Olduğu Gibi Diyaloglar-4
Cengiz Türüdü&Naim Kandemir
Naim- Cengiz, sana taşradan iki anekdot aktaracağım.
Baba-oğul sabah steyşin otomobilleriyle iş yerlerine giderken, yol vermeden dolayı diğer bir otomobildekilerle kapışınca, ağız dalaşı başlıyor gençler arasında. Karşı otomobildeki gençlerden biri sunturlu bir küfredince yaşlı adam delikanlılığını hatırlayıp iniyor araçtan ve müracaat çorabının içinde taşıdığı sustalısına!
Kısa bir vuruşma hepsini polisin karakola götürmesiyle bitiyor. Sırayla ifade veriliyor. Karakol amiri şaşkın:
-Amca, senin bu kavgada ne işin var? diyor hayretle.
-Küfür edene kadar sakindim, küfür etmeyecekti amirim!
Küfür eden genç ifade verirken ihtiyar delikanlı atlıyor:
–Delikanlıysan g.tünden sustalı yediğini de söylesene lan!
Polis uyarıyor:
-Sus amca, hapse gircen…
-Küfredeni affetmem! diyor ihtiyar delikanlı.
Neyse ki en sonunda, küfürbaz taraftaki gençlerin şehrin kabadayılarından birinin yeğenleri olduğu ve ihtiyar delikanlının da gençliğinden o kabadayıyla bir hukuku olduğu anlaşılınca sorun çözülüyor.
***
İki oğul bir babanın çalıştırdığı iş yerine yine aynı iş kolunda malzeme satıcılığı yapan bir esnaf geliyor ve iş yerindeki küçük oğulun, onun istediği angarya bir işi yapmaması nedeniyle mekânda ulu orta küfredip, kapıyı çarpıp gidiyor. Küçük oğulu baba tüm olgunluğuyla frenleyip olayın büyümesine meydan vermiyor. Dışarıya müşteriye gitmiş olan büyük oğul mekâna girer girmez, kardeşi yapıştırıyor:
–Mekâna küfretti abi!
Abi, kasayı açıp kapayıp mekândan fırlayıp gidiyor. Aradan 10 dakika geçmeden arastada kıyamet kopuyor. Koşturanlar, bizimkilerin mekânına seyirtenler… Mesele anlaşılıyor. Büyük oğul, küfürbaz malzemecinin dükkânına gidiyor:
–Selamün aleyküm
-Aleyküm selam…
-Bir çayını içerim.
Çay yandaki ocaktan birkaç dakikaya geliyor. Çayından bir fırt çekip misafir abi ayağa kalkıyor ve küfürbaz esnafa:
–Mekâna küfretmek delikanlılığa sığar mı? Bak, mekân böyle dağıtılır!
deyip dükkânın duvarlarını, vitrini, camı pencereyi belinden çıkardığı tabancayla tarıyor. Bu arada dükkân sahibi nerdeyse şehrin bitiş tabelasına varmıştır!
Tarayıcı yürüyerek saatli meydandaki karakola girip,
–Ben falanca dükkânı taradım, bu da silah…
deyince polis memuru soruyor:
–Niye kardeşim yaptın bunu?
-Mekâna küfretmeyecekti!
***
İnsanların kutsalları değişik değişiktir. Kimisinin anası-avradı-bacısıdır, kimisinin dini-peygamberidir, kimisinin mekânıdır, kimisinin partisidir-futbol kulübüdür…
Tarih boyunca ve günümüzde kutsala saldıranlara, küfredenlere değişik zamanlarda değişik tepkiler verilmiştir. Bu tepkilerin nasıl olacağını, şiddetini kestirmek kolay değildir. Gün gelir sünepe görülen bir insan veya topluluk kutsalına dil uzatıldı mı ortalığı elli altıya verebilir. Bu tür davranışlarda rasyonellik bulamayız. Bir pire için yorgan yakanlar çıkabilir.
Cengiz- Bir mahallenin kültürü devletin üst makamına taşınınca bütün dünyaya rezil olunuyor.
Öbürü diyor; leşler, sürüngenler; tam sokak ağzı. İnsan, üst düzey yöneticilerin ağzından çıkan kültür cümlelerini saymak istiyor, yok! Hep hakaret, hep küfür! İnsan neden küfreder? Güçsüzlüğünden, kuyruk acısından… Korktukları nedir acaba? Diktatörler için en korkulacak an; korkulacak bir şeyin olmadığının düşünüldüğü andır!
Naim- Belki de diyorlardır kendi kendilerine: Biz bu kadar kötü yönetiyoruz, bu kadar hakaret-küfür ediyoruz, toplumdan ses çıkmıyor; bunda bir bit yeniği var! Acaba bizi götürecek bir şey var da biz fark mı etmiyoruz, sanrıları içindeler.
Cengiz- Bu gibiler normal uyuyamazlar; ilaçla uyurlar. Sürekli yangın var diye bağırır haldeler, telaş paçalarını sarmış. Aparatlar, çeteler, taşeronlar…
İpi çekildi mi düşecek kuklaların tedirginliği içindeler. Kendi oyununu kendi kuramayanlar, sürekli iplerinin ne zaman çekileceğinin tedirginliğiyle yaşarlar.
