SOLUN KENDİ GÖBEĞİNİ KENDİNİN KESMESİ

HomeManşet Haberler

SOLUN KENDİ GÖBEĞİNİ KENDİNİN KESMESİ

Mektuplar&Rüyalar

Naim Kandemir

22 Ocak 2022
Çanakkale

Cengiz!
Bugün dahi maalesef okumuş kesim içinde siyasal İslamı anlamayıp, iktidar partisini de hâlâ sıradan bir siyasi parti olarak görenler var. Hal böyle olunca bu kesimde çeşitli olaylar anlatılarak, sarı öküzü vermeyecektik temalı kıssalar nakledilip duruluyor. Bu sarı öküz işini yıllar önce bizim Sırrı güncellemişti ve pelesenk oldu gitti bazılarının dilinde.
Sarı öküz etabı çoktan geçildi. Ülkenin nereye getirildiğini görmek lazım. Sarı öküz mü kaldı Cengiz? Sarı öküz kesildi ve parçalarını 7 fakire bile vermeyip mezbahadakiler paylaştı. Sıra sakatatlarına geldi!
Olaya buradan bakınca toplumdaki muhalefetin kifayetsizliği daha iyi anlaşılıyor. Meseleye kitabi bakıp yol almak mümkün değil. Hayatın içinde olup ülkeyi ve toplumu bataklığın içine yuvarlayanların zihin yapılarının işleyişini kavramadan kıssalarla, ezberlenmiş kavramlarla yol alınamaz.
Senin sık sık söz ettiğin Çernişevski ve Belinski’nin Rusya’daki kültürel hayatı nasıl belirledikleri çok önemli örnekler. Belinski “Gogol’e Mektup”unda Rus kültürünün haritasını çizmiş…
Bizdeki solla ilişkili okumuş kesimin dilinde en çok rastladığımız kelimeler: böyle olabilir, bu kanıda değilim… Topu hep taca atıyorlar. Bir de o geniş zaman kipini hiç ihmal etmiyorlar mı gel de illet olma Cengiz! Her şeyinize katlanalım da siz ne diyorsunuz, bir onu net söyleyin ne olur!
Şimdi diyeceksin ki Rus kültürüyle bizim toplumun kültürü arasında dağlar var! Haklısın Rus kültürü tabii ki edebiyat, sanat, siyaset, müzik ve diğer alanlarda dünya çapındaki sıralamada üst sıralarda. Rus aydını bu kültürden beslenip geldiği için bizimkilerin marifeti bu kadar oluyor. Kültürün ne kadarsa aydının o kadar oluyor! Üzücü ama gerçek bu.
Türkiye aydını nereden beslenecek? Biraz Araplardan, biraz Farslardan, biraz Ortadoğu’dan, biraz Anadolu kültüründen; ortadaki malzeme bu, kaynak bu. Bu kaynaktan beslenince de arada bir de olsa üç-beş kaliteli aydın çıkıyor ama kocaman ülke ve toplum burası, yetmiyor tabii. Çölde vaha arasan bulur musun? Onun da garantisi yok Cengiz.
Hadi diyelim; bizim okumuşların bu eksiklikleri bizi ilgilendirmez, biz işimize bakalım, desek de olmuyor. Niye? Ortalık civcivlenmeye, yeşillenmeye başladığında bu tipler yine köşe başlarını kapacaklar ve toplumdaki muhalefeti, gelişme dinamiğini bir şekilde etkileyecekler. Sıkıntı burada başlıyor. Bizim sosyalist yapılar da zayıf olduğu için bu eksik feylozoflar ülkedeki sosyalist yapılara düşünsel düzeyde de olsa sızıyorlar. Bu engellenemiyor. Yoksa, kendiniz çalın, kendiniz dinleyin, demek kolay.
Senin deyiminle bunlar solu pazar, müşteri olarak görüyorlar ve üstelik de bir pazarcının tezgâh açmak için belediyeye ödediği işgaliye parası kadar bile bir ödeme yapmıyorlar! Gelip lak diye oturuyorlar baş köşeye. Bizimkiler de hürmet ediyor bunlara; vay bizim aydınımız, entelektüelimiz, sanatçımız diye…
***
Al işte Sezen Aksu meselesinde sol muhalefet ikiye bölünmüş durumda. Bir kesim eski yetmez ama evetçi olduğu için affetmiyor, bir kesim de dili kopartılmak istenenin yanında olmalıyız, mealinde savunuyor. İnsanlar sosyal medyada yazıp çiziyor ama hedefe koyulan sanatçıdan tıs yok.* İşin ilginç bir yanı da şu; iki cihanda lekeli olmakla itham edilen kesimin gönlünü almak için para ile bir PR çalışması yaptırılsa böyle iyi bir sonuç alınamazdı! Geldiğimiz noktada ulaşılan sonuç böyle bir PR bedavaya getirildi adeta! Tamam, isteyen mazlumu, mağduru savunsun da birileri de net bir şekilde özür dilemeyi öğrensin artık. Çocuk değiliz!
Sırası geldiğinde bir kesime hakkın olmadığı kadar dilini uzatacaksın ama biri çıkıp dilini koparmaktan söz edecek ve sesin çıkmayacak. Neden? Yoksa eskisi gibi direkt telefon görüşmesiyle bir garanti alınıp da insanlar bilmeden bir danışıklı dövüşte kendini mi paralıyor yoktan yere? Bu tür düşüncelere mahal vermemek, hedefe koyulanın yapacağı açıklama ve tavırla mümkündür. Gerçi bizim kafamızın netliğini Magazinin Gör Dediği** diyaloğumuzda sen çok güzel anlatmıştın.
***
85 milyonluk bir ülkede, iyi kötü yüz yıllık bir sosyalist hareket var. Azımsanmayacak deneyimleri olan bir sosyalist hareket; 71-80 ve Gezi gibi Ortadoğu pratiğinde önemli deneyimler…
Böyle bir siyasi mazisi olan bir ülkede kastettiğimiz insanlar, toplumsal muhalefette baş köşelerde olup bir şekilde toplumsal muhalefeti etkileyip, zaman zaman da yönlendirmiş insanlar. Bizim ders çıkarmamız gereken taraf bu değil mi? Diyaloglarda sık sık dile getirdik; sosyalist hareket kendi aydınlarını, sanatçılarını, entelektüellerini yetiştirmediği sürece bu iş olmaz, bu işin üstesinden gelemeyiz, diye.
Toplumda hâlâ kural: kış kışlığını, puşt puştluğunu yaparsa, çözüm; sosyalist kesim olarak bu durumdan muzdarip olunup çözüm yolu için adımlar atılması, solun kendi göbeğini kendinin kesmesi gerek. Solun önündeki görevlerden biri de bu. İnsan yetiştirmek için gerekenleri yapmadan yeni insan hayali kur, olacak iş mi? Sosyalizmde yeni insan; nasıl olacak bu? Önce herkes kendinden, yanındakinden başlasa ya…
*Bu yazı yazıldığı saatte Sezen Aksu henüz konuya dair açıklama yapmamıştı.
**Hayat Üzerine Diyaloglar, sy.125, Notabene Yayınları, 2018

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments