post

61 orman yangınına ilişkin 23 gözaltı: 4 kişi tutuklandı

Next Post

Gazeteci Yıldırım’a yeni soruşturma: İfade özgürlüğü yine yargı önünde

Fikret Başkaya

Fikret Başkaya

Lise eğitimini İzmir Atatürk Lisesi'nde yaptı. Daha sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi iktisat ve maliye bölümlerini bitirdi. Paris ve Poitiers üniversitelerinde doktora öğrenimini tamamladı. Yurt dışında bulunduğu süre boyunca; azgelişmişlik, emperyalizm ve kapitalizmden sosyalizme geçiş sorunları üzerine birçok araştırma yaptı. Bir süre Sosyal Hizmetler Akademisi'nde iktisat dersleri verdi.Abant Izzet Baysal Üniversitesi iktisat bölümü öğretim üyesi iken Paradigmanın İflası adlı kitabından ötürü Terörle Mücadele Yasası'na muhalefetten 20 ay hapis cezasına çarptırıldı. Haymana Kapalı Cezaevi'nde cezasını çekti. 2004'te, 1994 yılında Gündem gazetesinde yayımlanan ve hiçbir adli işleme konu olmayan makalelerine "Akıntıya Karşı Yazılar" adlı kitabında yer veren Doç. Dr. Fikret Başkaya'nın, "devletin manevi şahsiyetine hakaret ettiği" gerekçesiyle 3 yıl hapsi istendi.Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada Başkaya'nın 'eleştiri sınırları içinde kaldığı'na hükmedilerek hakkında beraat kararı verildi (2005). 2006 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı, Başkaya'nın 'Paradigmanın İflası' adlı kitabına sesli kitap projesinde yer verdi.Fikret Başkaya 2007 yılı itibarıyla Özgür Üniversite'nin başkanlığı görevini sürdürmekte ve bu kuruluşta gönüllü olarak ders vermektedir.

Yazarın Diğer Yazıları

Duyduk, duymadık demeyin: Komünizmden başka bir gelecek yok…
Manşet Haberler

Duyduk, duymadık demeyin: Komünizmden başka bir gelecek yok…

17/04/2026
“İç Cepheden” Sevgilerle…
Manşet Haberler

“İç Cepheden” Sevgilerle…

01/04/2026
Kapitalizme karşı olmayan, barışı ağzına almasın!
Manşet Haberler

Kapitalizme karşı olmayan, barışı ağzına almasın!

18/03/2026
Laikliğe dair söylem ve gerçek!
Manşet Haberler

Laikliğe dair söylem ve gerçek!

03/03/2026
“Alaturka Faşizm” veya Şeylerin Gerçeğiyle Yüzleşebilmek…
Manşet Haberler

“Alaturka Faşizm” veya Şeylerin Gerçeğiyle Yüzleşebilmek…

19/02/2026
Kriz değil çöküş…
Manşet Haberler

Kriz değil çöküş…

04/02/2026
Next Post
Gazeteci Yıldırım’a yeni soruşturma: İfade özgürlüğü yine yargı önünde

Gazeteci Yıldırım’a yeni soruşturma: İfade özgürlüğü yine yargı önünde

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Mansur Yavaş hakkında yeni soruşturma iddiası: “İstasyon Caddesi Projesi” gündemde

Mansur Yavaş hakkında yeni soruşturma iddiası: “İstasyon Caddesi Projesi” gündemde

by Sonhaber
19/04/2026
0

Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş ve 11 kişi hakkında yeni bir soruşturma izni verildiği iddia edildi. Sabah Gazetesi’nin haberine...

Trump’tan UFO hamlesi: “Gizli belgeler çok yakında açıklanacak”

Trump’tan UFO hamlesi: “Gizli belgeler çok yakında açıklanacak”

by Sonhaber
19/04/2026
0

Donald Trump, hükümetin elindeki tanımlanamayan hava olaylarına (UFO/UAP) ilişkin belgelerin yakın zamanda kamuoyuyla paylaşılacağını açıkladı. Açıklama, uzun süredir tartışılan gizli...

Ankara’da “Yaşam Nöbeti” sona erdi: Eğitimcilerden ülke geneline eylem çağrısı

Ankara’da “Yaşam Nöbeti” sona erdi: Eğitimcilerden ülke geneline eylem çağrısı

by Sonhaber
19/04/2026
0

Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı önünde eğitimciler tarafından başlatılan “Yaşam Nöbeti” dört günün ardından sona erdi. Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan okul...

Maraş’taki okul katliamı sonrası ilk istifa: İl Milli Eğitim Müdürü görevden ayrıldı

Maraş’taki okul katliamı sonrası ilk istifa: İl Milli Eğitim Müdürü görevden ayrıldı

by Sonhaber
19/04/2026
0

Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve 9 kişinin yaşamını yitirdiği okul saldırısının ardından İl Milli Eğitim Müdürü Erhan Baydur görevinden istifa etti....

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik