Sesinle senin bir şehri terk ederken

Bir daha uğramayacağım yerle veda zamanıydı, sırtımı sahildeki taşlara verdim, taşlar korurken beni, taş olmayanlar ise battı kaburgalarıma…

Nasılsa bir daha gelmem diye ağrıya dayanmalıyım dedim, bir daha ağrımaz sandım hiçbir yerim, insanın yerleri acır, yerlerinden kalan ne varsa…

Ayaklarıma denizin sesi vuruyordu, parmak uçlarıma denizin sesi vuruyordu, tırnaklarım ile etimin arasına; bana ait değildi sanki hiçbir şey, arkamdaki silah sesi, genç bir kızın başını sevgilisinin göğsünde saklaması, kendi sesimde kendimi sayıklıyordum, Ahmet Kaya dinleyen esrar içicileri, gözleriyle verdikleri selamları…

Kuru bir kalabalık içinde kendine doğru koşuşan insanlar, su faturasını ödeyemedim diyen emekli Koço.

Sonra gözlerine baktım senin, bir su sesi o gözlerine kendimi verdim. “birazdan kuduracak deniz, yüzüne şiirler çarpar” diye aklımda kalan bir şarkının birkaç dizesi.

Adam kadını göğsünden kurtarırken, ölümden kurtarmak ister gibiydi, “annem, demişti kadın”

Döndü adam kadının çenesinden yukarı tutup kaldırırken; “unutmasın annen, benim yüzümde eski bir çizgi var, haritası acı ile boyanmış eski bir çizgi, annene söyle beni bu kusurumdan tanısın.

Annem, benim eski kusurum, ağaçların gövdesine doğradıkları eski kusurum.

Adam denizi anlatıyordu, tanımadığı denizi bilmediği sözcüklerle…

Kadın başı önünde adama susuyordu görmediği denizi dinleyerek.

Ayaklarımda bir sızının şangırtısı, son defa bakıyorum denize, yarın nasılsa gideceğim, kim kimi öldürmüş bana ne!

Sustu silah sesleri, herkes saklandığı yerden başını çıkardı. Sonra herkes bir devrim rüyası anlattı. Kimse kendisi değildi aslında, herkes duyduğunu anlatıyordu. Kayalar sırtımı yokluyor, gitmem dedim gitmem, burada kalmalıyım; ben suyun dağdan ayrılan sesiyim, ben suyun kendini düzelten elbisesiyim dedim. Ayaklarımı yokluyordu acı, ayaklarımı yokluyordu geçmişim. Bir rüzgâr, bizden ayrı bir rüzgâr aramıza vururken; kalk diyor arkana bak, ardında bıraktığın acıların sesini dinle, ayaklarına uyma…

İçi kırmızı olan terliklerini hatırlıyorum, içi kırmızı olan her şey canlıdır diyor, elini kadının kalbine kaldıran adam, eski bir kentten hatırladığı bir rengin canını anlatıyor taşlara… Taşlar, ahh taşlar, sizdeki sabır yok mu…

Başını önüne alıyor sonra adam, taşların birbirine sabrını sınar gibi bakıyor bırakılmış o derin boşluğa, sizdeki sabır bende olacaktı ki, diyor!

Sesler geliyor, sırtını döndüğü yere yüzünü dönmeden, suyu, suyun sesini, kayaları, kayaların boşluğunu anlatıyor ölü balıklara.

Arkadan bir ses, onca allahsızlık diyor, onca yoksulluk diyor, bu yüzden vurdular onu derken, genç çocuk kalbini bir solungaç yapıyordu sevdiğine; taşlar görüyor, boşluk görüyor, deniz görüyor ben susuyordum… Yoksulluk muydu yoksa Allah mıydı, bilmiyorum!

İki şeye büyüdük en çok bu kentlere göçtüğümüzde, yoksulluğa ve Allah’a.

Kalbinde olan biri hep bir ötekine kapı araladı, biri diğerine yaşadı, biri ötekinin arayışı oldu…

Genç kadının başını göğsünden çıkardığı adam bana bakıp; abi biz neden hiç hafif yaralı kurtulamadık, ambulans bize neden hep geç kaldı böyle, sırtımızda vurdukları adamlar neden yaşamadılar!

Kalktım ayağa arkama baktım, konuşuyor kimileri; bu kent için erken doğmuştu daha diyordu bazıları, çok uzakta doğmuş, gençti daha, yazık, diyorlardı. Başım döndü, başım çok döndü anne, yaramla nasıl karıştırırlar beni dedim içimden, oysa yüzümdeki izi hiçbir ipekten mendil silmez sanmıştım, bu iz benim eğilmem oldu. Eğildim, yüzüne baktım çocuğun, çok uzaktan doğmuştu o da, alnına elimi verdim, ölüm alından mı ölçülüyor dedim içimden, bilmiyorum, bir kırmızı kan mıydı, can mıydı yoksa. Bilmiyorum!

Ölü balıklar konuşuyor, nedense ölü balıklara kimse inanmıyor, ölü balıklar kendini kayalara vuruyor, kendinin olmayan kayalara, ayakların şahit oluyor bütün bunlara, ayaklarında kırmızı bir terlik, içinde kırmızı bir can…

Bu yüzden inanıyordum sana, annene söyle doğru bilsin beni dedi adam, ölmezden önce.

 Mazlum Çetinkaya

 

 

 

 

 

 

Haber Etiketleri
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x