Milyonlarca aydın, okumuş kadına hakaret etmek nedir? Bunlar toplumun en eğitimli kadınları. Seçilenler onlara küfretsinler diye mi eğitim aldılar?
Naim- Kadınlar bunu unutur mu? Unutmaz! Bu toplumda kadınların hafızası daha sağlamdır. Hele böyle bir çirkinliği hiç unutmazlar. Hayat kadını olarak vesikalı çalışana bile toplum içinde bu kelimeyi söyleyemezsin! Söyleyeni ne hale getirirler; izle, sor bak…
Cengiz- Kullandıkları dille, verdikleri aile pozlarıyla toplumu delirttiler. Bozdular psikolojilerini insanların. Ülkede tam bir kontrolsüzlük hâkim. Bu durumdan rahatsız olan ülkede sadece solcular değil; gerçek muhafazakârlar, mütedeyyin insanlar da var.
Naim- Zamlar, pahalılık, enflasyon milleti delirtti zaten. Yetmedi, bunlar bu yaptıklarıyla insanları çıldırtıyorlar.
Örneğin, adam sağcı ve muhafazakâr, kızı okuyup aydınlanmış, demokrat, solcu olmuş, hatta Geziye katılmış… Kızın babası açıyor televizyonu, yıllardır oy verdiği kişi ulu orta kendi kızının da dahil olduğu eğitimli, demokrat, solcu kadınlara hakaret, küfür ediyor. O baba ne düşünüyor o zaman? O babanın içinden geçirdiği: yıllarca sana oy verdik, kızıma çocuğuma küfret diye mi verdik? Bu cümleyi defalarca zihninde döndürüyor. Günü gelince babalığının gerektirdiği muhasebeyi yapıp tavrını gösterecek tabii.
Cengiz- Yıllar önce kırsal kesimde; kız çocuklarını okutmayın yoldan çıkar, derlerdi ve kızları okutmazlardı. 50-60 yıl sonra yine aynı kafa! Ve gücü ele geçirdikçe ıslah olmak bir yana azıp klinik vaka haline geliyorlar. Toplumda ahlak, değer bırakılmadı. Milleti küfürbaz yaptılar.
Eskiden insanlar bazı işlerle uğraşanları gördüler mi yolunu değiştirirdi. Bugün, üst düzey görevli onlarla fotoğraf çektiriyor; gelinen hale bak. Toplumun tüm değerleri çökertildi. Bunun bedeli olur tabii. Toplum bedeli ödetmez mi sanıyorlar? Toplum, çektiğini günü gelince o çektirenlere ödetir. Bu, dünyada her zaman böyle olmuştur. Azanların sonu iyi olmaz, derler Anadoluda.
Naim- Azanı teneşir paklar!
Cengiz- Bunların yaptığı pisliği, muhafazakârlar içinde temiz kalmış, kabul etmeyen insanlar da var. Adam muhafazakâr ama çocuğu okumuş ve modern hayatın değerlerini benimsemiş. Biri çıksın ona hakaret etsin, saldırsın, aşağılasın; olacak şey mi, kabul edilecek bir şey mi bu? Türkiye kültürü bir mahallenin kültürüyle sınırlı değil. Öyle sananlar aldanır. Adam okumamış, öğrenmemiş ki…
Naim- Küçücük çocuklara bile eğitimle çeşitli davranışları öğretiyorlar ve onlar da bu doğruları yapmaya çalışıyorlar. Kaç yıldır öğrenmez mi insan, hadi bilmiyor desek bile…
Cengiz- Devlet yönetimi, hukuku,felsefesi, kurumları konularında dünyada yığınla kaynak var; bilmiyorsan öğren!
Naim- Bırak modern devleti, İslam devleti, Türk devleti desen veya Türk İslam devleti de desen; o devletlerin yöneticilerinde halkına, vatandaşlarına böyle hakaret, küfür var mı? Böyle bir hitap olabilir mi?
Cengiz- Heyt ile ülke yönetmeye çalışıyorlar! İçenler heyt diye nara atarlar, yönetici olanların böyle bir davranışı olamaz.
Naim- Bu yaşımızda devlet narası kavramıyla da tanıştık! Lümpen narası ve devlet narası! Farkı statüler mi?
Merak ediyorum; bu hakaret ve küfürleri yabancı medya mensupları nasıl tercüme edip de kendi vatandaşlarına aktardılar? Televizyonlarda küfürler bipleniyor, bu üst düzey hakaretler televizyonlardan canlı ve yaş sınırı da olmadan çocuklara, kadınlara, herkese duyuruldu…
Yetmişlerde MC(Milliyetçi Cephe)’ler zamanında Gazi Üniversitesinin müzik bölümünde faşistler piyanoların tuşlarının üzerine dışkılamışlardı. Şimdi iletişim-dijital çağdayız artık; televizyonlardan, iletişim araçlarından yapılan şey farklı mı?
6 Haziran 2022











